Mantus

Gece Gündüz
A A

Mantus

Kapı çalar, kız açmak için koltuktan kalkıp ilerlemeye başlar. Tam bu anda iki el onu omuzlarından tutup tekrar koltuğa oturtur.. Fonda ayışığı sonatı, bakımsız büyük bir ev. Duvarların rengi solmuş, her yerde örümcek ağları, parkeler çürümeye yüz tutmuş. Salonun ortasında yeşil bir koltuk var, evdeki sağlam olan tek şey. Kızı koltuğa oturttuktan sonra, koltuğun kenarına oturup tekrar çenesini dizine koyuyor. Kız gitmek istediğini söyleyince, adam belinde taşıdığı bıçakla kızın boğazını kesip cesedini duvara yaslıyor. Cesetle birlikte müziğin bitmesini bekliyor, dakikalar sonra müzik bittiğinde, cesetten akan kan çatlamış parkelerin boşluğunu doldurmuş oluyor.

-Kan ne tuhaf değil mi abla? Ne kadar şahane? Vücudunda olunca iyi hissediyordun, hiç susmuyordun ama parkelerime akınca sesin çıkmıyor. Sormayı unuttum, müziği sevdin mi? Umarım kimin bestesi olduğunu biliyorsundur, yoksa hala pop şarkı dinleyip benim zevkimi beğenmediğini mi söylüyorsun? Biz çocuk iken beni eleştirip zevkimi sorgulardın, bir de böcekmişim gibi bakardın bana. Sen iyi, güzel, örnek. Ben sorunlu, çirkin, işeyaramaz. En çok gözlerini severdin, anlata anlata bitiremezdin. Şimdi o çok sevdiğin gözlerini ve onları anlatan dilini ödünç alıyorum.

Cesedi parçalayıp naylona sardı, soğuk bir duştan sonra arabasına bindi. İnşaat malzemeleri satan bir mağazanın önünde durdu.

-Evim tamir aşamasında, kullanılan genel malzemelerden kafanıza göre derleyip arabama yerleştirmeniz mümkün mü?

-Tabi efendim.

-Bu arada, kırmızıya en yakışan renk hangisi sizce?

-Bence siyahtır efendim, mobilyalarınız kırmızı renkte mi?

-Hayır, duvarlarım.

Malzemeleri eve getirdikten sonra tavanı söküp naylon torbaları yerleştirdi, tamir edip bitirince diğer malzemeleri boş olan odaya taşıdı. parkelerdeki kurumuş kanın üzerine su döktü, kan odanın her tarafına eşit yayıldı. Arabasına atlayıp evden çıktı, benzinlikte inip yiyecek bir şeyler almaya karar verdi.

-Hey sen!

-Ben mi?

-Evet, adın ne?

-Mantus derler bana.

-İsmin yok mu? Neyse arabanı burdan çekmen lazım!

-Alışverişimi yaptıktan sonra çekeceğim.

-Hemen çekeceksin yağlı kafa!!

-Biliyor musun? eski bir arkadaşım da bana yağlı kafa derdi.

-Hemen şu arabanı çek dedim!

-Tamam nasıl istersen.

Arabaya binip ilerlemeye başladı, yolun kenarında durup onun hareket etmesini bekledi. Mantus’u korkuttuğunu sanan adam gülerek uzaklaşmaya başladı. Evin kapısını açınca karşısında onu gördü, Mantus bıçağını çıkarıp ona şaşkınlıkla bakan adamın boğazına sapladı. Adam yere yığıldı, Mantus adamın boğazını sararak kanı durdurmaya çalıştı. Koltuğa bağlayıp karşısına geçti.

-İsmimin olup olmadığını sormuştun, çok eskiden vardı. çok eski olduğu için hatırlayamıyorum, ablam bana Mantus derdi. Onu çok seviyordum, bu yüzden acı çekmesin diye hemen öldürdüm ama seni sevmedim. Az daha unutuyordum, hangi tarz müzik seversin? İstersen ayışığı sonatını dinleyelim, bu eser beni sakinleştiren tek şeydir. Sana da tavsiye ederim, babamı nasıl öldürdüğümü dinlemek ister misin? Hayır mı? Tamam o zaman müziğin bitmesini bekleyelim, saygısızlık yapmak istemeyiz.

Müzik bitince adamın boğazını tamamen kesip kafasını bedeninden ayırdı, ellerinin kanını duvara sürterek evden çıkıp gitti. Sabah olunca arkadaşından telefon geldi, akşam çıkıp sözleştikleri mekanda buluştular.

-Kardeşim nerelerdeydin ya?

-Kardeşim mi? Sıkı dost olduğumuzu hatırlamıyorum.

-Hala o olayı unutmadın mı?

-Unutmaya çalışıyorum, ölünce nereye gömülmek istersin?

-Bu ne biçim soru lan?

-merak ettim.

-Hiç düşünmedim, hadi saçmalamayı bırak da gidip eğlenelim.

