Saklı Ağıtlar

Gece Gündüz
A A

Saklı Ağıtlar

-I-
Kimliksiz bir Temmuz
Kınla süsler evini kadın
Zemheri uykuda, kadını ev.
Her şey başka bir aynı.
Bilinmez bir zamanın düşüdür
-bu kâhinin yoklaması-

Engin bir bahçede bir papatyaya uzanıyorken
Kapı gürültüyle vurulabilir, irkilebilirsin
Ela gözlü esmer çocuğu hızla kolundan çekebilirsin.
Canının acımadığını söyleyebilir,
Sana
Ölümünden de söz etmeyebilir
Bu sessiz film oyununun tam ortasında yaşanabilir,
Gardırop “tabut” kelimesini anlatmaya hazırlanıyordur
Ve sen gözü yaşlı Manana
Onu
Oraya
Bilmeden
Bırakabilirsin.
Ela gözlerin siyah gölgeleri vardır, sonra renksizlik başlar.
Kapı yok edilmenin hazzına varabilir.
-bu kâhinin ikinci yoklaması-
Etraf daima seni izler
İlgisiz komşular edinirsin
Hem de hiç durmadan,
Hiç yaşamadan bir evde.
Anılar aitliğini reddedebilir
Fakat ağlamanın zamanı anlamanın zamanıdır.
Kitaplığındaki tüm kitapları
Birdenbire okumak isteyebilirsin.
Birdenbire seni okumak isteyebilirler.
Gizlenecek duvarların olmadığı düşüncesi
Sana evler inşa ettirebilir
Yapabilirsin
Henüz gençken
Henüz seviyorken yağmurda ıslanmayı.
Uzun kolalı eteğin
Gri çizgilerine büzülmüş
Ordulara bakıp
Anlayabilirsin.

-II-
Yanınıza yaklaşmak isterdim Bayan Manana
Hayaliniz her şeyi değiştirdi.
Önce uzaklar küçük sokaklara dönüştü.
Sonra engeller bir bir körleştiler.
Savaşı da ağıtlarınız sonlandırdı.
İşte döndüm.
Kilimin üzerinde uzanıyor olmanız Bayan Manana
Orada bile bir şiiri andırdığınızı söylemek isterim
Şu anda okunduğu gibi,
Bunu siz de duyuyor musunuz?
Belki de morarmış ellerinizi ısıtmalıyım.
Ben hep bunu isterdim
Zemine dayayıp tüfeğimi
Dipçiğinden kanlı bir denge yakalamak
Hep bunu isterdim.
Eğilmek
Eğilmek
Kolalı eteğinizin yüzeyinden ruhunuzu çekene dek.
Sonra sizin de eğilmenizi beklemek
Beklemek
Beklemek
“Dışınnnnn!”
-işleri dümdüz eden bir kâhinin ölümü acı verici değil-
Hayır hanımefendi, onlar da değil.
Dudaklarınız fısıldayacaklarımı manasız bulabilir
Onlar
Sarışın bir işgal subayının dudakları dışında
Her şeyi manasız bulabilir.
Ben
Narin kulaklarınıza fısıldamalıyım.
İzin verin.

-III-
Aramak
Uzun süren bir savaştan sonra
Yorgun
Aramak onu.
Herhangi bir şeye benzediği yalan,
O hiçbir şeye benzemiyor.
Çizgisizliği ifşa edilmiş
Tüm kabukları kalın ve sert bilen bir adam tanıyorum
O büyük bir yanılgıyı kabuk edinmiş.
Kendisine söylemiyorum
Neden sustuğumu hep merak etmiştir
Hep edecek.
Öyle şeyler gömülü ki toprağımda
-o bunu biliyor-
Dillendirecek nefesi ciğerlerime doldurduğum an
Artık onu göremem
O ve kabuğu gitmiştir
O boşluklarındır
Boşluklar onun.
Konuşmak toprağı canlandırabilir.
Durağan toprakta günlerce ıslanabiliriz.
Uyanan topraktan ürkmeliyiz.
Susmak, sabır aynalarının umutlandığı
Önemli bir ayrıntı
Yoksa bir “sinameki” olmayı kim ister,
Sadece susarak en büyük muhatabı olmak
Seslerle örtünmüş
Suretlere bölünmüş
Soruların.
Bu yüzden
İşte konuşuyorum!
Bir şeyi bilmek istiyorsam
Söylenildiği yerden daha yakın bir yer bildirilmiştir.
Oraya giderim.
Sizler bunu düşünmeyerek
Çiçek satıcısının yüzüne de iyi bakmadınız,
İyi ki bakmadınız!
O çiçek fesleğen kokar, fakat değildir
Bedelsizlik gibi büyük bir bedel
Anaç bir pazarlıkla son bulur
İnce yeşil bir dalla
Yitirilişini devretmiştir adam
-adam varlığının noktasız virgülsüz rahatlığında-
Her şiirin bir hikâyesi vardır, olmalıdır.

Küçük zarflarla taşınan sevinç çığlıklarını
Kâğıt yuvalarından hiç çıkarmamak gerekebilir.
Yeniyetme servetler dev bir çığda
Yeniyetme bir ağaç gibidir.

Ağaç altlarında bilerek unuttuğum karalamalar
Çöplerin sahiplendiği buruşmuş öyküler

Şimdi
Boğulana dek
Bilincime
Geri
Akabilir
Mi?

Halil

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...