Tasma

Gece Gündüz
A A

Yuvarlak bir masada oturmuş kayıplarımızdan bahsediyoruz. Epizodik olarak gerçekleştirdiğimiz bu buluşmalardan çok şey kazanıyoruz. 4 kişiyiz, fakat yüzlerce kayıbız. Her birimiz bir sıralamaya koyup anlatıyoruz kayıplarımızı. Neredeyse unutmak üzere olduğumuz ve yok olmaya yüz tutmuş kayıplarımız canlanıyor hafızamızda ve onları da ekliyoruz listeye. Kazandıklarımızdan bahsettiğimiz bir önceki toplantıdaki kadar cüretkâr değiliz hiçbirimiz. Kazanımları ve kazançları anlatırken karşımızdakinin gözlerinin içine direkt olarak bakabiliyor iken kayıpları anlatırken gözlerimizi ya sabit bir noktaya dikiyor ya da sürekli olarak kaçırıyoruz. Ses tonumuz ve vurgularımızda da fark edilir bir değişim söz konusu oluyor. Kazanımları anlatırken baskın, tok ve öz güven dolu bir ses tonu hâkim iken sıra kayıplara geldiğinde cılız, ürkek ve hüzünlü bir tona dönüşüyor.

Sırasını savan son kişiden sonra durağanlaşan ortamı farkındalığa çekebilmek adına; önceden hazırladığım bir soru atıyorum ortaya. “Kaybedenlerin ortak özelliği nedir?” Bir düşünce sisi sarıyor ortamı. Bakışlar yukarı doğru kayıyor, eller çeneye gidiyor. Sonra baştan planlamış olduğum soru için yanımda getirdiğim 4 adet aynayı çıkarıp koyuyorum masanın üzerine ve herkesten birer ayna seçip almalarını rica ediyorum, son kalan aynayı da ben alıyorum. Aynaya bir süre baktıktan sonra teker teker soruyu cevaplamalarını istiyorum.

Birinci kaybeden, ellerini kavuşturduktan sonra derin bir nefes alıyor ve “Benim bütün kayıplarımın nedeni: Babamın bizi küçük yaşta terk edip gitmesi; eğer öyle olmasaydı ve arkamda dursaydı ben bugün bu kadar çok kayıp vermiş olmazdım.” diyor. Sonra ikinci kaybedene veriyorum sözü. O da “Sosyo-ekonomik olarak iyi bir çevrede doğmadım; paran varsa gücün vardır; ben hep bu yüzden kaybettim.” diyor. Söz sırası üçüncü kaybedene geçiyor. “Ben, genç yaşlarda sancılı ve derin bir aşk yaşadım. Fakat o bana sırtını döndü ve ortada hiçbir şey yokken tek kelime bile etmeden çekip gitti. Tüm hayatımı ona endeksli yaşarken bir anda her şeyimi kaybettim ve sonrasında hayata bir daha tam olarak tutunamadım ve ardı ardına başladı kayıplarım.”

Üçüncü kaybedenden sonra aynaları onlardan alıyorum. Hepsi merak içerisinde benim kaybetme nedenimi bekliyor. Söze başlıyorum. “Arkadaşlar; biriniz bunun yükünü babasına, biriniz paraya ve bir diğeriniz de eski bir aşk hikayesine verdi. Fakat meselenin özüne döndüğümüz zaman; aynaya baktığınızda hiçbiriniz kendinizi görmediniz. Hâlbuki tüm bunlara sebep olan; her birinizin boynundaki tasmalardır. Başka bir deyişle zaaflarınız, sizin tasmalarınızdır. Ben, her ne kaybettim ise zaaflarım yüzünden oldu. Bundan sonra sizler de kişilerden ziyade, tasmalarınızın ne olduğunu bulun ve onlardan nasıl kurtulacağınızı düşünün.”

Fatma Hilal Kantarcıgil

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...