-Seni tanıştırmak istediğim bir kız var.

-Burda mı?

-Yok, gidince göreceksin. Ne zamandır bir kız ayarla diyordun ya “kardeşim”

-Hemen gidelim o zaman!

Arabaya binip deniz kenarına geldiler, etraf çok sessiz ve ürkütücüydü. Mantus arkadaşının ağzını kapatıp bayılttı, arabanın arka koltuğuna oturtup ellerini ayaklarını bağladı.

-Uyandığına sevindim, şimdi ağzını açacağım ama sakın bağırma. Bunu söylemeyi hep istemişimdir 🙂

-Yardım edinnnnnnnnnnnnnnn!!!

-Sence bir katil kurbanın sesinin duyulma ihtimalini gözardı edip, korku içindeki birinin sözlerine itimad eder mi?

-Ne istiyorsun benden!?

-Yıllarca bana kazık atıp, arkadaşlık taslaman hoşuma gitmiyordu ve bu gün sorunu kökten çözelim dedim. Korkma seni öldürmeyeceğim, canın biraz acıyacak sadece. Eğlenceli olacak dostum, hiç sıkılmayacaksın.

-Manyak mısın lan sen? Bırak beni! Polise gitmem, kimseye söylemem lütfen.

-Önce emir veriyorsun, sonra yalvarıyorsun. Hiç değişmeyeceksin sevgili dostum, gevşemek ve ortamı huzura boğmak için müzik dinlemek bire birdir. Ne dersin?

-Senin ben..

-Edeceğin hiçbir küfür beni incitemez, gördüğün gibi oldukça sakin ve huzurluyum. Unutmamışken, o kız nerede?

-Hangi kız?

-Üç sene önce aramızı yaptığın kız, hani reddedince gülüp dalga geçmiştin ya.

-Kız mız hatırlamıyorum, bırak beni!

-Yazık oldu, oysa daha uzun yaşayacağını umuyordum.

Mantus bıçağını alıp, bağırıp kurtulmaya çalışan arkadaşının önce dilini kesti, müzik bitince kan kaybından bitap düşen adam bayıldı. Mantus arabadaki büyük bıçağı alıp arkadaşını küçük parçalara ayırdı, 6 saatin sonunda güneş doğmuş Mantus işini bitirmişti. Parçalarla taş sektirme oynar gibi onları tek tek denize fırlattı, kanlı ellerini yağlı saçlarına sürdü. Sonra doğrudan eve gidip tamire devam etti, kıpkırmızı duvarına bakıp gözleri doldu. Tavanı siyaha boyadı, kalan siyah boyayı yere döktü. Parkeler kırmızı ve siyahın karışımından ürkütücü bir hal aldı, yeşil koltuğuna uzanıp uyudu. Kapının çalması ile tüm huzuru kaçtı, müziği kısıp kapıyı açtı.

-Bu saate kadar uyuyor muydunuz?

-Evet, evimi tamir ettiğim için yorgun düştüm.

-Şikayet var, hiç durmadan yüksek sesli müzik dinliyormuşsunuz doğru mu?

-Doğru, beethoven hayranıyım eserlerini her zaman dinlerim. Komşular müzikten anlamıyorsa suç benim mi memur bey?

-Yüksek sesli müzik dinlemek suçtur, insanların huzurunu kaçırıyorsunuz. Kimse sizin dinlediğinizi dinlemek zorunda değil!

-Oysa bu eserler huzur verir, elimde olsa silah zoruyla tüm dünyaya dinletirdim 🙂

-Şakayı bir kenara bırakalım, arkadaşınız dün geceden beri kayıp. Aslında buraya onunla ilgili sorular sormak için geldim.

-Arkadaşım olduğunu kim söyledi?

-Bu fotoğraftaki kız söyledi, kızarkadaşıymış tanıdınız mı?

-Evet, bir zamanlar üçümüz iyi arkadaştık.

-Dün bütün gece evde miydiniz?

-Hayır, güneş batınca deniz kenarına gittim. Sonra eve gelip tamirle uğraştım.

-Onu en son ne zaman gördünüz?

-İki hafta önce.

-Anlaşıldı, üzülmeyin arkadaşınızı bulacağız iyi günler.

-İyi günler 🙂

Mantus ellerinin terlediğini ve kalbinin huzursuzlandığını hissetti, arabasına atlayıp arkadaşının evine gitti. Kapıyı açık görünce sakince içeri girdi, bir kadının toparlandığını gördü. Arkadan yaklaşıp boynuna sertçe vurdu, kızın ellerini ayaklarını ve ağzını bağlayıp evine getirdi. Ablası gibi onu da duvara yaslayıp, önünde çenesi dizlerine değecek şekilde oturdu. Müziğin sesini açtı, kız yavaş yavaş uyanmaya başladı.

-Seni pislik yav..

-şşşş sakin ol bakalım, nasıl da hemen tanıdın beni 🙂

-Bağırırım bırak beni!

