Beynimdeki Telafisiz Kesikler

Gece Gündüz
A A

Beynimin içinde telafisi olmayan kesikler var. Kafam giderek; delik deşik edilmiş, can yeleklerine dönüyor. Nereden baksanız bir elek gibi… Düşüncelerim, bir gaz gibi ortama karışmaya başlıyor; ama bu öyle salına salına bir karışma değil. Bu, kafamdaki düşüncelerin dışarı hücum etmesi; giderek, diğer kafalara kendi varlığıyla basınç uygulaması, ortamda havanın azalması, nefes alış verişlerin azalması, ağlayarak hayata devam etmekle ölerek tüm bu saçmalıklara bir son verme düşünceleri arasında gidip gelen bir ip gibi sallanmak…

O ipin ucundaki beyne saplanacak bir bıçak olmak, dağılmak, saçılmak… Karanlıkların, bir virüs gibi bedenimdeki diğer uzuvlara sıçraması… Ve kimsenin, perdenin arkasındaki bu karanlığı görememesi… Defalarca ölme isteğinin zihinde gerçekleşmesi ve her güneşin doğuşunda zihnin kendini uçurumdan aşağı atarak tekrar ve tekrar öldürmesi. Güneşin doğuşu, beynimin ölüşü demektir. Ay, gökyüzüne on iki saatten fazla tutunamadığı için güneşe muhtaç. Zihinse ölüme. Hayata tutunamadığı için ölüme muhtaç olan başka bir ölüm türevi.

Dünyadaki seslerin beynimi parçalayıp geçmesi… Mutluluk sözleri söyleyen insanlar, optimistler, kişisel gelişimciler, “Her şey çok güzel olacak.” diyenler… Sanırım bunlar, zihnin ölmesinin ne demek olduğunu bilmiyor ya da düşüncelerin bedenden çılgınca fışkırmak için kaburgalarına basınç uygulamasını… Görüntülerin yamulması, seslerin beyne ulaşmadan önce defalarca eğilip bükülmesi… Tüm bu hücre israfı… Artık, yalnızca ölmek eyleminin tüm bunları durduracağından şüpheliyim ama yine de ölümün beni bunlardan sıyıracağını düşünmek, beynimi bir pamuk tarlasına çeviriyor. Beni yaşama düşüncesi değil, bir gün öleceğim gerçeği huzurlu kılıyor.

Hanım Zeliha Göksu

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...