Akıl Hastanesi – Bölüm 2

Gece Gündüz
A A

Akıl Hastanesi – Bölüm 2

Bu hastane çok büyük, koridorları fazla uzun ve beyaz. Işıklar rahatsız edici, dışardan nasıl göründüğünü merak ediyorum. Hasta bakıcılar, yine ayakta durmakta zorlanan hastaları yürütmeye çalışıyorlar. Büyük odaya doğru gidiyorum, bu öğlen 5739’la çiçekleri izleyeceğiz. Bağıran hastaların sesleri diğerlerini husursuz ediyor, hemşireler koşarak iğne yapmaya gidiyorlar. Büyük odaya gelip arkadaşımla bahçeye bakıyoruz, çiçekler bu gün çok şuh görünüyor. Ama 5739 üzgün gibi, soruyorum kimse cevap vermiyor. Ayağa kalkıp etrafıma bakıyorum, hasta bakıcı kız yok. Koşarak onu arıyorum, birden iki hasta bakıcı kolumdan tutup bir odaya sokuyorlar beni. Mavi tonlarında duvar rengi çok iyi geliyor, baktıkça sakin hissettiriyor. Aniden içeri takım elbiseli biri giriyor, sandalye çekip oturuyor. Elinde raporu ve bilgilerim var, üzerindeki fotoğrafımı açıkça görüyorum.

-Lütfen oturun.

-(karşısında oturarak) Hayret, ilk kez elim açık. Kimsiniz? Heyetten olmadığınız kesin.

-(gülerek) Evet değilim, sizi burdan çıkarabilirim. Sadece önümüzdeki ay, heyetin sorularını yanıtlamanız yetiyor.

-Burdan çıkmak istediğimi kim söyledi?

-Bu yüzden mi deli taklidi yapıyorsunuz?

-Konuşmalar kayıt altına alınıyor mu?

-Hayır.

-Taklid yapmıyorum, deliyim.

-Bak Sam! Deli olmadığını biliyorum, yoksa karşımda böyle eli kolu açık oturamazdın.

-Neden beni rahat bırakmıyorsun?

-Ben, sizi gözlemlemeye gelen grubun üyelerinden biriyim. Bir çok kez seni izledim, raporlarını okudum. Normal olduğun halde burda kalman doğru değil.

-Tek kişilik hücrelerde kamera olduğunu bilmiyordum.

-Bir tek kurnazın sen olduğunu mu düşünüyordun? Burda da kamera var, ama sesleri kayıt etmiyor.

-Şu an seni kravatınla boğabilirim, dengemi kaybetmeden git burdan!

-Hey Sam! Ben sana yardım etmek istiyorum, hayatını geri alabilirsin.

-Peki özgürlüğümü?

-Burdan çıkınca özgür olacaksın zaten.

-Yanılıyorsun, eğer dışardaki iğrenç döngüye girersem özgürlüğümü kaybederim.

-Burda özgür müsün sanki? Yemeğine, uyuma saatlerine, bahçede dolaşmana, her şeyine onlar karar veriyor. Hatta dövüyor, şok uyguluyor ve hücreye kapatıyorlar. Bu mu sevdiğin hayat?

-Değil, mecburum sadece. Ya dışarı çıkar onlar gibi olurum, ya da burda kalır arkadaşlarımla yaşarım. Bana başka seçenek sunulmadı ve ben ikinciyi seçtim. Şimdi git, rahat bırak beni! Ya da yapabiliyorsan 5739’u çıkar burdan, o kızını görmek istiyor. Dışarda bir hayat hayal ediyor, benden farklı olarak, onun sevdikleri dışarda.

-Yapamam, o konuşmuyor bile.

-Kızını buraya getir o zaman, bana iyilik yapmak istiyorsan..

-İnsanlara iyilik yapmak için burdayım, söz vermiyorum ama kızı bulmaya çalışacağım.

-Onun bize acıyıp gönderdiği melek falan mısın sen?

-İşimi yapmaya çalışıyorum, hayatı mahvolan insanlara yardım ettikçe, biraz olsun iyilik yaptıkça bu dünyanın değişebileceğini umud ediyorum.

-O zaman yapmaya devam et, ama unutma ne yaparsan yap hiçbir şey değişmeyecek. Senin gibi çok insan değiştirmeye çalıştı, fakat başladıkları gibi ilerleme bile kaydetmeden ölüp gittiler.

-Anlıyorum, haklı olabilirsin yalnı..

-Fazla uzatmaya gerek yok, bok çukurunu temizlemeyi bırak ve kızı bul. Ne var biliyor musun? Eğer değiştirecek gücün olsa bile insanlar buna izin vermez, sendeki gücü gördükleri an mahvetmeye çalışırlar. Onlar yarattığı bu cehennemi seviyor, bunu kimsenin yıkmasına izin vermezler..

Odayı terk edip, 5739’un yanına geldim. Kızını görebileceğini kulağına fısıldadım, dolu gözleri ile bana bakıp elini elimin üzerine koydu. Bu gece rahat uyuyacağına eminim..

Güneş Aydın

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...