-Sevgilin gibi sen de salaksın, bağır hadi! Sence duyan olur mu?

-Ne istiyorsun benden!!

-Hiçbir şey, sadece konuşmak istedim.

-Onu sen öldürdün değil mi?

-Demin salak dediğim için üzgünüm, sevgilinden bir tık üstünsün.

-Beni de öldüreceksin değil mi?

-Yo! yo! Böyle konuşma, bir zamanlar seni seviyordum. Ta ki benimle dalga geçip kalbimi kırana kadar, bak o zaman bile affetmiştim seni. Bulup konuşmak arkadaş olmak istemiştim ama arkadaşımla yaşadığını öğrenince ellerim titredi, kalbim parçalandı. Seni tehdit ettiğim günü hatırlıyor musun? Nasıl korkmuştun ama 🙂 Ondan ayrılacağına söz vermiştin, bir de giderken mutluluğunu çaldığımı söylemiştin. Biliyor musun neyi fark ettim? İnsanlara maddi/manevi bir şey verdiğinde zamanla unutuyorlar, ama onlardan bir şey aldığında bunu asla unutmuyorlar. Tıpkı senin yaptığın gibi, bu yüzden onu öldürdüm.

-Seni anlamıyorum lanet olası!!

-Müzik bitinceye kadar zamanımız var, hatırlamaya çalış. Ben o zamanlar yani seni ilk gördüğümde arkadaşıma, sen bu konularda iyisin beni şu kızla tanıştır dedim. O senin yanına geldi, bir şeyler konuştunuz sonra bana doğru gelip içkiye davet ettin. Benden hoşlandığını sandım, arkadaşımın benim için konuştuğunu sandığım gibi. Elini tutmak istediğimde ellerim terlemişti, sana hoş görünmez diye üzerime silmek yerine saçlarıma silmiştim. Ne dediğini hatırlıyor musun? Konuş hatırlıyor musun!!!!!

-Be ben.. ellerin iğrenç yağlı kafa.

-Tamam, şşşş sakin ağlama güzelim. Ben o zaman ağlamış mıydım?

-Ha..hayır.

-Ne zaman ağladım biliyor musun? İkinizin birlikte olduğunu öğrendiğimde ama bu son oldu! İnsanlar canı yanınca ağlar değil mi? Peki benim canım yanınca ne yaptığımı öğrenmek ister misin? Bıçağımı alır, beni incitenin canını yakarım. Herkesin kendini ifade etme biçimi farklıdır, bu yüzden beni yargılayamazsın 🙂

-Doğruyu söylemiştim, sen yağlı kafa pisliğin tekisin!!!

-Uuuu gerçek hislerini belli etmene sevindim, evet yağlı kafayım. Bu genlerimden geçen bir deri hastalığı, her gün saçımı yıkamayı sevmediğim için beni incitmen gerekmiyordu. Hani senin toplum ahlakın? Herkes eşittir zırvalıkların nerde? insanları eksiklikleri yüzünden yargılamak suçtur diyen sen değil miydin? İlk kez birini öldürdüğümde, eziklik kompleksi yüzünden olduğunu sanmıştım ama sonra fark ettim ki, insanların aşağılama kompleksi yüzündenmiş. Alaycı bakışlar, dalga geçildiği belli olan gülüşmeli ses tonları, iğneleyici laflar..

-Yeter artık bırak beni! Bırak!!

-Duvarlar kötü kokuyor değil mi? Ama rengine bakınca bu kokuya değdiğini anlıyorsun, peki evi nasıl buldun? Tamir yarım kaldı ama boya işini bitirdim.

-Senin kadar iğrenç olmuş!

-Hmmm demek beğenmedin, oysa ablamın kanı duvarlara farklı bir canlılık getirmişti, senin kanınla ne yapacağımı merak ediyor musun?

-Seni öldüreceğim manyak herif!

-Boyanmamış boş bir oda var, orayı güzelleştirmeyi düşünüyorum. Bu arada bana neden Mantus dediklerini biliyor musun?

-….

-Ama ağlarsan olmaz ki  bebeğim! Tamam dinle o zaman. Biz küçükken ablamla oyunlar oynardık, ben yer altı dünyanın tanrısı olurdum, o Zeus olurdu. Yer altı dünyanın yani ölüm tanrısının ismi Mantus, yerin ve göğün tanrısı Zeus. Bir gün Mantus’un yakışıklılığını kıskanan Zeus onu lanetleyip yer altı dünyaya sürer. Güzel hikaye değil mi? Sonda Mantus’a ne oldu biliyor musun? yer altı dünyadan kurtulup bu dünyaya geldi, onu aşağılayanları, kıskananları, ihanet edenleri tek tek cezalandırdı.

Müziğin bitişi ile kapının çalınması bir oldu, yeşil koltuğundan kalkıp kapıyı açtı. Ablasını içeri davet edip, koltuğa oturmasını rica etti ve müziği yeniden başlattı..

Güneş Aydın

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...