Çelik Zırhlı Merdümgiriz

Gece Gündüz
A A

Sokaktaki kediler, çakıl taşlarına sıvanan yalnızlığıma tanık oluyor. Kelimelerim tükeniyor, onlar tükendikçe ben de tükeniyorum.

Yok sayılmaya o kadar alışıyorum ki artık hiç var olmadığıma inanıyorum. Ve hiç var olmamış bir siluet olarak, diğerlerinin gerçek varlığına inanmıyorum. Çelik zırhlarla örüyorum ütopyamı; bazen de distopyamı. Hafızamda çuvallar dolusu çivi, batıyor sürekli hatırladıklarıma. Gözlerimden ıssız kum taneleri süzülüyor, yanaklarımda kocaman deniz orduları… Amiraller kavgaya girişiyor her bir süzüntüde. Kirpiklerim dalgalanıyor bir bayrak gibi.

İçimde kuzgun bakışlı bir ahu. O ahu ki herkese küskün, dili lâl. Sarı yapraklar gibi yalnız, ordularca kalabalık ve bir kayalık gibi sarp.

Kuş konmayan pencerelerin ketumluğunu okşuyorum cansız nefeslerimle. Titriyor ahunun gözleri. Ve bir ummanı hatırlatan bakışlarıyla bana veda ediyor…

Dakikalar geçiyor içimden, soğuyor güneş, alazlanıyor içimdeki kum fırtınası ve can karmaşası. Dikenlerim büyüyor ipekler üstünde. Yalnızlık, bir karaltı gibi dikiliyor işlek merdümgirizliğime. Sesler parçalıyor sükûnetimin altın kanatlarını. Yollar, ayaklarıma prangalanıyor ben gitmek istedikçe bu şehirden.

Her gece, farklı tekerrürleri doğuruyor boş gözlü duvarlarım. Çok fevri davranıyor, daha çocuk heyecanlarım. Yalnızım… Anlıyor musunuz? İliklerime işliyor bu yok sayılmışlığın sancıları.

Belki de dünya, bu kadar elemi bir arada taşıyamadığı için eğiliyor ve kamburlaşıyor… Ama sorsanız: Normaldir bu; çünkü dünyanın ekseni böyledir. Dünya, sırtını güneşe her döndüğünde ağlıyor hâlimize. İşte bu, birçok insanın içindeki savaşın, dünyanın gözlerindeki derin zulmete yansımış hâlidir.

Hanım Zeliha Göksu

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...