Akıl Hastanesi – Bölüm 1

Gece Gündüz
A A

Akıl Hastanesi – Bölüm 1

İğne yapmak için odama geliyorlar, koridorda yankılanan adımlarını duyuyorum. Kapı açılıyor önce hemşirenin ayaklarını görüyorum, kalkmaya halim olmadığı için yattığım yerden izliyorum. Hemşireden sonra içeri hasta bakıcı giriyor, bakıcı beni doğrultup iğne olmam için uygun pozisyona getiriyor. İğne yaptıktan sonra tek kişilik hücrede bırakıp gidiyorlar, gözlerim kapanıyor hafiften, oda daralıyor sanki..

5736 numaralı hasta, bu benim. Genelde sakin ruh halinde olurum, diğerleri gibi nöbet geçirmem, ya da “deli değilim ben” gibi şeyler söyleyip arıza çıkarmam. Burda bağırır huzursuzluk çıkarırsan, iğneyi yersin. Diğer hastaları korkutur, ya da kaçmaya çalışırsan bu sefer beynine şok verilir. Ağzından su akıtarak bir ömür hücrede çürürsün, bunların olmaması için sakin olman gerekiyor. Bu kadar korkunç anlattığıma bakma, aslında eğenceli yerdir. Mesela kitap okuyup tv izleyebilirsin, tek başına satranç oynayıp her zaman galip gelebilirsin. Arkadaşlarınla fantastik konularda konuşur, istersen resim yapabilirsin. Durumun kötü değilse, dışarda gezebilir hatta oyun oynayabilirsin. Buranın tek kötü yanı yemekleri ve iğneleri. Aşçıyı acil değiştirmeleri lazım.

Ayda bir kez heyetin önüne çıkarıyorlar bizi. Sorular sorup, düzelip düzelmediğimiz hakkında rapor yazıyorlar. 3 ila 5 sene zarfında iyileşme kaydeden hastayı taburcu edip, normal hayata adapte olması için hazırlıyorlar. Kulağa çok sadistçe gelmiyor mu? Nerde nasıl yaşayacağına karar veren 5 dingil herif. Deli gömleğinde önlerine oturtup, saçma sorular sorup seni sınıyorlar ve bu doğrultuda iyi/kötü durumda olduğuna karar veriyorlar. Sana insanlığını geri vermekten bahseden bu kişiler, uyuşmuş eli kolu bağlı hastadan tatmin edici yanıt bekliyorlar. Olumsuz cevaplar gelince, uyuşturup şok uygulamaya devam ediyorlar. Dışarda veya içerde, insanoğlu her zaman aşağılık ve merhamet yoksunu olmuştur. Ben de bir zamanlar insandım, herkes kadar suçluydum yani. Şimdi canlıyım sadece, günahsızım. İnsanları suça teşvik eden aklı ve nefsidir. Düşünür, planlar ve yapar. Burdakilerse tamamen suçsuz, akıldan ve insani duygulardan uzaklar çünkü. Bazıları burdan çıkmak istiyor, onlardan biri de arkadaşım 5739. Kızına kavuşacağı günü bekliyor, saatlerce oturup bahçedeki çiçekleri izliyor. Konuşmayı hiç sevmez, buraya geldiğinden beri bir kere bile konuşmadı. Bazen oturup karşılıklı bakışırız, bazen de ben konuşurum o bakar. Dinlemiyor bence, yüzüme baksa da gözlerinde başka şeyler var. Belki de dinliyordur bilemiyorum..

