Uluslararası “Rüyalanma” Deneyimi ve Bünyedeki Pek Sevimsiz Etkileri

Gece Gündüz
A A

Uluslararası “Rüyalanma” Deneyimi ve Bünyedeki Pek Sevimsiz Etkileri

Son kibritimin alevini de rüzgâr yutuyor. Orospu çocuğu, saatte bilmem kaç kilometre ile kuzeyden esiyor, sekiz dakikalık bir “Nick Cave” şarkısı kadar yavaş değil. Öyle olsaydı, seve seve kendim söndürürdüm zaten kibritleri.

– Ateşiniz var mı hanımefendi?
– Üzgünüm, kullanmıyorum.
– Bravo, bravo tebrik ediyorum sizi.
– İyi akşamlar.
– İyi akşamlar hanımefendi, sağlıcakla kalın hanfendi. Hannfendi! Hanuşka! Rus edebiyatı, “Da!”

“Sağlıcak” ne lan. Hani böyle sağlık ama o kadar da sağlık değil. Az sağlıklı. Mesela tümör ama iyi huylu… Baş ağrısı ama katlanabilirsin; saçları düz ve kum gibi kahverengi kadının ama dayanabilirsin. Ha, nah dayanırsın. Mesela şöyle yürüyor; tam bir podyum mankeni gibi değil de sarhoş bir kedi gibi mesela. Biraz düzgün, daha çok aksak ama hafif… Hafif, duman kadar hafif ve dağılıyor işte kemikli omuzlarını seyrederken.

Kahverengi ve el emeği bir dikenli tel örgüsü kadar karmaşık saçları, kısa bayağı; ensesinde minik bir dövme var gözüken. Ten rengi, saçından daha açık; aslında kadın olduğunu sadece ince belinden anlayabiliyorsun böyle sırtını izlerken. Bir de tabii erkekte böyle göt olmaz. Küçük, dik, sıkı. Sokak lambasının ishal aydınlığında, kısa bir zamanla önden görebildim de yanımdan geçerken; göğüsleri de uyumluydu zaten, küçük, dik, sıkı. Sigaramın yanıyor olmasını çok isterdim şu an, belki gözlerime duman kaçardı da kurtulurdum şu kırılgan ve şekilli bacakların esaretinden. İngiliz dostum Sting’in Fragile’ı kime yazdığı anlaşıldı şu an. Kotu, bildiğin kot rengi. Yani adam gibi “Jean.” En azından bu ışıkta öyle; ışık ağzımıza sıçıyor, bildiğin sütten zehirlenmiş çocuk kakası renginde bu sarı aydınlık. Böyle sarının da sokak lambasının da a*ına koyayım. Ben nasıl gözüküyorum acaba; o ise bu büyük abdest aydınlığının içinde bile şuh! Yuh! Arka cebinden kullanışsız, işe yaramaz “Soft” bir sigara paketinin başı görünüyor; belli hayli cebelleşmiş yırtarken. Kullanıyorsun işte! Sigara içiyorsun, içmelisin de. Beni umursamadın sadece, böyle dağılarak yürümeye devam etmek için. Başka türlüsü mümkün olmazdı zaten.

Neden umursamayacakmış? Yo, neden umursamayacakmış? Rus edebiyatı, şu an çok kızgınım sana Turgenyev; neden her karakterin on dört yaşındaymış gibi “Neden olmayacakmışız?” diyorlar. Ya da bunu Türkçeye tercüme eden yeminli ve şerefsiz çevirmenin işi: “Neden onun işi olacakmış?” Böyle mi sorulur lan, böyle mi tepki verilir; biraz eskimiş Rus soylusunun en belirgin özelliği, bu aptalca vurgusu mu lan!

“Neden gidecekmişsiniz Bay Bazarov! Kalın, konuşacaklarım vardı sizinle.”

“Neden gitmeyecekmişim Bayan Odintsova? Söyleyin, söyleyin bana Sayın Sergeyevna, neden gitmeyecekmişim?”

Bu mu yani, tanışmaya birkaç yüzyıl geç kaldığımız Slav dostlarımız, 14 yaşında çocuklar mı hepsi! Neden olmayacaklarmış ki! Budala! Budala! Votka içiyorlar, sayfalarca votka içiyorlar ve birbirlerine “Budala!” deyip çok büyük bir halt etmiş gibi pişman oluyorlar. Kahverengi saçlı kadın hiç de onlara benzemiyor.

– Hanımefendi, sigaranızı görüyorum ama.
– Ateşim yok.
– Neden olmayacakmış!
– “Убирайся отсюда!”

Al sana Rus edebiyatı, budala Rus edebiyatı! Arkadiy, Arkadiy gel de kadın gör, kadın gör! Ne Tolstoy’un şişman Anna Karenina’sı ne Fyodor’un piliçleri ne de bayan Odintsova; bir kahverengi saçlı kadın etmez! Kahverengi, kısa saçlı, zayıf, ince belli kadın; salınıyor. Duman gibi mübarek, duman gibi… Öyle turuncu götlü sigara dumanı gibi de değil, tütsü dumanı gibi. Var, var ama yok gibi.

Dünya klasiği değil oğlum, kahverengi saçlı kadın. Dünya lan resmen, hayal gibi… Hayal gücü değil, hayal gibi! Kuzey’den uzaklaşıp daha sıcak topraklara indiğimizde karşımıza çıkacak olan, bin bir gecenin bin bir masalındaki uçan halı değil mesela; direkt gökyüzü o. Kahverengi saçlı kadın; rüzgâr değil, fırtınanın ta kendisi. Ay ışığı değil, gece o.

Sonra uyanıyorum zaten; kibritler yerinde, sigara elimde sızmışım. Budala votkasından hep bu rüyalar! Kadın da yok. Yok, ama var gibi.

Gökay Sarı

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...