İdrak Eğrisi

Gece Gündüz
A A

Uyan, giyin, git, çalış, dön, yaz, sev, bağlan, ayrıl, ye, iç, koş, uyu, hastalan, iyileş, gül, ağla…

Neredeyse tüm bir hayatın fiilleri bunlardan ibaret. Ölüm diye bir şey olmasaydı bunlar belki de daha anlamlı kılabilirdi yaşamı.

Tüm bu maratonun ortasında aniden durduğum ve sesli bir şekilde “ölüm” kelimesini söylediğim anda; kulağımı sağır eden bir sinyal sesi, ayarları iyi yapılmamış bir mikrofon cızırtısından başka bir şey duymuyorum. Kendi kendini hızla ileriye saran bir kaset, toprak, çürümüş et ve otlar. Boyut atlamak. Kelimeler nasıl da hızlı değişiyor iki olgu arasında.

Öyle inanıyorum ki dilediğimiz her şey, eş frekansı bulduğu anda gerçekleşiyor bu hayatta. Fakat ölümsüzlük diye bir şey yok. Dileyemiyoruz ölümsüzlük iksiri içmeyi…

Gerçeklerle aramı hiçbir zaman iyi tutamadım. Sırtımı tek döndüğüm ve göz göze gelmekten sakındığım şey: “Gerçeklik.” Bilimsel olarak var olmayan ve teşhisi olmayan bir hayal şizofreniyim. Ben, gerçeklik kuklasını avuçlarımdaki iplerle dans ettiren bir hayalbazım. Uçuk kaçık dünyamda, hepsi kendi üretimim olan düş yapımı şehirlerde yaşıyorum. Reel Dünyada olup biten hiçbir şey dikkatimi çekmiyor. Hatta zaman zaman bedenimi bir bumerang gibi uzaya fırlatıp kafa dinliyorum. Çünkü ben ruhtan ibaretim. Bunun hafifliğini derinden hissediyor ve seviyorum. Zihnin gücüne de inanıyorum. Olmadığım yerlerde olabiliyorum. Ben ışınlanmayım. Zamanın ve aklın sınırlarını zorlayan tüm kavramların efendisiyim. Merdümgirizim. Bir ordu kadar insanın içinde iken bile ruhumla bir kaçış yolu bulabilecek kadar hem de. Kaçışım ve kendimi istediğim yerde bulmam, mikro saniyeler içinde gerçekleşiyor. Bunun tek sırrı ise doğru odaklanma. Bu sayede; yosunlu bir taşa uzanabilirim dere kenarında bir tartışmanın ortasında iken ya da trafiğin en sıkıştığı anda seyahat edebilirim yıldızlara.

Bana bahşedilen her bir duyuyu kendime kullanıyorum. Duyu benciliyim. Kendi içimdeki orkestrayı dinliyor, kendi gözlerimde kayboluyor, kendi şefkatli derime sarıyorum kendimi. Kendime yaklaşıyor, kendimden kaçıyorum. Sayılı nefeslerimi, çitlerden atlatarak sayıyorum uykuya geçmeden. Sonra yine sesli bir şekilde “Ölüm.” diyorum. Eriyor gerçeklik ve çürüyor Dünya.

 

Fatma Hilal Kantarcıgil

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...