Bir Başkasının Hikayesi

Gece Gündüz
A A

Bir Başkasının Hikayesi

Evet bu başkasının hikayesi, ilk kez benim değil. Yıllar önce yaşanmış ve bitmemiş bir hikaye. Ablam kadar sevdiğim, 50’sini doldurmuş ismi kadar güzel bir kadın o, Yakut abla. İki dünya güzeli kızı ve onu çok seven kocası ile 10 senedir komşuluğumuzda yaşıyor.

Eski fotoğraflara bakarız bazen, yıpranmış yırtılmış fotoğraflardan geçmişi hatırlarız. Yakut abla ile sık sık eski fotoğraflara bakıp, oradaki insanlar hakkında konuşmasını isterdim. Bir gün yine bir fotoğraf seçip, abla yanında duran bu adam kim diye sordum. Kapıyı kapatıp anlattı, bunu yazmak istediğimi söyledim izin verdi. Elimden geldiğince Yakut ablamın hikayesini, onun kadar güzel anlatmaya çalışacağım.

Yakut abla o zamanlar 20 yaşında çok zarif bir kızdı, fotoğraflardan gördüğüm kadarı ile çok da hayat doluydu. Üniversite sınavlarında başarısız olunca, babası ona hastanede iş ayarlamış. Her gün hastanenin koridorlarını siler süpürür, kazandığı para ile evlerine yiyecek alır. Annesi yatalak hasta olduğu için, işten gelir gelmez onunla ilgilenir. Hayatı zorlu geçen genç Yakut’un çok taliplisi vardır, fakat o kimseyle ilgilenmez ve gelen tüm kısmetleri geri çevirir. Babası, annesi onu ikna etmeye çalışsalar da başarılı olamazlar. Bir gün işten dönerken, saçları hafif beyazlamış bir adamın yerde bir şeyler aradığını görür. Yaklaşıp ne aradığını sorar, anahtarını düşürdüğünü öğrenince onunla beraber arayıp bulur. Adam Yakut’a teşekkür eder ve gider, sabah Yakut işe gelir. İşçiler arasında, yeni başhekimin atandığı dedikoduları dolaşmaktadır. 1.75 boylarında, hafif beyaz saçlı, 50’li yaşlarda bir adam onlara doğru gelip yaklaşır. Üzerinde doktor önlüğü var, bu Yakut’un dün gördüğü adamdı. Eski başhekim, bu adamın yeni başhekim olduğunu söyler ve onu tanıtır. Yakut olayın şokunu üzerinden atamamıştır, bu arada adının Cemil olduğunu duyar. Cemil yeni boşanmış ve şehir değiştirmiş mutsuz bir adam, buna rağmen samimiyeti ile herkese kendini sevdirir. Yakut’a da öyle, aylar geçer yeni gelen talipler yine reddedilir. Ailesi perişandır, Yakut’sa aşkın heyecanı ile dolup taşmaktadır. Kendisinden 30 yaş büyük Cemil’i deli gibi sever, Cemil farkında olsa da ona ümit vermez. Aralarındaki yaş yüzünden ondan uzak durmaya çalışır, Yakut daha fazla dayanamaz ve sevdiğini söyler. Cemil, bunun sevgi değil geçici bir heyecan olduğunu, kendi yaşıtları ile mutlu olması gerektiğini ve onu unutmasını söyler. Yakut yıkılır, yavaş yavaş işe gitmemeye başlar. Kendince unutmaya çalışır ama düşündüğü gibi olmaz, gün geçtikçe durumu kötüleşir. Sonunda hasta düşer, babası onu çalıştığı hastaneye götürür. Cemil Yakut’u görünce çok üzülür, yanına gidip bunun doğru olmadığını söyler. Yakut aşkının onu yine reddettiğini görünce bayılır, uyanınca Cemil’i başucunda bulur. Cemil onu kucağına alıp pencerenin önüne getirir.

“Bak güzel bir hayat var orada! Seni bekleyen bir hayat, ben bitik bir adamım, sana hiçbir şey veremem. Sen adın gibi pırıl pırılsın ve öyle bir adamı hak ediyorsun. Lütfen beni unut, benimle olursan şimdi olduğundan daha çok üzülürsün. Bugün anlamıyorsun belki, yaşlanınca anlayacaksın. Senin pişmanlığın olmak istemiyorum..”

