Hazal – Bölüm 12

Gece Gündüz
A A

Hazal – Bölüm 12

Hazal, gözyaşları içinde konuşmaya çalışıyordu. “Neden bunu yaptın? Şimdi memnun musun?” dedi.

Umut, onun karşısında hesap vereceğinden dolayı kendini güçsüz gördü bir an. Cevap vermeden oturduğu koltukta uzandı, arkasını döndü ve gözlerini kapattı.

Genç kız, onun yanından biraz uzaklaştı. Ona bir başkasının gözüyle baktı ve gördü ki taptığı adam, korkulacak bir yaratığa dönüşmüş… Sonra hayalini bir kenara bıraktı; kendine geldi ve soğukkanlılıkla bu evden bir an önce kurtulmayı planladı. Genç adamdan birkaç adım daha uzaklaştı. Salonun kapısından çıkmadan son kez baktığı sırada, ondan iğrendiğini hissetti.

Bu sırada Umut, genç kızın gidiyor olmasından korkarak, “Bana güveniyor musun?” diye sordu. Umut, kendinde nefes alacak gücü zor buluyordu. Hazal şöyle yanıtladı:

“Sana güveniyorum. Çünkü benim canımı yakmayacağından eminim! Peki, hiç Mete rüyalarına giriyor mu; sana bir şey diyor mu? Affediyor mu seni?”

“Mete, sadece rüyalarımda değil, benim baktığım her yerde! Daha çok içerek rahatlıyorum. Mete, son rüyamda, ben tam ateş edecekken eliyle bana dur işareti yapıyor. Ben de bekliyorum ve bunu bir şaka zannediyor. Ben de silahı geri koyuyorum, içki içmeye devam ediyoruz. Sayıklamalar hiç yok bu sefer!”

“Güzel bir rüya görmüşsün. Peki, onu herkes nasıl öldü zannediyor? Neye inanıyorlar?”

Genç adam bu soru üzerine, bitkin bir şekilde Hazal’a döndü. Gözünden fakir duygular okunuyordu. “Zaten ailevi problemleri vardı Mete’nin; sürekli intihar dilindeydi. Ben de intihar süsü verdim! Ailesi tereddüt etmeden onayladı, sonrasında olay kapandı.”

Hazal, tok bir sesle yanıt verdi: “Vay be, demek intihar! Bence, geceleyin kapısında yattığım psikiyatra önce sen görünmelisin!”

Genç adam, bu sözü ciddiyete alarak yanıtladı: “Hayır, asla olmaz! Doktor şikâyet eder ve ceza alırım! Kafam ne kadar bulanırsa bulansın, intihar etmeyi dahi düşünsem yine de anlatmam!”

Genç kız, bunları dinlerken ona acımaktan kendini alamıyordu… “Acınacak hâldesin, ben artık gidiyorum! Sen, derin meseleler ile baş başa kal…”

Genç adam, onun gitmesini sabırla bekliyordu ve şöyle dedi: “O zaman suçluyum ben, değil mi? Ben zararlıyım herkes için, hatta ben de ölmeliyim!”

“Karşımda eski Umut duruyor olsaydı, onun yokluğuna dayanamazdım! Ama şimdi bu kirli ellerin ve kalbinle seni sevmemi ve sana destek olmamı beklemezsin! Değil mi?”

Genç adam, “Peki tamam, bu beni son görüşün olsun! Beni ihbar etmeyeceğinden eminim… Güle güle!” dedi. Hazal, sessizce toparlanıp evden ayrıldı. Yaklaşık yirmi dakika sonra kendi evine vardığında, polise isimsiz ihbarda bulundu.

Umut, bu süre içinde aynı koltuğa uzanıp, aynı şeyleri düşünerek pişmanlık duyuyordu. Sonra aniden yükselen polis sirenini duydu.

Heyecanlanan Umut, cama yaklaştı ve polis memuru ile göz göze geldi. Hemen kendini geri çekti; o anda dizleri titremeye başladı. Karşında ise Mete belirdi. Mete, onun elini tutarak masanın üzerindeki silahı almasına yardım etti; Umut’un elinin terlediğini gördü ve elini bırakmadan silahı başına dayamak için Umut’un arkasına geçti.

Polisler, apartmana girmiş, dört katı tırmanırken Umut kendini hazır hissediyordu. Gözlerini hafif yere eğdi; karşısındaki duvarın önünde, Robert’ın hediye ettiği küçük, mor renkli ayıcığın orada unutulduğunu gördü.

Polisler kapıyı kırmaya uğraşırken Mete, onun ensesine üfledi ve genç adam ürperdi. Nefesini son kez verdi, gözyaşı bu sırada çenesinden yere düştü. Bir nefes daha alırken gözlerini kapattı; tetiği çekti ve olduğu yere yığıldı. Akan kanlar oyuncak ayının yanına kadar geldi; kokusu ise tüm apartmana hızla yayılıverdi…

Hazal, bu sırada kendi evinde, lavaboda kireç kesilen yüzüne su çarparken sayıkladı: “Bir umudumu öldürdüm ben…”

Hilal Okur

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...