Alçaklar

Gece Gündüz
A A

Alçaklar

Babasından aynı şekilde aldığı yamuk ayak serçe parmağını çekiçle kopardı.

Bu olmuş. Şimdi aklımda kalan sahneyi dillendirdim ama bu, olmuş. Buradan başlamış olsaydı sahne, ne hissederdim, sadece bunu görseydim. Tek bir sahne bize ne düşündürür, onun delirmiş olduğunu mu? Tüm bir filmi izleyince ne değişirdi, benim delirmiş olduğum mu?

Evet, ayaklar bu ayaklar. Kaçmaya yardım eden ayaklar. Yürümeyi ilk kez başarınca doğada oluşan sevincin çığlıkları bir koza olur saklanır ayaklara. Her yürüyüş artık sevindirmemeye başlar. Ya da biri gidince sakince en azından yürüyebiliyor diye düşünülmez arkasından. Oysa hiç yürünemiyor olunsa belki bu hüzün olurdu, akraba eşrafında gizlice arkadan konuşulur, sesin yayılmayan bir şey olduğu sanılırdı. Yazık gibi sözcükler geçerdi belki. Ama yürüyünce bu ayakların nereden alındığı kime benzediği, aklın gitme eylemini ayaklara nasıl işlediği ya da bunun başkası için gelme demek olduğu hiç düşünülmedi. Alengirli mevzularda hep kışlık halılar ayakların altında kaldı, yumuşak ve pamuksu bir zemin hazırladı, nem ve karanlık da olsa belki yabani ot çıkardı, bir hayat başlardı bir hayat sonlanırdı. Durdu durdu, hep sıcak esti. O ayaklar yürümedi, e şimdi iyi mi olmuştu? Yukarıdan sesler geliyordu, o da gitmekten söz ediyordu. Tanıdı ayak kendine benzeyenini, karşıdaki tombul ve öfkeliydi, yine tüm kokuşmuş çoraplılığı üstündeydi. Hep kaçmaya çalıştığı da o öteki ayaklardı. Kendi başına ayak olmak yetmiyordu yürümesi için. Yine hiç kimsenin umurunda değildi onun hala bir ayak olmayı başarması. Narin ve yumuşak olması, tırnaklarında ucuz oje olması. Kimse basacağı zemini sormadı. Ağırlığını sormadı. Öteki ayak uzaklaştı ve başka bir halının üstüne gitti. Orada çok uzun bir süre hareketsizce kaldı. Zaten başa* tüm bu gelenler bir şekilde eylemsizlikten kaynaklanıyordu. Maddenin kendi halini korumak istemesinden. Oysa madde eğer ürerse ufak maddeciklerinin eylemlerinden kanunlar, tüzükler çıkarmamalıydı. Yumuşak ayak plastikler içinde suya değdi. Sabuna kaydı. Yukardan tuzlu su ve grapon kağıtları da yağdı. Gece uzadı, uzamlar geceledi. Gün çamaşır suyu ile ağartıldı, defolu kelebekler ayaklara kondu. Yola koyuldu. Suyu azdı, yolu koyuydu. Gittiği yerde toynaklarla, patilerle ve el pençelerle divan yaşadı.

Dünyayla birlikte döndü, çünkü bir yere ev demişlerdi. Her şey bıraktığı gibiydi ya da hiçbir şey bıraktığı gibi değildi. Tüm bu şey’lerin üstüne bastı, hepsinin cılkı yola çıktı.

Gökçe Yalıçapkını

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...