Durumu ağır olanlar, konuşamayan ya da hiçbir zaman iyileşmeyecekler listesine giren hastalar heyet karşısına çıkarılmıyor. Lanet çenem yüzünden, her ay o meymenetsiz çetenin önünde gereksiz sorulara cevap veriyorum. Bu gün günlerden salı, 2 saat sonra heyet karşısına çıkacağım. Tek kişilik hücreden çıkarıp odaya alıyorlar, 3 saat öncesinden yapılan iğnenin etkisi biraz azalmış oluyor. Yine de kendini uyuşmuş ve halsiz hissediyorsun, bu senin kendine ve heyet üyelerine zarar vermeni önlüyor. Doktorun lafları bunlar, sanki saldırgan ve agresif bir caniymişim gibi her seferinde iğne yapıp bu sözleri söylüyor. Sonra üniformamı giydirip heyetin önüne atıyor, ve başlıyoruz.

-Bu gün nasıl hissediyorsunuz?

-(gözlerimi zorla açarak) Sence?

-Biraz yorgun görünüyorsunuz.

-(gülümseyerek) Bu kadar mı?

-Tamam iyi değilsiniz, peki sohbet etmek ister misiniz? Mesela merak ettiğiniz bir şey varsa sorun lütfen.

-Şekerli çayın buharı, elleri yapış yapış eder mi?

-Soruyu anlamadım.

-Peki! Ellerimi açabilir misiniz?

-Buna yetkimiz yok malesef.

-(hiddetle) Hiç kimseye saldırmadım, yani buraya geldikten sonra. Açın çok kötü hissediyorum, ya da soru sormayı kesin!!

-Sakin ol 5736!

-(gözlerim kapalı gülümseyerek) Sakinim, size saldırmayı düşünmüyorum ama biraz daha devam ederse, sizi korkutabilirim.

-(endişeli) Tamam tamam, hemşireyi çağırın gelip hastayı götürsün.

Hemşire ve hasta bakıcı gelip koluma giriyor ve yarı baygın vücudumu koridorda sürüklüyor, mutluyum çünkü bu ayki rapor yine olumsuz. Dışarı göndermek için yaptıkları tüm uğraşlar boşuna, gitmek istemiyorum. Orda bir hayatım yok..

Burdaki hemşirelerden hoşlanmıyorum, sadece hasta bakıcı kızla konuşuyorum. O beni anlamaya çalışıyor.

-5739’un kızı geldi mi?

-Daha değil, bu arada neden arkadaşlarına numaraları ile hitap ediyorsun?

-İsimleri ile seslenirsem, insan olduklarını hatırlarım. Onlar benim gibi canlı, insan değil. Sen insansın, normalde prensiplerimi bozup seninle arkadaşlık yapmamam gerekirdi ama bir kereliğine yaptım.

-(şevkatle gülümseyerek) Teşekkür ederim 5736. Bir şey soracağım, buraya nasıl geldin?

-Ailemi kaybedince intihara kalkıştım ama kurtuldum. Tek başına yaşayamıyordum, param bitiyordu ve borçlar kapıya dayanmıştı. Kredi için gittiğim bankalar, arkadaşlar, akrabalar ve tüm tanıdıklar yüz çevirdi.

-(lafımı keserek) Sen iyi bir yazardın, neden yeni kitap yazmadın?

-Para için yapamazdım, her zaman aklıma eseni gönlümden geçeni yaptım. Beni sıkboğaz edip yeni kitabımı bekleyen, ruh halimi düşünmeyen insanlarla çalışmak ağır geliyordu. Bu yüzden önüme çıkan herkese saldırdım, polisi aradılar, tutuklanıp nezarete atıldım. Yeniden intihara teşebbüs ettiğim için psikologların verdiği kararla buraya gönderildim.

-Zor şeyler yaşamışsın, ama her şey iyi olacak.

-Bunu gidip 5739’a söyle, onun daha çok ihtiyacı var bu yalanı duymaya..

Günlük verdikleri renkli ilaçları yutuyor numarası yapıyorum, filmlerde göründüğü kadar kolay değil saklamak ama ben saklıyorum. Sonra bahçeye gömüyorum onları, toprak her türlü zehri yutmakta çok başarılı nede olsa…

Güneş Aydın

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...