Istırap Günlükleri

Gece Gündüz
A A

Istırap Günlükleri

“Yarın,” dedim, “Umudum zerrelere bölünmüş olsa da kuyudan çıkarım.” Ellerimde yara izleri, tırmanmaya çalıştım. Bir arpa boyu yol alamadan, her seferinde daha derine yuvarlandım. Kuyunun başında aldatıcı güneş, beni ne çekip çıkarıverir ne de büsbütün karanlığa hapseder. Bu çırpınışların toplamı, ömrümden uzun oldu. Her deneme, daha sert pişmanlık duvarına, daha şiddetli çarpışlarla beni yaraladı. Bilakis son toprak üstüme yığılmadı. Tepetaklak oldum. Zincirleri elime vurdular. Yeltenmelerden yüz bulamadım.

Vakit döner dolanır, yeis gecelerde durur. Gündüzler gözlerimi kamaştırır. Sokak sesleri kulağımda çınlar da ben, kılımı kıpırdatmadan hücremde vakit heba etmelere tanık olurum. Çekip gitmeler eser aklıma, uykunun evvelinde. Çağrıya kulak ver haydi ahmak, boynuna dolanan hayat belirtisini yık geç, es göç, terk et, her nefeste zulüm gören benliğini özgür bırak. Ayrıca bir de mektup bırak; gözyaşlarıyla sulanacak, belki üç gün sonra toza buluta karışacak. Hesapta yitirdiğin kısımları etlerin ödesin, toprak altı solucanlarının midesinde.

Boylu boyunca balçığa saplanmış gözlerin, üstü ziyan. “Kurtuluş yukarıda.” dediler, sen gözlerini kaçırdın. Onlar yanıldı, sen gözlerini toprağa diktin. Kurtuluş her yerdeydi, bilhassa yüreğinde, kapısını aralamadığın tek odada. Aslında bütün odalar, kapılar hatta yüreğin onundu, kimse fark etmedi. Bir konuk bekleyedurdun, son olacak ve kapıyı ardından kapayacak. Çıkış yok. Baş başa kalacaksınız. İlk kez görüşüp son kez vedalaşacaksınız.

Sen, köşeye sıkışmış yaratıksın. Gözlerinde heves ettiğin bitişi ki senin kurtuluş sandığın, görüp pişmanlık naraları atacaksın. Sen, bitti sanacaksın; bitenin ne olduğunun farkına, solucan midelerine ziyafet olunca varacaksın. Herkes, her şey, zaman bile yerli yerinde durur da sen, sürükleneceksin. Vücudunda açılan yaralar, hiçlikle mücadele eden benliğin kadar acıtmayacak canını. Hepsi gerçek, yalan dünya bile gerçek; sen yalansın, soyutsun ki yoksun.

Bekledin, pürüzsüz kayalarla yarılmış bir uçurumda, kurumuş bir dala tutundun da bekledin. Uzatılacak bir sicim miydi seni çekip kurtaracak olan, yoksa ellerinde yaralar açan dalı bırakmak mı? Bir nihayetse şayet istediğin, nafile medetler ummaktan vazgeç ve kabul et; düşülecek dibi de uzatılacak sicimi de bir bu uçurumun. Senin hesabın, vereceğin karara kadar çekeceğin ıstıraptan ibaret.

Haci Esen

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...