Malefiz – Maleficent (2014)

Gece Gündüz
A A

Yönetmen: Robert Stromberg
Türü: Fantastik
Yapım yılı: 2014

1959 yılında Disney tarafından çekilen, ABD yapımı “Uyuyan Güzel” filmine; bu defa masum prenses tarafından değil, kötü kalpli olarak bilinen ve prensesi sihirle uzun yıllar uykuya mahkûm eden perinin penceresinden bakıyoruz.

(Bu parantez cümle akabinde devam eden tüm satırlar; filmi daha önce izlememişler için bir miktar da olsa sürpriz kaçırıcı, Spoiler bilgi içermektedir.)

Eski yıllarda “Uyuyan Güzel” filmini izlediğimizde içten içe serzenişte bulunur, güzel prensesin bir an önce uyanmasını dilerdik. Kötü kalpli peri için ise pek de güzel şeyler düşünmezdik. Çünkü yansıtılan resim ne ise ona odaklanmak kolay; diğer şeylere neden olan dinamiklerin üzerine düşünmek ve araştırmak işin zor tarafıdır. Kolaylara ve gördüğümüz kadarına olan sorgusuz bakış açımıza bir aparkat vuran Malefiz, Uyuyan Güzel hikâyesine tümden varıyor.

Huzurlu ve kendi işleriyle meşgul perilerle dolu bir orman krallığında yaşıyor Malefiz. Oldukça ihtişamlı ve imrenilesi kanatlara sahip. Küçük bir çocukken gülüşü ve yardımseverliği ile kalplerde taht kuruyor. İyiliksever ve herkes tarafından sevilen bir peri ayrıca. Fakat bir gün insanların ülkesinden gelen bir çocuk (Stephan), Malefiz’in peri kalbine giden yola giriyor. Hâlihazırda sevgi dolu olan Malefiz, açıyor tüm kapılarını aşka. Büyüdükçe güzelliğine güzellik katan peri, aşkla birlikte çok daha güzelleşiyor. Ve kocaman kanatlarıyla uçuyor umuda.

Stephan da ilk etapta seviyor sevmesine ama devreye giriyor insan ruhunun karanlık tarafı. Aklını çeliyor kralının lafları. Orman Krallığında yaşayan perinin devasa kanatlarını kim getirirse krala; ona, geri çeviremeyeceği ödüller var. Kalp, vicdan ve nefis üçgeninde sıkışıp kalıyor Stephan. Ve bir gece gidiyor sevgilisinin yanına, bütün geceyi birlikte geçiriyorlar. Malefiz, öyle mutlu ve güvende hissediyor ki uykunun da ağırlığıyla sonsuz bir hafiflikle bırakıyor kendisini sevgilinin kollarına. Başına geleceklerden habersiz, fütursuz bir teslimiyet içerisinde…

Sabah… Uyanıyor Malefiz. Sırtında duyumsadığı inanılmaz acı ile elleri gidiyor güzel kanatlarına. Fakat Stephan, onları çoktan kesip aldı ve götürüyor kralına, bir at arabasıyla. Gökyüzüne başını kaldırıyor ve çığlık çığlığa, feryat figan bağırıyor Malefiz. Bu sahnede; çığlığı ile izleyicilerin göğüs kafesinde depremler yaratan oyunculuğu ile Angelina Jolie, muhteşem bir iz bırakıyor. Yanı sıra burada “kanatlarından olmak” durumunu, “sırtından vurulmak” deyimiyle özdeşleştirdiğim ve böyle bir metafor yaratılmak istendiği düşüncesindeyim.

Ve işte o andan sonra başlıyor Malefiz’in kötücül metamorfozu. İçi-dışı güzellik olan bir peri, dönüşüyor bir intikam ateşine ve masum bir bebekle intikam alacak kadar kararıyor gözü… Sonrası mı? İyiliğin kötülüğe, kötülüğün iyiliğe evirilişini izliyoruz. Ya da bir tür Yin-Yang. Gerisini sizin yorumunuza bırakıyorum. İyi seyirler dilerim…

Fatma Hilal Kantarcıgil

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...