Azın Fazlalığı

Gece Gündüz
A A

Metin ERKSAN’ın “Sevmek Zamanı”ndan (1965) düştüm bu gece bu beyaz sayfaya. Artık pek çok şey beyaz değil. Gitgide kararan Dünya’nın keşmekeşi içerisinde, hava kirliliği kadar hızlı kararıyor ve kirleniyor yaşanılanlar ve insanlar.

Ben 1985 yılında doğdum; net olarak hatırladığım 1990 ve sonrası. Ama sevemedim ben bu ucu saçaklı zamanı. Geçmişten gelmemiş ama sanki o zamanlara aitmişim gibi tuhaf bir hissiyatta ruhum daima.

Çok eskiden, her şey az iken birçok şey çok daha fazlaymış. Gaz lambaları eşliğinde mürekkep yalayarak, tenini kâğıda değdirerek yazılan mektuplar; telefonda kısaltmalarla yazılan sahte mesajlara göre çok fazlaymış mesela. Birçok platformda istediğin kişinin fotoğrafına ulaşmak ve binlercesini bulmak mümkün iken eskiden; tek bir ifadeyi barındıran, tek bir bakışı olan, renksiz ve üstelik de dokunulmak, koyna saklanmak ve öpülmek suretiyle eskimiş fotoğraflar çok fazlaymış.

Kolaylaştırıldıkça azalan bir çağa doğmak varmış nasibimizde. Bazı kolaylıklara sözüm yok. Ancak keşke o zamanların ruhunu çağırabilsek şimdilere. “Ey duyguların sahici olduğu geçmiş yılların ruhu; beni duyuyorsan 45’lik bir plak çal. Gülünce gözlerinin içi gülüyor, kendimi senden alamıyorum, bilmem bakışların neler söylüyor? Cesaretim yok ki soramıyorum, olsun mesela.” Ne kadar çağırsak nafile… Gelmiyor o ruh bu zamana. Çoktan kaçırdığımız hatta elimizde olmadan geçip gitmiş bir dönemin yokluğuna; eski şarkılar, eski filmler ve yaşlı insanların dizinin dibine oturup “Ne olur o yılları anlatır mısınız bana?” deyip onları dinleyerek teselli buluyorum.

Kim bilir ne kadar temizdi o yıllarda denizler bile… Kızaran yanaklar vardı eminim; sevgi dolu ufak bir sözcük karşısında kaçırılan bakışlar. Sevgiliyi bir kez daha görebilmek için günlerce beklenen tren garları, bekleme salonları, köşe başları. Öyle kolay değmezdi el ele. Öyle ki hakkı sonuna kadar verilirdi “kutsal” kelimesinin. Belki de mevzunun aslı buradadır. Kutsal kelimesinin harf harf erimesiyle başladı belki de bu yozlaşma ve tüketim çağı.

Şimdilerde naif kelimesi bile neslinin tükenmesi riskiyle karşı karşıya. Oysa en sevdiğim ikinci kelimedir “naif.” Zararı, savaşı ve anmak istemediğim ne kadar negatif ve olumsuz kelime varsa hepsini insanoğlu çıkardı. Fakat ben, tüm o kelimeleri lügatimden çıkardım. Diliyorum ki tüm insanlık, söküp atar onları dilleri ve kalplerinden. Çünkü “naif” kelimesi, harf olarak az ama hepsinin yerini dolduracak kadar fazla.

Fatma Hilal Kantarcıgil

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...