Ruhumda Diş İzlerin

Gece Gündüz
A A

O kapıdan ilk girdiğimiz günü hatırlıyorum. Bembeyaz bir ruh, saf bir derinlik ve kırmızı bir İzbarço bağı. Çözülmesi en zor tutkulardan yapılma. Her şeyim ile sana adapte. Dünyadan ve içindeki her şeyden münezzeh, bir tek seni gören gözlerimin ışık ışık odada dolaşması.

Ellerimi öylesine sıkı sıkıya geçirmişim ki ellerine; sanırsın uçurum kenarında çaresizce tutunduğum tek dal. Ya da ellerimi öylesine sıkı sıkıya geçirmişim ki ellerine; ne kadar masum duygu varsa barınan insan fıtratında, sanırsın onları akıtıyorum parmak uçlarımdan avuçlarına.

Bir de çok şey olduğumu zannediyormuşum o zamanlar. Tüm dünya benim eksenimde dönüyormuş, sanki her şey benim hizmetkârımmış. Hoyratça emirler savuruyormuşum. Ne ego! Buna ego demek süslü kalabilir. Öyle ya; süslenmiş, parlatılmış ve makyajlı halidir ego, ID kardeşinin. Ama aralarındaki süs farkı ve savaş da umurumda değilmiş. Çünkü umurunda olmaz savaşlar, küçük dağları yaratanların.

Başlangıçta devleşen egodan artakalan ve ışıldayan gözlerle büyüyen bir masumiyetin dönüştüğü çöplüğe bak. Dön ve tekrar tekrar bak! Çünkü sen olağanüstü bir heykeltıraşsın. Her sanatçı böylesine büyük bir saflığı dönüştüremez çünkü koskoca bir ağlama duvarına. Üstelik tüm dinlerin üzerine yemin ederim ki bu sanat eseri ruhu heba ettiğin için O da çok kızgın sana.

Artık her şey olmaya hazır bir hiçliğin başladığı yerdeyim. Her neye evrilirsem evirileyim, ruhumda bıraktığın diş izlerin sırıtacak karşımda, en mutlu olmaya kalkıştığım anlarda. Ruhumdan ısırdığın, zamanımdan çaldığın bir parça tuzlu hayat, baki kalsın şimdi yolunda…

Fatma Hilal Kantarcıgil

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...