Karşıt Madde

Gece Gündüz
A A

Karşıt Madde temelde maddenin ters ikizi olarak tanımlanır. Ters ikiz lakabı, “yük işareti hariç her şeyi aynı” anlamında kullanılır. Örneğin elektronun ters ikizi, kütle vb. yönlerden tamamen aynı iken pozitif işaretli yüke sahiptir. Ayrıca ters ikizler tek istisna haricinde başlarına “anti” eki getirilerek okunurlar (Örn: Proton-Antiproton). Bu istisna ise elektrondur ve ters ikizine pozitron denir.

Antimadde kavramının doğuşuna gidersek 1928 senesine kadar inmemiz gereklidir. Paul Dirac isminde bir fizikçi Özel Görelilik ve Kuantum Teorisini bir araya getiren matematiksel bir denklem yazmayı başardı. Bu denklem ona 1933 Nobel Fizik Ödülü’nü getirdi. Ancak bir sorun vardı. Denklemin iki farklı çözümü vardı. Değer olarak aynı olan bu iki çözüm, işaret olarak zıtlardı. Klasik fiziğe göre ise bir parçacığın enerjisi negatif olamazdı. Dirac ise bunun her parçacığın kendisiyle birebir aynı ama yükü zıt bir karşıt parçacığının olmasıyla mümkün olacağını söyledi. Böylelikle karşıt madde keşfedilmiş oldu.

Zaman içinde karşıt nötron vb. gibi atomun bileşenlerini oluşturan parçaların da keşfi sağlandı. Ancak asıl bomba olan karşıt madde; bu keşiflerden çok sonra, 1995 yılında CERN laboratuvarlarında gerçekleşecekti. CERN’de Alman ve İtalyan uyruklu bilim adamlarından oluşan bir grup, keşfedilen karşıt parçacıkların bir karşıt atomu oluşturabilecek bağları yapabilmeleri konusunda araştırmalarda bulunuyorlardı. Ayrıca normalde bilinenin aksine, araştırmaların yapıldığı ortam bir hızlandırıcı değil LEAR isimli bir parçacık yavaşlatıcıdır. Çok uzun sürmeden 1995 senesinin sonlarına doğru ilk karşıt madde bulunmuş oldu ve bu bir karşıt hidrojen atomuydu. Doğadaki simetri tüm dünyayı etkilemiş ve haber mecralarında büyük ses getirmişti.

Peki iyi hoş ama bu karşıt madde ne işe yarar? Yukarıda da belirttiğim üzere karşıt madde adım adım keşfedilmiş bir şeydir ve yine adım adım keşfedilmeye de devam edecektir. Yani bu demek oluyor ki ileride karşıt maddeden oluşmuş kompleks yapılar, karşıt maddeden oluşmuş gezegenler, hatta ve hatta karşıt madde evreni bile öngörülenler arasındadır. Şayet karşıt madde evreni diye bir şey olsa bile, oradan bizim evrenimize gelmeye çalışan bir çekirdeğin; bizim evrenimizdeki başka bir çekirdekle etkileşime girip imha olacağı, dolayısıyla bizlerin bunu asla fark edemeyeceği iddia edilir.

Karşıt maddenin şu an için bilinen en önemli özelliği ise çok büyük enerji kaynakları olmalarıdır. Örnek vermek gerekirse yıllık yapay Antimadde üretimi yaklaşık olarak milyar gramın onda birine tekabül eder. Sadece bir gramının ise 62,5 trilyon dolar olduğu söylenir. Dünyanın en değerli maddesi durumundadır kendisi. Enerji olarak ise 1 gram karşıt maddenin 23 adet uzay mekiğine yetecek enerjiye sahip olduğu belirtilir.

Her ne kadar madde ve karşıt madde yükleri dışında aynı özelliklere sahip olsalar da evrende eşit derecede bulunmazlar. Madde karşıt maddeden kat kat daha fazla bulunur. Bunun nedeni ise günümüzde bile gizemini korumaktadır. Hâl böyle olunca, insanoğlu karşıt maddeyi yapay olarak elde etme olayına girişmiştir. Ancak çok az miktarlarda da olsa karşıt maddenin doğal yollarla da elde edildiği biliniyor. Şansa keşfedilmiş olan bu olay fırtınaların üzerinde gerçekleşir.

Son olarak sizlere bunla bağlantılı olan Tunguska Olayı’ndan bahsetmek istiyorum. Tarih 30 Haziran 1908, sabah 7:45-8:00 suları. Olay Sibirya’da bulunan Podkamennaya’daki Tunguska Irmağı yakınlarında geçiyor. Olay sırasında büyük bir gök patlaması duyulmuştur. Kayıtlarda patlamanın yaklaşık olarak 15 bin tonluk dinamitin patlamasına eşdeğer olduğu geçer. O dönemlerde bu olay bir kuyrukluyıldız veya meteor çarpması olduğu sanılmaktadır. Bu durumda bu meteor saatte 100 bin kilometre hızda olması ve 100 bin ile 1 milyon ton arasında kütleye sahip olması gerekir. Ortaya çıkan enerji o kadar büyüktür ki milyonlarca ağacın yok olduğu, yüz binlerce canlının telef olduğu söylenir. Hatta Dünyanın manyetik alanında değişikliklere ve sapmalara neden olmuştur.

Görgü tanıkları önce büyük bir alev topu gördüklerini, akabinde yer sarsıntısı ile birlikte güçlü sıcak rüzgârların oluştuğunu söylediler. Bu esnada cisim de atmosferde buharlaştığı için, etrafa çeşitli gaz toplulukları yayılmış ve bu gazlar kısa bir süre için de olsa, gecelerin bile parlak olmasına neden olmuştur.

Aslında olayla ilgili Nikola Tesla’nın deneylerinden tutun da uzaylılara kadar birçok farklı bakış açısı var. Olay kesin olarak çözülememekle beraber, en güçlü bakış açısı Antimadde çarpışması ve kara deliktir. Çünkü olay yerinde herhangi bir meteor izine rastlanmamıştır. Bazı kesimler ise olaydan sonra bölgede tanımlanamayan bazı cisimlerin bulunduğu ve bu cismin bir uzay aracına ait olduğu bile savunulmuştur. Bunu savunanlara göre; bölgede bulunan kuvars kristal dilimlerinin Dünya teknolojisi ile üretilemez olduğu ve yine bölgede bulunan demir silikat örneklerinin de sadece uzayda bulunabileceği savunulur.

Olayla ilgili son iddialar ise 2008 yılında, yüksek teknolojili bilgisayar ortamında olayın canlandırıldığını ve simülasyon sonucu olayın kuyruklu yıldız çarpması olduğu yönündedir.

Furkan Güleç

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...