İç Acılarımın Toplamı

Gece Gündüz
A A

İç Acılarımın Toplamı

Mekan lise; son sınıftayım, simsiyah kısa saçlı, deli dolu ve çok aşık bir öğrenciyim. Yaşamaya aşık, doğaya aşık, şiire aşık. Kısaca hayat dolu. Maddi sıkıntılarımı, içimdeki fırtınaları dışa yansıtmamaya çalışıyorum. Küçük yaşta olgun bir kızdım, erkek gibiydim biraz, diğer kızlar gibi salınıp naz yapmıyordum. Konuşmam, hareketlerim farklıydı. Düşünmeden konuşur, her aklıma eseni yapardım. Bu yüzden dışlanan, arkadaşı olmayan, yalnız kimselerdenim. Bir de üst sınıftaki Faruk isimli çocuktan hoşlanıyordum, bilirsin işte lise aşkı demeyeceğim çünkü bilemezsin. O kadar basit değil..

Bir gün Faruk ve iki sınıf arkadaşı konuşurken yanlarına geldim.

Kız1- Şimdi ben şu ofsaytı anlamadım, bir daha anlatsana.

Faruk- Defalarca anlattım nasıl anlamadın!!

Kız2- Yaa bir daha anlat işte, o kadar güzel anlatıyorsun ki odaklanamıyoruz.

Ben- Bakın kızlar! Faruk bin defa da anlatsa anlamayacaksınız, ben size kolayca anlatırım. Şimdi anneniz size bulaşık yıkamanızı söyledi, siz de tüm bulaşığı yıkadınız, “gol”, tam bitirdiğinizi düşünüp sevinecek iken, anneniz şu yağlı kazanı da yıka dedi “ofsayt!”

Kız1- Aa bu kadar kolay mı yaa.

Kız2- Bravo Güneş, bu bilgilerle erkeklerin aranan kankası olabilirsin!

Faruk- Aynen benim kankam olsana 🙂

Ben- Aslında şey, yani ben seninle…

Faruk- Nasıl?

Ben- tamam yani olurum diyecektim.

O günden sonra kanka olduk, birlikte gidip geldik okula, birlikte ders çalışıp birlikte eğlendik. Kanka olsak da çok mutluydum.

Bir gün parkta oturduğumuz sırada Faruk’un arkadaşı Serkan geldi.

-N’aber Güneş?

-iyidir, Farukla oturuyorduk burda, dondurma almaya gitti gelir birazdan.

-Yine mi? Neden hala umut ediyorsun ki?

-Niye etmeyeyim ki? İyi anlaşıyoruz, iyi arkadaşız, bir gün arkadaştan öteye gidebilir.

-Boşuna hayal kuruyorsun, sen ona yaklaştıkça daha çok alışacaksın ve sonra olmayacağını anladığın zaman çok ama çok üzüleceksin, yapma!

-Sen nereden biliyorsun ki! Birini benim sevdiğim kadar sevdin mi? Onsuz olduğun zaman dünya dar geldi mi sana? Sen başkasına rağmen, seni sevmeyen birini her gün, her an sevdin mi?

-Hayır sevmedim ama bu durumun sonunu çok net görüyorum, onu sevdiğin için gözün hiçbir şeyi görmüyor. Aşk tek kişilik yaşanmaz!

-Yanılıyorsun, aşk tek kişilik yaşanır! O yanımda olduğu sürece ben yaşarım, sevgim ikimize de yeter.

Parktan ayrılıp eve geldim, sabah Faruk’un arayıp “erken gel sana sürprizim var” demesi üzerine evden apar topar çıktım. Yanında uzun güzel bir kız, yüzünde tebessüm, bana gel işareti yapıyor. Anladım durumu, zaten bu günün geleceği belliydi. Gittim yanlarına, tanıştırdı beni sevgilisi ile, kalmadım yanlarında, ısrar etse de gittim. Üzerinden iki hafta geçti, ne görüştüm ne konuştum. O da aramadı hiç, Serkan’ın beni aramasıyla anlaşıldı her şey. Tatile çıktıkları otobüs kaza yapmış, durumu kötü, git yanına dedi. Koşarak gittim, sevgilisinin odada olduğunu görünce dışarıda bekledim. Kız çıkınca yanına gittim.

