Eden Grimaldi – Part 1

Gece Gündüz
A A

Eden Grimaldi – Part 1

Yağmurun şiddetinden malikanenin eskimiş çatısı iyice yıpranmıştı, uzun dehlizler boyu yankılanan müzik zorla duyuluyordu. Beyaz geceliği ile odasında oturmuş, dinmeyen yağmuru izliyordu. Yüzündeki kırışlar en az elli yaşında olduğundan haber verse de, tavırları hırçın bir genç kızı anımsatıyordu. Yaşadığı yıllar boyu, yaşlı yardımcısı Stan onu hiç yalnız bırakmamıştı. Yılların eskittiği Stan, bakımsızlıktan yıpranmış malikane gibi hala tüm zorluklara göğüs geriyordu. Hanımını her daim koruyan bu yaşlı adam, tüm ömrünü Grimaldi ailesine adamıştı. Beyaz seyrek saçları, kamburlaşmaya yüz tutmuş sırtı, gözlerindeki derinliğin önüne geçmişti.

Rüzgarın destek verdiği yağmur damlalarının şiddeti, bu geceden sonra her şeyi değiştirecekti. Stan duyduğu huzursuzluğu hanımı ile paylaşmak için yorgun bacaklarına aldırmadan ikinci kata çıktı.

O sırada, kasaba yolunda arabası arıza yapan genç müzisyen gecenin karanlığında yolunu bulmaya çalışıyordu. 1902 model mavi Porsche’sinden çantasını alıp ilerlemeye başladı, büyük eski bir malikanenin önünde durduğundan habersiz olan genç müzisyen, küçük klubenin içine girip yağmurun dinmesini bekledi.

Stan, bayan Grimaldi’nin odasına iki adım kala kendini toparladı.

-Yine sabahın ilk ışıklarına kadar uyanık kalacağınız için oldukça üzülüyorum.

-Üzülme Stan, gözlerimin güzelliklerden mahrum kalması yeterince acı, hiç değilse sabahın mest eden ışıklarını ve baş döndüren kokusunu duyabileyim.

-Sizin acı çektiğiniz her dakika üzülüyorum efendim, sonu gelmeyen acınızı nasıl dindirebilirim?

-Ah yaşlı Stan.. Beni yalnız bırak, çıkarken plak’ı değiştir. Sabahı, Chopin’in Nocturne’si ile karşılamak istiyorum.

Stan kapının önünde, müziğin hazin notaları eşliğinde ağlayan hanımını izlerken, genç müzisyen klubede uykuya dalar.

Yağmur dinmiş, gece kendini aydınlığa teslim etmişti. Genç müzisyen klubeden çıkıp etrafa baktı, aradığı malikanenin önünde durduğunu fark edince, çantasını göğsüne sıkıp kapıyı çaldı. Stan kapının sesi ile irkildi, huzursuz kalbinin gittikçe korktuğunu anladı. Kapıya doğru yaklaştıkça korkusu giderek artıyordu, nihayet korkusu ile yüzleşip kapıyı açtı.

-Merhabalar, yağmurdan ötürü perişan vaziyetteyim. Lütfen içeri geçmeme izin verin, ah benim aptallığım, kendimi takdim etmeyi unuttum. Ben, Haden Charles. Bir ay önce gelmesi gereken müzisyenim, fakat çıkan sorunlar yüzünden geciktim. Hanımefendi yukarda mı? Bana ulaşan mektupta, güzel bir hanıma piyano eğitimi vereceğim söyleniyor. Üzerimdekileri değiştirince başlayabiliriz, bir de dünden beri a..

-Hızlı ve fazla konuşuyorsunuz genç adam, hanımım bayan Grimaldi fazla konuşan insanlardan haz etmez. Burada bekleyin, hanımıma haber vereceğim.

Stan sinirli yüz ifadesi ile genç müzisyenin yanından ayrılıp yukarı çıktı. Hanımının baygın, plak’ın çizilmiş olduğunu görünce, telaşla bağırmaya başladı. Genç müzisyen koşarak yukarı çıktı, yerde baygın yatan kadını kucağına alıp yatağa yatırdı. Stan sinirlenip Haden’ı geri çekti ve ona bir daha dokunmamasını söyledi. Beyaz geceliğin içinde, solgun güneş gibi görünen kadının yüzü, genç adamı çok etkilemişe benziyordu. Stan kapıları kapatıp, müzisyeni dışarı çıkardı. Konuk odasına getirip yerleştirdi, iki saatin ardından üzerini değiştirip hazır olan Haden bahçede dolanıp baygın kadını düşünüyordu. Simsiyah gür saçları, düzgün fiziği, güzel yüzüne anlam katan bakışları, kıskanılacak yeteneği ve gençliği onu mutlu etmeye yetmiyordu. Dışardan mesut görünen genç adam, esprili ve hazırcevap kişiliğinin arkasına saklanıp, hayatındaki boşluğu doldurmak istiyordu.

