Kayıttayız

Gece Gündüz
A A

Genzine kadar dolan ağır, paslı demir kokusunu duyuyor musun? Birbiriyle iç içe geçmiş koridorlardan oluşan demir odalar. Duvarların ardında yankılanan kahkaha ve çığlık karışımı kakafonisi ürkütücü sesler. Kasvetli, gri bir duman. Demir duvarlardan alacağı bitmemiş gibi. O seslerin arasında duyduğun şırıltı su sesi değil. O duyduğun, parçalara ayırdığın ruhundan damlayan kan. Hepsi senin. Savur hoyratça, at ve tut. Hücrelerden hücrelerine kadar soğuk, acı, is ve paslı demir kokusu yutuyorsun. Beslenme saati! Verdiğin kadarını alacaksın. Evren ötesi bir yerlerde. Ağır kokulardan nefes almak bunca zorlaşmış iken bu yanık kokusu da nereden geliyor şimdi? Ellerin, eriyorlar!

Neleri aldın kim bilir kimlerin ellerinden, hunharca? Söylediğin yalanları gizlemek için sahte kahkahalarını kapattın avuç içlerinle. “El, evrensel düzeyde ruhun bedeni tezahürlerinden biri olarak görülmektedir.” diyor Martin Lings. Sen sana bahşedilen ruh kanalını iyiye ve güzele kanalize etmekten sakındın. İşte yanlış düğümlerinin başladığı ilk ilmek. Sonrası tavizi getiren taviz, sonrası çorap söküğü. Ne bir dirhem fazla ne de mikro ölçüt az. Ne verdiysen o, ne aldıysan o!

Payına düşen öz savunma hakkın duruyor yanı başında. Kendi kıyametinin paydası insan eti yiyen çiçeklerin ağzı. Zehir zakkum. Gizli saklı yaptığı iyilikleri, kendini yüceltmesi gerektiği yerlerde kullanan insan, sırf ateşten yaratıldığı için büyüklenen şeytandan ne farkın kaldı? Kibir senin tohumun. Fakat zehirli bir tohum. Toprakla temasını kes. Çünkü toprak tevazu sahibidir.

Onlardan kaçarken diplere gömdüğünü sandığın “ah”lar hortluyor bir bir. Ey aciz; sen kimden neyi saklıyorsun?

El salla, kayıttayız.

Fatma Hilal Kantarcıgil

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...