Bahçe

Gece Gündüz
A A

Bahçe

Bir adım atıyordum ve bir adım daha. Çıkmaz bir sokakta, çiçek kokulu bahçe arıyordum…

Sokaklar geziyorum, burnum kokluyor; gözlerim etrafı yokluyor. Uzaktan -bazı zamanlar sevebildiğim- sokak köpeğini görüyorum; aynı yerinde yatıyor ve o da bu çıkmaz sokağa girdiğim için, bir coşku ile karşıdan koşarak boynuma atlıyor.

Bana sarıldığında, daha önce görmediğim bir şeyi fark ediyorum. Benim boğazıma sarılı, siyah bir çiçek, onu huzursuz ediyor ve beni sırf ondan kurtarmak için ağzına alıyor.

Ben ise aksırıp tıksıran köpeğe müdahaleye girişiyorum. Önce bacaklarından aşağı tutuyorum; hiçbir yararı dokunmayınca, onu yatırıyorum. Boğazına takılan ne ise, çıkarmak için ağzını kocaman aralıyorum. Daha yakından bakıyorum ve daha çok yaklaştığımda, burnuma kötü bir koku geliyor. Bu, beni çıkmaz sokağa itekleyenlerin kokusunu hatırlatıyor! Şaşkınlık içindeyken köpeğim can çekişirken hatırlıyorum, bu kokuyu. Köpeğin, artık gözleri kaymaya başlıyor. Onun ölmesi demek, benim de ölmem anlamına gelir, biliyorum. Çünkü yönümü bulamadığım yerde tek sığınağım o…

Sonra, o kötü kokuya karşı içimde tuttuğum nefesim, bir anda dışarı fırlıyor. Köpeğin, acı çeken boğazına isabet ediyor. İşte o anda çiçek, kendiliğinden ağzına doğru çıkıp köpeği rahatlatıyor. Ben de “Şükürler olsun!” deyip rahat bir nefes alıyorum. Ona sıkıca sarıldığımda patisiyle, elimdeki ondan aldığım çiçeği atmam için birkaç defa dokunuyor.

Birbirimize sarılmış, rahatlamanın eşiğinde hissederken karşımızda heybetli, güçlü birisi duruyor. Alaycı bakışlarıyla, beni sokak sokak takip ettiğini ama gideceğim yeri de bilmediğimi söylüyor ve sözleri bittiğinde, alaycı bakışlarına dudakları da katılıyor.

Hâlbuki ben, bahçeye doğru gideceğimi biliyorum. Sadece oraya nasıl gideceğimi bilmiyorum. Yani, hissediyorum ki çiçekler dolusu bahçe var, bulmam gereken ve yalnızca bana ait olan! Bu inancım ile o güce karşı cevaplar verdiğimde, hiçbir şekilde ikna olmuyor…

O sırada aylar geçti, mevsimler değişti! Köpeğim, bir ara elimdeki bu çiçeğe baktı; dalların kolumu sarmalayarak omzuma kadar ulaştığını gördü. Zaman, çıkmaz sokakta ilerlemeye devam ediyordu.

Köpek, bu dalların boğazıma ulaşıp beni sıkıca sararak nefessiz bırakmaması için, bazen avucumdaki toprakları yalıyor, azaltıyordu. Bazen de kolumdaki sarmaşık gibi büyüyen siyah dalları kemiriyordu. Bunlar pek işe yaramıyordu. Çünkü ben, o iğrenç kokulu çiçeği, elimde tutmaya devam ediyordum ve böylece çiçek de büyümeye devam ediyordu!

O karşımdaki güç ile konuşurken aklıma sözlerimde yinelediğim, o inandığım “bahçe” geldi. Konuşmamızı -ona göre en iştahlı yerinde- kendi cümlemi yarıda keserek sonlandırdım. Sonra o güç, çirkin bakışlarını kolumdaki sarılmış dallara çevirdi; acıdı bana. “Zavallı.” dedi. Sonra, tüm koluma aynı anda dikenler battı. Çünkü ben, “zavallı” olduğumu kabullenmiştim. Dal artık omzumda idi; kokusunu çok yakından alıyordum ve boğazımı kanatması da ölmem anlamına gelirdi. Bu, onu katil, beni ise aciz kılardı!

Olayın ciddiyetinin farkına vararak ona, “Hayır, bu kadarı da olmaz!” dedim. Elime baktım; kökleri, tüm parmaklarımı, avucumu ele geçirmişti. Bunu alt etmek için sadece avucumu yere çevirdim ve sonra topraklar yere patır patır düştü. O sırada köpek, hâlâ dikenlerden kanayan kolumu yalıyordu. Ondan kolumu çektim; karşımdaki güç ise elime baktı. Dalların tutam hâlinde yere düşmesini, dikenlerin artık canımı yakamadığını gördü.

Köpek, gücün ayak diplerine eğildi. O çiçek ile aynı kokunun orada da olduğunu fark etti. Yaklaşan köpekten, güç iğrendi; ona, “Hoşt, git be!” diye kızdı. Köpek, gider gibi yaparak onun arkasına geçti; sonra beş adım arkasından, vahşi bir hayvan edasında avına odaklandı. Boğazını hedef alarak üzerine atladı. Sonra bedenini parçaladı ve çiğ eti, iştahla yemeye başladı.

Bu savaşma sonrasında genç kız, ağzından taze kanların damladığı köpeğe sarıldı, teşekkür etti. Onun ağzını, hemen yakındaki çeşme suyu ile yıkadı.

Ardından köpek onu, çıkmaz sokağın girişine sağ salim bıraktı. Ve genç kız, inandığı bahçenin çıkmaz sokakta olmadığını anlayarak evine doğru yürüdü.

Yürürken bir caddede başka bir köpek gördü ve elini kalbine götürerek, “Bahçe eski yeşiline kavuştu, değil mi?” dedi. Sonra sorusunu, “Evet yeşil; hatta yemyeşil! Bir daha hiçbir güç, benim bahçemi benden çalamayacak…” diyerek yanıtladı.

Hilal Okur

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...