Vezirini Kaybetmiş Satranç Tahtası

Gece Gündüz
A A

Vezirini Kaybetmiş Satranç Tahtası

Oda karanlık. Beyaz tavan kendi rengine küskün. Duvarlar ayrı bir yasta. Camdan vuran ışık donuk ve mat. Kitaplarım sessizce rafta bekliyor. Ben, umutsuz. Terk edilmişlik ve ıssızlığın kol gezdiği bir gecedeyim. Sarılabileceğim birçok et parçası var. Lakin ruhuma dokunabilecek insan yok. İstenmezlik hissiyatı içimi dolduruyor, bir şelalenin dibindeki çukuru doldurduğu gibi. Yine birkaç damla yaş düşüyor gözümden, seneler önce dinleyip de birçok gece gözyaşı döktüğüm bir müzikle…

Kelimelerin hızına yetişemiyorum azizim. Kelimeler benden daha hızlı. Kafamda dönüp duran bu düşünce hâkimiyetinin vermiş olduğu durumu tutamıyorum. Avuçlarımı doldurmayan bir zamanın içindeyim azizim. Dışımda gülen bir ahtapot suratı, içimde ise ağlayan bir kuş… Uyuşmuyorum azizim, uyuşmuyorum… Ne kendimle ne insanlarla ne kelimelerle ne zamanla ne varlığımla… Hiçbiriyle uyuşmuyorum, uyuşamıyorum. Ben yalnızca tutuşuyorum bir mum gibi. Sükûnetin durmadan yankılandığı kapkaranlık bir dünyanın ortasındayım, orada kimseler yok… Bomboş bir karanlığın ortası… Kendimi tanımam için ne referans alacağım bir kimse var ne de yerimi bulmam için bir nokta… Tek başına galibiyet ve yenilgi… Kendi kendine bir savaş… Tek bedende milyonlarca piyon düşünceler… Tüm piyonlar meydanda… Lakin bu oyunun şahı kim, veziri kim? Bilinmiyor. Bilinemiyor. Şüpheli bir oyuncu kadrosu içinde, semersiz bir hayat yarıştırmaktayım. Kimlerle koştuğumu, kimlere koştuğumu bilmiyorum. Sebepsizliklerin yumak olduğu yerde dikilmekteyim, bir put gibi. Sanki biri dokunsa yıkılacağım; tüm parçalarım, tüm düşüncelerim, tüm düğümlerim yere serilecek ve ben, şeffaf bir halde hâlâ ayakta duracağım…

Anladım ki satranç tahtası olan odamda, şah da benim, vezir de benim, piyon da benim. Tüm parçaları kendi içimde taşıyorum. Kendi kendime bir saydamlık mağlubiyeti içindeyim. Bu satranç tahtası, bir piyonunu kaybederse aynı zamanda şahını da vezirini de kaybetmiş olur. Beni bir izleyen var. Satranç tahtasının üstündeki göz, üzerime sabitlendi, bir çivi gibi. Satranç sıcak bir yarış değil fakat terliyorum. Karelerinde mayın olan tahtanın üzerinde, semersiz hayat atını sürmeye korkuyorum. Kendime yenilmekten ve diğer yarımın, galibiyeti eline almasından korkuyorum azizim. Oynamaktan korkuyorum. Bu satranç tahtasının üzerinde hareket etmekten korkuyorum. Bundan önceki savaşlarımda da korkarak kaldırmıştım ayağımı yerden. Ve yine korkarak kaldırıyorum. Piyonların omzu çöküyor birden. Kalelerim yıkılmaya meylediyor. Satranç, satrançlıktan çıkıp sararmaya yüz tutuyor. O an utanıyorum kendimden. Omuzlarım, koca dağlar gibi devriliyor kollarımın sıyrık hecelerinden…

Hanım Zeliha Göksu

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...