Bayan Grimaldi uyanıp yataktan kalktı, yavaş adımlarla aşağı indi. Bahçede dolanan genç adamla göz göze geldi. Baygın iken gördüğü solgun güneş, Haden’ın adeta gözlerinin içine doğmuştu.

-Kim olduğunuzu sorabilir miyim?

Haden duyduğu sesin hüznünden, karşısında duran kadının zerafetinden oldukça etkilendi. Cevap vermek yerine onu izlemek ve dinlemek istiyordu.

-Stan konuğumuz olduğundan bahsetmedi, neden cevap vermiyorsunuz?

Haden kendisinde güç bulup konuşmaya başladı.

-Ben bir ay önce gelmesi gereken müzisyenim, ismim Haden Charles. Size piyano eğitimi vereceğim, tabi arzu ederseniz.

-Nihayet gelmenize sevindim bay Charles. Nereden geliyorsunuz?

-Batı Virginia eyaletinden geliyorum. Bana Haden demenizi rica edebilir miyim bayan?

-İstediğiniz gibi olsun.

-Yardımcınız Stan isminizi söylemedi.

-Eden Grimaldi. Stan, insanların bana ismimle hitab etmesini doğru bulmuyor.

-Onunla aynı düşüncedeyim bayan Grimaldi.

-Yaşınızın çok genç, yeteneğinizin ve karakterinizin olgun olduğu belli.

-Beni değerlendiren sözlerinize layık olmaya çalışacağım.

Yatağında hanımını bulamayan Stan, hızlı adımlarla odaları dolaşmaya başladı, en son bahçeye inip onları gördü. Endişesi sinirinin önüne geçen Stan, titrek sesi ile konuşmaya çalıştı.

-Sizi odanızda göremeyince çok endişelendim, lütfen yukarı çıkın.

-Endişe edecek bir şey yok, iyi hissediyorum. Yukarı çıkıp konuğumuza çay ikram et, ben de birazdan yanınızda olurum.

Eden odasına çekildi. Mor elbisesini giyindi, annesinden kalan mavi renkli safir kolyesini taktı. tozlu kutusunu açıp, içinden küçük parfüm şişesini alıp orta parmağı ile boynuna sürdü. Saçlarını sivri bir toka yardımıyla toplayıp, salona doğru yürümeye başladı. Eden yürüdükçe, topuklu ayakkabısının sesi Haden’ın kalbini titretiyordu. Eden’den önce parfümünün kokusu bütün salonu mest etmişti. Haden karşısında, ilkbahar çiçekleri kadar narin ve güzel Eden’ı görünce ayağa kalktı.

-Umarım Stan sizi iyi ağırlamıştır.

-Sonuz minnettarım, bana bahşettiğiniz mutluluğu anlatamam.

-İsterseniz yemeğe geçelim.

Mumlarla aydınlatılmış salonun tam ortasında, eski de olsa ihtişamlı büyük bir masa hazırlanmıştı. Koyu kırmızı ipek örtü üzerine, süslü şamdanlar ve ince nakışlı beyaz tabaklar eşlik ediyordu.

-Kasabaya gelirken bir sorun yaşadınız mı bay Haden?

-Evet, bu yakınlarda arabam arızalandı.

-Stan yarın arabanızı buraya getirtip tamiri ile ilgilenecektir.

-Benim için bunca zahmete gerek yok, bu arada boynunuzdaki aile yadigarı mı?

-Evet, annemin kolyesiydi. Acı bir hatıra ve bu safir kolyeyi bıraktı ardında.

-Dinlemek isterim.

Bunu duyan Stan hiddetle Haden’a doğru gelip eğildi, kulağına bir şey söyledi.

-Stan! Lütfen haddini aşma! Bizi yalnız bırak.

Yaşlı Stan hiçbir şey demeden salonu terk etti, duyduğu öfke giderek artıyordu.

-Stan’in yaptığı saygısızlık için özür dilerim bay Haden. Siz devam edin, ben odama çıkıp dinleneceğim.

Eden elbisesini çıkarmadan yatağına uzandı, ayın parlak ışığı pencereden onun solgun yüzünü aydınlatıyordu. Gözlerinden akan yaşlar önce kırışık tenini sonra yastığı ıslattı.. Ayın ışığı sayesinde her damla gözyaşı birer inciye benziyordu.