-Niye hiç aramadın?

-Bu haldeyken sorduğun soruya bak!

-Ağlama lütfen.

-Canın çok yanıyor mu?

-Hayır deli 🙂 biliyorsun güçlüyüm ben, kol güreşinde hep yenerdim seni 🙂

-Doktorlar durumunun…

-Hey baksana! Buraya moralimi düzeltmek için mi yoksa içimi karatmak için mi geldin? Rahat ol ölmeye niyetim yok 🙂

-Tamam uyu dinlen ben dışarıdayım, annenler hafif yaralanmış, onların da odasına geçmiş olsuna gideceğim. Dedim ve çıktım, elimi yüzümü yıkayıp anne babasının yanına gittim. Saatler geçse de kapısının önünde oturmuştum, sevgilisi ortalarda yoktu, meğerse gitmiş.

-Sevgilin olacak kız nerede?

-Eve gitti.

-Kıza bak ya, seni nasıl bırakıp gider?

-Sinirlenme, ben söyledim gitmesini, git uyu dedim. Sen de git istersen.

-Hayır efendim olmaz öyle şey, kovsan gitmem! Hem annemi arayıp haber verdim, burda kalacağım.

-Yahu sanki ölümcül bir durum var ortada, niye perişan ediyorsun kendini?

-Çünkü çok.. Çok…

-Ne çok?

-Korktum, gözlerimin bir daha yüzünü göremeyecek olmasından korktum. İsmimi sesinden duyamayacak olmamdan ölesiye korktum..

-Sen ne yaptın ya! Az daha ağlatacaktın beni 🙂 Güneş sana bir şey soracağım, yorulmadın mı?

-Nasıl, anlamadım?

-Evde babanla, okulda çocuklarla, hayatta yalnızlıklarla mücadele edip hala dik durmaktan yorulmadın mı? Bırak artık güçlü görünmeyi, başkalarını düşünüp sevmeyi bırak! Bu kadar acı fazla kalbine, kızım ağlamaktan gözlerinin ışığı söndü yeter! İleride yalnız kalıp daha çok acı çekmenden, kimseyi sevememenden korkuyorum.

-Sen beni bu kadar düşünür müydün?

-Ne sandın, benim duygusuzun teki olduğumu mu?

-Neyse, gideyim ben.

-Güneş! Katlandığın onca sorun varken, beni karşılıksız sevmen ağır gelmiyor mu? Bu kadarı dıştan sarsmaya yetmiyor mu seni?

-Hayır, ben her acımı içimde yaşamayı öğrendim.

-Yüzündeki hüznün, kalbindeki ağrıların, gözlerindeki yaşların miktarı ne kadar ediyor?

-…..

Ağlayarak odadan çıkıp gittim, sabah taburcu olacağını duyunca küçük bir not bırakıp eve döndüm.

Liseyi bitirdik, herkes kendi yoluna gitti. Biz taşındık, ondan hiç haberim olmadı. Serkan haklıydı galiba, bu çok acı veriyordu. Kaldırması zor, devam etmesi imkansız bir hale gelmeden bitmeliydi. O yüzden sessiz sedasız çekip gittim hayatından..

-Abla kafam karıştı benim!?

-Neden?

-Şimdi sen bu Faruk’u sevdiğini ona neden hiç söylemedin?

-Kanka olmak gibi bir hata yaptığım için olabilir, hem çok utangaç bir kızdım. Erkek gibiydim, onun hoşlandığı kız tipine de uymuyordum..

-Söylesen nasıl olurdu acaba? Gerçi sonunda anlamıştı ama sen gitmiştin.

-Sonuç pek değişmezdi sanırım, kibarca olamayız falan derdi 🙂

-Peki ona bıraktığın notta ne yazıyordu?

-İç acılarımın toplamı ediyor…

Güneş Aydın

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...