Hazal – Bölüm 1

Gece Gündüz
A A

Hazal – Bölüm 1

Hazal, yaşamın en küçük ayrıntısını anlamlandırmak için kalbinde son bulmayan bir dürtü hisseden, genç bir kızdı. Bu dünya ruhsal bir gizemdi ona göre ve gördüğü her şeyden yaşam sevincine dair ilham alabilirdi. Bunu felsefeden yararlanarak yapıyordu. Özgür ve coşkulu duyguları barındıran öyle bir iç dünyası vardı ki; bunun sayesinde olaylara ve kişilere dışarıdan bakabiliyor, derin ve çok yönlü düşünebiliyordu. Hayat onu hiçbir acıyla sınamamıştı. Ne travma geçirdiği bir çocukluğu ne de maddi sıkıntıya düştüğü an olmuştu. Tüm bunları kendini dinlediği için biliyordu, her nefeste yaşam sevinci arayışındaydı. O hep güler yüzlü idi ve bu yüzden kimse depresyonda olduğunu anlayamazdı. Hazal kendini boşlukta hissetse, bunun farkına ne kadar varabilirdi? Yüzünü çevirdiği o güzel gökyüzüne, fırtına habercisi bazı rüzgârlar uğramaz mıydı? Duygularıyla bu kadar şeffaf olup, kontrol etmekten keyif alırken nasıl mücadele edecekti?..

Bir Haziran akşamında, Hazal’ın evinde herkes balkonda toplanmış çay içip televizyon izliyorlardı. Hazal çayın yanındaki kek börekten kendine tabak alıp, odasına kapandı. Bilgisayar karşısında daha önce görmediği bir arkadaşla yazışıyordu. Kendi on dokuz yaşındaydı ve ismi Tunç olan yirmi beş yaşında, esmer, zayıf bir erkekle yazışıyordu. Tunç kendini üniversite mezunu, İstanbul’da yaşayan biri olarak tanıtmıştı. Hâlbuki yalandı. Hazal ise tamamen şeffaf konuşmuştu. Az bir sohbetten sonra söylediklerine inanan Hazal, yarın buluşmaya karar verdi. Ertesi gün okul çıkışında onun yanına gitti. Tunç fazlaca parfüm sıkmıştı, her zamanki gibi bir pantolon ve kareli gömlek giymişti. Hazal ise mor bir elbise ve altına açık pembe çoraplarını seçmişti. Karınları açtı ve beraber pizza yiyeceklerdi ama Tunç pizzacının buraya yirmi dakika kadar uzak olduğunu, bunun yerine evde yemenin daha mantıklı olduğunu söyledi. Pizza sözünü geri çevirmesi onu pek şaşırtmamış olsa da bunun için boş yere ısrarcı davrandı.

Yaklaşık on dakika yürüdüler, bu sırada pek içi dolu bir konuşma geçmedi aralarında. Sonra hafif bir yokuşu geçtiler, bunun üzerindeki dönemeçte bulunan evin, döner merdivenlerinden dördüncü kata çıkıp soluklandılar. Tunç için Hazal dışa dönük, enerji dolu ve sevecen geldi. Onun tanımadığı bir arkadaşa kolayca inanacak kadar nasıl böyle yalnız kaldığını anlamadı. Saf ve temiz bir genç kızdı. Yemek yiyip kendilerine geldiklerinde Hazal, Tunç’tan hoşlanmadığını itiraf etti. Artık söylediği için çok iyi hissediyordu. Evde yarısı neredeyse tamamlanmış -on üç bin iki yüz parçalık- yapbozu yapmakla uğraştılar.

Bunu takip eden üç günün ardında tekrar amaçsızca buluştular. Fakat Hazal anlaştıkları saatten yarım saat önce eve vardı. Erken geldiği için Tunç’un dayısı Umut evdeydi. Genç adam, otuz yaşında mavi gözlü, hafif sarışın olmakla birlikte; güven uyandıran bakışlarıyla Hazal’ın kalbinde engel olamadığı bir hayranlık uyandırdı. Umut rahatsızlık vermemek için bir an önce evden çıktı ve Tunç ile Hazal salonda çerez yiyerek TV izlediler.

Genç adamın neyin nesi olduğunu Hazal çok merak ediyordu. Çünkü duvarı, camı, halısı, koltukları, tuvaletteki kırık aynasıyla; ev tümüyle bakımsız görünüyordu ve bu evin sahibi bu hoşlandığı adamdı.

O gece Hazal kendi yatağında tam uyuyacakken telefonu çaldı, arayan hoşlandığı genç adamdı. Bilmediği numarayı açtı ve Umut kendini tanıttı. Hazal ona, evi çok dağınık bulduğunu söyledi. Umut ise, o halde eve sık sık gelmesini istedi. Hazal cevap vermeden önce bir an durdu ve sonra gülümsemesinin telefonda anlaşıldığını umursamayarak “Tamam olur.” dedi.

Hazal için depresyon şimdilik ondan çok uzak görünüyordu. Oysaki duyduğu bu heves gelecekte bağlılık olarak tüm hücresine yerleşecekti. Bazen hüznü, bazen mutluluğu, bazen de uç davranışlarını meydana getirecekti.

Hilal Okur

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...