Salonda yalnız kalan Haden odasına gitmek için merdivenlerden aşağı indi, odasına geçip kurumaya bıraktığı çantasını açtı. Bestelerini masanın üzerine, gümüş bıçağını cebine koydu. Karanlığın iyice çökmesi ile her tarafa sessizlik hakim oldu. Yukardan gelen çığlık, bir anda tüm sessizliği bozdu. Karanlık dehlizlerden ayak sesleri duyulmaya başladı, Haden hemen bıçağını saklamaya çalıştı. Merdivende duran Stan, Haden’ın telaşlı olduğunu görünce burada ne yaptığını sordu.

-Galiba bayan Grimaldi iyi değil, sesleri duyunca endişe ettim.

-Odanıza geri dönün bay Charles!

Stan merdivenlerden çıkıp Eden’ın odasına girdi, Haden odasına çekilip kapıyı kilitledi. Sabah oldu, sonbaharın rüzgarı ağaçlardaki kuru yapraklardan bahçeye halı döşemişti. Haden kalkıp giyindi, merdivenlerden yukarı çıktı. Karşıdaki kilitli odanın kapısına yaklaştı, Stan’in arkasında olduğunu fark edince kapıdan bir adım uzaklaştı.

-Bayan Grimaldi odanın kilitli kalmasını istediği için o kapıya yaklaşmamanızı tavsiye ederim. Kendisi sizi odasında bekliyor, bekletilmeyi sevmez.

Haden hızlı adımlarla Eden’ın odasının önüne geldi, kapıyı çalıp müsait olup olmadığını sordu. Yanıt alınca içeri geçti, gözüne ilk 1805 yılına ait siyah antika bir piyano çarptı. Pencereden, düşen yaprakları izleyen Eden yüzünü çevirmeden konuşmaya başladı.

-Annemin başka bir hatırası, dedesi ona özel yaptırmış. Yüz yıldır Grimaldi malikanesini süslüyor, dokununca bile hatıralarmı canlandırıyor.

-Gördüğüm en güzel piyano, sizin için çalmamı ister misiniz?

-Lütfen.

Haden piyanonun başına oturup, parmaklarını tuşlarda gezdirmeye başladı. Bir anda müziğin inanılmaz sesi tüm malikaneyi sarstı, pencere önünde gözyaşı döken Eden safir kolyesini boynundan çıkarıp yatağa fırlattı. Haden çalmayı bitirince, yatağın köşesinde oturup ağlayan Eden’ı kollarından tutarak ayağa kaldırdı. Sağ elinin işaret parmağı ile gözyaşlarına dokundu, gözlerini Eden’ın yüzüne dikti. Önce kokusunu içine çekti, sonra ıslak yanağını okşadı. Renksiz dudaklarını öpmek isteyince, Eden geri çekildi.

-Bu günlük yeter, yarın derse devam ederiz.

-Boynunuzdaki kesik daha önce yoktu, dün geceki çığlığın sebebi..

-Stan sabah erkenden arabanızı tamir etti, aşağı inip arabanızı kontrol etseniz iyi olur.

Haden bahçeye inip Stan’le konuşmaya başladı, aniden başını kaldırınca, pencere karşısındaki Eden’ın bakışlarını yakaladı. Gülümsedi ve içeri girdi.

Sakin bir öğle vaktinde malikanenin kapıları açıldı, Stan hanımına haber vermek için hızlı adımlarla yukarı çıktı. Eden yeni misafiri ile tanışmak için salona doğru gelmeye başladı. Elinde siyah kaplı bir defter taşıyan, orta boylu şık giyimli adam yerinden kalkıp, şapkasını çıkararak selam verdi.

-Bendeniz müfettiş Thomas Black. Eyalette artan cinayetleri araştırmak için Londradan gönderildim.

-Lewisburg’da müfettiş kalmadığını bilmiyordum.

-Bu şakanızı kendime iltifat olarak alıyorum bayan Grimaldi.

Müfettişin gelişi Stan’i çok daha huzursuz etmişti, fakat huzursuzluğunu belli etmeyecek kadar akıllıydı. Hanımı ile müfettişin konuşmalarını dinlediği sırada, Haden odasından çıkıp salona geldi. Eden sesi titreyerek, Haden’ı müfettişle tanıştırdı.

-Bu bay Haden Charles, yeni piyano öğretmenim.

-Bay Charles bu ne güzel sürpriz! Sizi burada göreceğimi düşünmüyordum, Londradan buraya kadar gelmek yorucu ve zor olmalı.

-Nerden tanışıyorsunuz?

-Bay Charlesi tanımayan çok az kişi vardır, şöhretin büyülü dünyasından sıkılmış olacak ki, küçük bir kasabaya gelmeye karar vermiş.

-Cinayetleri kimin yaptığını düşünüyorsunuz bay Thomas?

-Sizi müzik dışında başka şeylerle ilgili görmek güzel dostum, fakat bu konuda henüz bilgi vermem doğru değil. Sizlerin ifadesine baş vurmam gerekebilir, tabi bir mahsuru yoksa..

Güneş Aydın

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...