Zamanın Birinde

Gece Gündüz
A A

Zamanın birinde bir adam tanıdım. Parmaklarından eksik olmazdı tütün kokusu. Sabahtan akşama kadar, düzenli olarak yaptığı tek şey çay içmekti. Hani şöyle en demlisinden… Arada bir de şiir yazardı bu adam. Ama kimseye okutmazdı ha! Hele kafasında kurguladığı hikâyeleri, kâğıtla buluşturmazdı bile hiç. Canının istediği günler bir iki sayfa bir roman okurdu; istemediği günler ya şiir ya da gazete. Ne vakit roman okusa bütün romancılara söver, bütün hayali karakterlere giydirir, eş dost sofrasında “Kandırıyorlar efendim, hepsi yalancı bunların, hepsi!” diye atıp tutmayı da es geçmezdi. Gazete okudu mu da dünyanın düzensizliğine, acımasızlığına kusardı öfkesini. Yalnızca, şiir okuduğu günler kimseyi asıp kesmez; yalan olduğuna inansa da dizelere küsmez, şairlere sövmezdi. Hatta böyle günler sokakta gürültü yapan çocuklara bile ses etmezdi. Eğer iyice keyfi yerindeyse bir de üstüne odasındaki camın önünde duran menekşeleri sulayıverirdi.

Zamanın birinde bir adam tanıdım. Hep bir dumanlı bakardı gözleri. Sanki içinde dinmeyen bir yangının habercisiydi bakışları. Kimselere anlatmadığı hikâyesi gizliydi bu yangında. Ne yıllar önce kaybettiği karısına ne çocuklarına ne dostlarına… Hatta belki çoktan vazgeçmişti kendine de anlatmaktan. Belki ondandı bunca öfke önüne gelene. Bilmiyorum, hiç sormadım. Cevabını bildiğim soruları sormak gibi bir huyum yoktur.

Zamanın birinde bir adam tanıdım. Zamanın biriydi işte, çok sevmişti. Sevmişti de söyleyememişti. Belki zamanında söyleyemediklerini dizelere döküyorlar diye ses etmiyordu şairlere. Hâlâ şiir okuması da bundandı belki. Bilmiyorum.

Zamanın biriydi işte, çok beklemişti bu adam. Beklediğini kimse bilmezdi. Hâlâ bekliyor muydu, bilinmezdi. Bilinseydi belki bu kadar beklemezdi. Ölümü de böyle bekliyordu ama ölmek istemiyordu. En azından ölmeden, bir kez görünür olmak istiyordu. Böyle yalnızca hayallerde yaşamaktan yorulmuştu.

Zamanın birinde bu adam, bir kadın tanımıştı işte. Hikâyeyi anlamamak, bilmemek mümkün değildi esasen. Çünkü hep aynı başlar, aynı biterdi böylesi hikâyeler. “Hatta hiç başlamaz, bu yüzden bir sonu da olmazdı…” demek daha doğru olacak. Sonra o hiç yazılmayan hikâyeler, başka başka hikâyelere dönüşüp kaybolur. İşte, buradan gerisi kaybolmuş bir hikâye. Bense bu hikâyede yaşayan kaybolmuş bir adamım. Bütün kaybolmuşluğum başlamadan evvel, bahar bakışlı bir kadın tanıdım. Hikâye, aslında şöyle:

“Zamanın birinde bir kadın tanıdım. Ve bir daha asla aynı adam olmadım.”

Feyza Ünal

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...