Kıymık

Gece Gündüz
A A

Karanlık bir oda var en kuytularında zihnimin. Ne hikmetse bunca unutkanlığıma rağmen hiç kaybetmiyorum anahtarını. Bir koku, bir ses ya da bir anı hatırlatmaya görsün; o anahtar, elimden tutup kendisi götürüyor beni o küçük, karanlık odaya. Açılıyor kapı ardına kadar. Her şey yerli yerinde, sanki üstünden onca zaman geçmemiş gibi. Hafızamın tozlu ahşap raflarına dokunuyorum el yordamıyla. Hep aynı kıymık batıyor elime. Yaklaşıyorum. Gözlerim karanlığa alışmış olacak ki görüntü netleşiyor. Suretin beliriyor.

Çok zaman geçmişti üzerinden, iyileşmişti hâlbuki parmaklarım. İşte yine battı anılarının kıymığı. Derken bir rüzgâr esintisi senfonik olarak sesini getiriyor; kulaklarımı şenlendiriyor, içimi ısıtıyor, eskiden olduğu gibi. Ne tesirli bir şey! İçimin ısıtıcıları artık yanmıyorken sesini anımsamamla birlikte ısınıyor yine. Soğuk şubat akşamlarında söylediğin şarkılar geliyor ardından. Onlar mıydı beni ısıtan yoksa şarkıyı söylerken gülümsemen mi? Bunu hâlâ bilmiyorum. Belki de gülümserken dudak kenarında oluşan minik gamzedeydi tüm tılsım. Sen “Gam-zedeyim, deva bulmam…” diye söylerdin; ben “Gamze’deyim, deva bulmam…” diye iç geçirirdim. Tüm gücüyle beni sana çeken o mıknatıs, yüzündeki o minik çukurun varlığıydı belki de. Herkes başka başka şeylere müptelayken ben, senin yüzündeki çukurda kaybolmayı seçmiştim.

Bir senin yüzün eşsizdi bana göre, bu yüzden parmak uçlarımla dokunurdum. Çünkü sahip olduğum tek eşsiz şeydi parmak izim, senin güzelliğinin yanında. Seni nasıl hak ettiğimi düşünüp dururdum. Uyku tutmazdı geceleri. Midemdeki kelebekle ahbap olamıyorduk bir türlü. Aşina olamadık birbirimize. Hep aynı heyecanla uçup dururdu midemin üzerinde. Ta ki gittiğin güne kadar… O gün hastalandı mide kelebeğim. Soldu günden güne ve sonra kaybetti hayatını. Şimdi içimde yatıyor. Başına, seninle topladığımız deniz kabuklarından birini diktim mezar taşı olarak. Gitmeseydin bir gün onu seninle azat edip heyecanı azalmış fakat yerini sıradanlığa bırakmış bir sevgiye bırakacaktım. Akşamları iki lafın belini kırmadan oturup meyve yiyecektik belki televizyon karşısında. Seninle tüm sıradan hayallere razı iken gittin. Öldü kelebek, soğudu oda. Parmak uçlarım da yanık zaten. Gelme artık, üflesen de geçmez!

Fatma Hilal Kantarcıgil

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...