Gece: Duyuşun Gizli Parantezi

Gece Gündüz
A A

Gece: Duyuşun Gizli Parantezi

“Çünkü burada gündüzleri bedenler yararlı otlarla iyileştirilir; geceleriyse kafalar zehirli otlarla hasta edilir.”  Gülün Adı / Umberto Eco

Bir çatlak, vazonun tercih ettiği türden bir elbise midir ya da o, sinsi bir manevrayla vazoya yerleşerek mi varlığını meşrulaştırmıştır? Aslında bir çatlaktan söz ederken onun oluşuyla ilgilenmiyoruz, dolaylı ve doğaç bir kaygıyla çevreleniyoruz. Perdesi düşen bir pencerenin önünde ‘dışarısı tarafından görülme’ olasılığıyla bulunduğu noktaya çivilenen, an’dan ve anlık olandan uzaklaşan, zamanın ipini sırf kendi ağırlığıyla bile düğümleyebilen kimseler gibi… Bilmeyiz, bu noktada çatlak, genişleme özgürlüğünü bir koz gibi içerisinde taşır. Vazonun tümüyle yok olmaması için gösterilen bu özerk titreyiş, böylelikle vazoyu var da kılmaz. Vazo çatlar, ışık içeriye girer ve vazonun beslediği karanlıkta ölümcül bir kesik oluşur, edimsel olan hep bu sırayı kekeler. Çünkü ilk düşünüş gördüğü çiçeği daima koparır, ikinci düşünüş onu suya koyarak canlandırmaya çalışır ve üçüncü düşünüş ise gözümüzü yeni çiçeklere dikmemizi sağlayan ağıtları var eder. Buna karşın gerçeğin damarı, bedenin arkasında, görüşün çaprazında kümelenir. Körlüğün derecesini arttırmayı ve hatta bir şeyi tanımlayabilmek için ona dokunmak gerektiğini bildiren bir us var eder. Sis, karanlık ve karmaşa sanılanın aksine çoğu kez manzarayı iyileştiren bir cam gibi yetilerimize yapışır ve aslında hareketsizliğin bize tanıdığı telaş, ‘neden göremediğimiz’ dahil birçok şeyin basit gerekçesidir. Çünkü ışık asla içeriye girmez, vazo, bu çatlağı sahiplendiği anda, kendi karanlığını yani kendi ‘gecesini’ dışarının gecesi ile paylaşmayı seçmiş olur ve varılan hal, bu yönüyle, olağan dışıdır.

Gecenin verimli bir ilham süreci olduğu yönündeki ünü oldukça yaygındır. Birçok üreti onda meydana gelir. Fakat her taht hikâyesinde olduğu gibi, geceye sunulan bu tacın da arkasında bir hile yatar. Gece hamdır, incelikten yoksun olarak yazılmış metinlerin ruhunu taşır. Dolayısıyla en fazla tashihe ihtiyaç duyan, tehlikeli boşluklara itilme ihtimaline karşın örgütlü bir seferberlik halinde ‘görünmeyeni’ görevinin başına çağıran gizli bir disiplindir o. İnsanın yaratma arzusunun kızmaya başlayan bir fırın gibi bir şeyleri pişirmeye hazır hale getirmesi de onda mümkündür. Bu anlamda o, tüm yaratıların hapsoldukları yerden çıkmaları için hep birden yüklendikleri, keşfedilmiş, fakat buna karşın sıklıkla tıkanarak içerisindekileri küçük ölçülerle sızdıran bir yırtıktır. Daha saf bir tanımla, gece apaçık bir hatadır, hakikati örten düzen için önüne geçilemeyen bir salgındır, sıkışmış bir çekmecenin içerisindeki bir mücevher veya çekmecenin kendisi değildir. O, sıkışmış bir çekmeceyi açmamızı sağlayan birikimden başka hiçbir şey değildir.

Gece hesaplı bir karanlıktır, bir bütündür ve bütün, çoğu kez anlaşılmazdır. Anlaşılmaz kalmak isteyen ise parçalara ayrılmamak için şiddetli bir direnç göstermelidir. Gece de anlaşılmaz kalmak adına çaba harcar, saklar, kaçırır, örter veya soyar. Bunu da kuşkusuz bizim taşımaktan vazgeçtiğimiz kırılgan bir ruhla yapar. Bu ruh kendi gövdesinde dolaysızca yaşayacak kadar güçlü değildir, araştırır, sorar, danışır, türlü formlarda gezinir ve ‘başvuran’ sıfatını kaybetmek konusunda usdışı bir korku taşır. Kendi sınırlarının ona işaret edilmesi fikrine karşı çoğalarak, kendinden bunu ‘isteyen’ ve ‘istemeyen’ olarak iki farklı gövde yaratır, çoğu kez bu gövdeleri çetin bir şekilde savaştırır, bunu yaparken her iki gövdesi için de dışarıdan taraftar toplamayı da ihmal etmez. Dolayısıyla iç bölünüş kitlesel bir geçerlilik kazanır, belirginlik kırılır. Nasıl ki bir cümle, daha iyi anlaşılmak için mümkün olduğunca öğelere bölünüyor, sürekli olarak kendisini açıklayan küçük ara sözlere ihtiyaç duyuyor ve aynı zamanda bu ara sözlerden aslını korumak amacıyla onları parantezlerde alıkoyuyorsa; gece de, duymanın, görmenin ve dokunmanın yaşam aralıklarına serpiştirilmiş gizli bir parantezidir.

Halil

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...