Kurtçuk

Gece Gündüz
A A

Yıllardır birlikte yaşıyoruz onunla. İç içe. Benim sevgili kurtçuğum, beni hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Defalarca onu yok etmeye çalıştıysam da kurtulamadım. Öyle itaatkâr ve sadık ki ben de onunla yaşamayı öğrenmeye çalıştım. Fakat onunla yaşamak çok zor. En sakin anlarınızda, ortada hiçbir şey yokken aniden belirir içinizde. Eş zamanlı olarak aklınızda da. Hiç belli etmeden sinsice süzülür. Hadi başlıyoruz derin bir iç sancısı yolculuğuna.

Peki, niye içimde bir kurtçukla yaşıyorum? Meyve miyim ben? Belki de bu sorunun en anlamsız cevabıyım. Meyve bile değilim. İnsanlığımı sorguladığımdan da değil bu “bile”ler. Pek çok insana göre çok fazla insanım hatta. Yağmur yağarken ölmesin diye, bir böceği bir kuytuya çekecek kadar insan… İç kemiren bir kurtçuğa bu kadar çok yeniliyor olmama şaşıyorum sadece, hepsi bu.

Yaratılmış hiçbir canlıya kıyamadığımdan seviyorumdur belki de kurtçuğumu. Öyle güzel kemiriyor ki içimi. Minik dişleriyle; çıtır çıtır taze bir yaprağı kemirmekten aldığı hazzı duyuyor sanki haspam! Bazı zamanlar kemirilmekten duyduğum öfke, bir gülme krizine dönüşüyor onu izlerken. Kızsam mı gülsem mi bilemediğim, aradaki o keskin çizgiyle tuhaf tuhaf bakışıyoruz biz de.

Bazen günlerce görünmüyor ortalıklarda. “Hastalandı, yorgun düştü herhâlde.” diyorum. E kolay mı? Sen, kendinden katbekat büyük bir canlının içini sürekli kemirirsen olacağı bu, tabii ki yorulursun. Öyle günlerde nasıl rahatım, nasıl mutluyum anlatamam. Yolunda gitmeyen şeyleri bile zorla yola koyuyorum. Ya da umursamıyorum. Öyle bir huzur.

Aklımdan geçirmeye bile çekinirken geri ortaya çıkıyor sonra. Bakışıyoruz bu defa. Pis pis sırıtıyor, utanacağı yerde. Sen değil misin yıllardır beni yiyip bitiren? Ne bu yüzsüzlük? Şeytan diyor ki: “Bulmuşken ez onu bu defa. Yok et. Sen önce davranmazsan o seni bitirecek!”

Bir yanım kıyamıyor, bir yanım bir an önce ondan kurtulmak istiyor. Dilemma içerisinde düşünürken kayboluyor aniden. Hayır, hayır kaybolmamış! İçimden çıkıp karşımda devasa bir yaratığa dönüşmüş. “Oy büyüdün mü sen?” diyemiyorum tabii korkudan.

İşte bu defa kaçışım yok, biliyorum. Kişiliğim, kimliğim, öz benliğim, duygu ve düşüncelerim; ne varsa bana dair, zapt edecek hepsini. Sömürdükçe büyümeye devam edecek. Ta ki beni benlikten çıkarana ve yok edene kadar…

Fatma Hilal Kantarcıgil

Bunu neden başkaları da okumasın ki?
Paylaşmak güzeldir...

Bak bir de bu var...
Yarı Yol Spor – I
Yarı Yol Spor – I

Yastığı normalden daha yüksekti o gece. Boynu ağrıdığı için değil, heyecandan uyuyamıyordu. Çünkü karne hediyesi olarak alınan o müthiş spor

Kapat