Yakut sevdiği adamın yakarışını gözyaşları içinde dinledikten sonra, onun istediğini yapacağını söyledi. Sadece tek bir şey istedi, onunla fotoğraf çektirmek. Yakut halsizliğine rağmen kalkıp hazırlandı, solgun rengini gizlemek için makyaj yaptı. Cemil takım elbisesini giydi, ilk ve son kez onunla aynı karede yer almak için Yakut büyük sevinçle yanına geldi. Fotoğrafların ikisi de Yakut’ta kaldı, Cemil almak istemedi. Herkes evine döndü, yol boyu Yakut’un koca siyah gözlerinden yaşlar eksik olmadı. Üzerinden 10 sene geçti, Yakut hala evlenmemiş, Cemil’i bir türlü unutamamıştı. Onu görmek için hastanenin girişine gider gizlice sevdiği adama bakardı, bazen Cemil günlerce işe gelmezdi. Yakut’un öğrendiğine göre, Cemil’de unutkanlıklar başlamıştı. Yakında işten ayrılacağı ve hastaneye yatacağı söyleniyordu. Yakut öğrendiklerinin acısı ile Cemil’in evine koştu, kapıyı bir kadın açtı ve ona kim olduğunu sordu. Yakut hiçbir şey demeden oradan uzaklaştı, Cemil’ine bakacak biri vardı artık, onu şimdi unutabilirdi belki. Yakut ona uzun zamandır talip olan adamın teklifini kabul eder. Ama hala Cemil’in aşkı onun kalbini ilk günkü kadar ısıtmaktadır, iyi olup olmadığına bakmak için evinin önüne gider. Kapıyı çalmaya cesaret etmez, bu an Cemili bahçede görür. İyice yaşlanmış, zar zor yürüyor. Hastalık sadece Cemil’i bitirmişti ama Yakut ona her zamanki kadar çok aşıktı. 1 sene geçer, Yakut ilk çocuğunu kucağına alır. Bu sırada Cemil’in durumunun kötü olduğu, yakında öleceği haberleri gelir. Yakut kahrolur, acısını gizlemeye çalışsa da yapamaz. Oturup ona bir mektup yazar.

“Aşkım, sen bu satırları okurken muhtemelen beni hatırlamayacaksın. Bu kalbimi nasıl acıtıyor bilemezsin, ben seni hiç unutmadım. Geçen seneler dahil hiçbir şey sana olan ölümsüz aşkımı bitiremedi. Sen, benim geçici heyecana kapıldığımı söylemiştin. Bak aşkım geçmedi.. Hala yüreğim o heyecanla çarpıyor, senin aşkının heyecanı ile. Dediğin gibi evlendim, küçük bir de kızım oldu. Görsen tıpkı bana benziyor, o da pırıl pırıl. Kaç kez evinin önüne gelip kapıdan döndüm, seni bir kere olsun görmek için günlerce geldim ama cesaret edemedim. Sonra yanında bir kadın gördüm ve mutlu oldum, benim yapamadığımı yaptığı yanında olduğu için Allah’ıma teşekkür ettim. Cemil! Ben hiç vazgeçmedim, senin de geçmediğini biliyorum. Bu sayede yıllardır yaşayacak gücü buldum kendimde. Ben böyle yaşıyorum ama sen gidiyorsun, yıllar önce varlığını aldın yanımdan, şimdi bu dünyadan göçüyorsun. Hepten bırakıyorsun beni! Ben sadece fotoğrafımızı sana getirmek istemiştim, o gün her iki fotoğrafı bana vermiştin. Seni sevdiğim için hiç pişmanlık duymadım, ama sana çok kızgınım! Aşk dediğin yaş, mesafe tanımıyor, hatta ölümü bile takmıyor be adam.. Bunu anlatamadım, sana sarılamadım, Terk edişini izledim öylece. Şimdi bir kez daha terk ediyorsun beni! Sana doya doya bakmadan, bana Yakut’um diyemeden bırakıp gidiyorsun. Her şeyi unutsan da, şu son sözlerimi unutma. Yaşlanıp elden düşünceye kadar ve öldükten sonra da seni sevmeye devam edeceğim..”

Yakut abla, rahmetli Cemil abiden bahsederken hala gözlerinin içi parlıyor. 30 yıldır sönmeyen ateş beni çok duygulandırdı, sanırım onun kadar sevemeyecek ve sevilmeyecek olmama daha çok üzüldüm. Yakut ablanın mektubu okurken, gözyaşlarını gizlemeye çalışması içimi çok acıtmıştı..

Güneş Aydın

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...