Ben Her Yerdeyim

Gece Gündüz
A A

Ben Her Yerdeyim

Tüm gerçek anlamlarım, bacaklarımdan sızıp birer birer kaldırıma dökülüyordu. İçimi yansıtan renksiz bir sokaktaydım. Gökkuşağı sanki dünyaya küserek, uzayın derinliklerine akarak kaybolmuştu. Neon ışıklar havada uçuşuyordu. Birden yerçekimi kuvveti ihtiyarlamaya başladı. Anlaşıldı. Yerçekimi kuvvetinin ölümü gelmişti artık. Çünkü tüm öğretmenlerin de dediği gibi: “Her şey doğar, büyür, gelişir ve ölür.”

Arabalar da uçuşmaya başlamıştı. Evler, kafeler, dükkânlar… Hepsi temelinden sarsılıp içi Helyum gazıyla dolu birer balon gibi havalanıyordu. Üzerinde yürüdüğüm gri kaldırım taşları da çoktan sökülerek dünyanın zeminine veda etmişlerdi. Bir tek yerde duran bendim. Ayaklarım gülle gibi olmuştu, sanki daha fazla ağırlaşıyordum. Acaba tüm bu düşünceler, bu sefer gerçekten bir ağırlık yapmaya mı başlamıştı üzerimde?

Sanki bedenimden aşağı toprak atıyorlardı. Yoksa ölmüştüm de hayal mi görüyordum? Hâlâ dünyada mıydım? “Hayır, dünyada değilsin! Hiçbir zaman da olmamıştın zaten…” diye bir ses yükseldi boşluktan. Ağırlaşan bacaklarımın, deprem etkisi yaratacak kadar titrediğini hissediyordum. Usulca arkama döndüm. Kimse yoktu. Ama… Ama nasıl olur? Bu ses de neydi böyle?

“Beni mi arıyorsun yoksa?” dedi aynı ses. Korkuyla karışık bir heyecan içinde, “E… Eve… T. Evet.” diyebildim. Bu sesin mimiklerini hissedebiliyordum. Ama kendisi ortalıkta görünmüyordu. Acaba uçuyor olabilir mi diye yukarı baktım. Orada da değildi. “Neredesin?” diye fısıldadım duyacağını umarak. Sonra belki duymamıştır diye aynı soruyu bağırarak tekrarladım:

“Neredesin!”

“Buradayım! Senin zihninde…”

“Ne arıyorsun orada?”

“Zihnin çok karışık. Adım atılacak yer bile yok. Neden bu kadar karmaşıklaştırdın düşüncelerini?”

“Karmaşık bir dünyanın ortasındayken nasıl olur da karmaşık olmayan bir zihne sahip olabilir ki bir insan? Bence asıl başarı budur. Karmaşık olmayan bir zihin.”

Konuştukça merakım artıyordu. Yavaşça etrafta ilerlemeye başlamıştım. Yabancı ülkeden gelen turistler gibi biraz şaşkındım. Tüm bunların nasıl olduğunu hâlâ anlayamıyordum. Tüm o şikâyet ettiğim kalabalık neredeydi? Tam aklımdan bunlar geçerken bizzat zihnimin içinde bulunan -bulunduğunu iddia eden aynı ses- şöyle dedi:

“Öncelikle dünyada olmadığını bilmelisin. Hiçbir zaman bir dünyanın içinde değildin. Tüm o şikâyet ettiğin kalabalık, senin ayrı birer parçandı. Aynı atomlardan ve hücrelerden oluşuyordunuz. Hepiniz birleşerek gerçekliğin kendisini oluşturuyordunuz. Gerçekliğin, ayaklarının altından aktığını hissetmiştin değil mi?”

“Evet…”

“İşte, o akan gerçeklik parçaları, aslında senin birer parçandı. Sen, bu gerçekliği zihninde daha fazla parçaya ayırdığın için tüm bu simülasyondan sanrılar giderek yok olmaya başladı. Hiçbir zaman bir kaldırımın üzerinde yürümedin. Hiçbir zaman vücuduna, kendi atomlarından farklı olan başka bir atom almadın. Sarıldığın insanlar, baktığın ayna, izlediğin gökyüzü, içtiğin su… Aslında hepsi sendin. Kendi kendini devreden bir makinesin sen. Hatta sen, tam olarak bir sen değilsin. Sen, kendinin bir parçasısın. Ancak bunların hepsi bir noktada toplandığında seni oluşturmuş olacak.”

“Ama nasıl olur?”

Şaşkındım. Anlamaya çalışıyordum. Bu sese hak vermeye başlamıştım.

“Evrenin kodlarından birinin ürettiği ürünsün sen. Bir ürün olarak evren tarafından, yine evrenin kendisine sunuldun. Eğer işe yaramadığın tespit edilirse seni üreten evren tarafından yok edileceksin. Yaşlandığında da aynısı olacak. Yani her durumda öleceksin. Gerçeklikler böyledir. Küçük küçük noktalar hâlinde, gaz molekülleri gibi içine konuldukları kabın içinde muhteşem bir enerjiyle sıçrarlar, dönerler ve ötelenirler. Gün geldiğinde artık fazlasıyla yavaşlamış bir hâlde olurlar. Evren de kendi dinamik yapısını zinde tutmak için yok olma vakti gelmiş varlıkları ortadan kaldırır. Ve onlar, bir geri dönüşüm mekanizmasından geçerek restore edilirler. Kaybettikleri enerjileri, bir çeşit pil düzeneği sayesinde geri kazanırlar. Sen de bilirsin ki enerji hiçbir zaman yok olmaz, yalnızca form değiştirerek başka şeylere dönüşür.”

Enerjinin, form değiştirerek bir insan bedeni hâlini almış bir enerji parçası olarak, zihnimdeki sesin söylediklerini bilinç mekanizmamda öğüttüm. Ne zaman ne oldu hiç bilmiyorum. Ama şu an buradayım. Belki yanınızda, belki zihninizde, belki arkanızda, belki de hiçbir yere ait değilim. Ama sizin bir parçanız olarak bildiğim bir şey var: Beni herhangi bir yerde aramayın. Ben her yerdeyim…

Hanım Zeliha Göksu

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...