Sarmaşık

Gece Gündüz
A A

Sarmaşık

Karanlık bir sokakta yavaş adımlarla ilerliyorum. Sokak lambası uyuyakalmış olmalı. Düşüncelerim ise beni benliğinden soyutluyor. Sadece yürümek istiyorum. Attığım her adımda düşüncelerimden biraz olsun uzaklaşmak ve seni benden kürtaj etme isteğim zihnimde parlıyor, adımlarım kaldırımda son buldu… Saatler boyu süren sessizliğim ve sensizliğimi ezan sesi ile bir an olsun duruldu.

Aşktan büyük aşk var, ezan sesi gibi, yaradan gibi.

“Onu yaratanı sevmeliyim” deyip ellerimi semaya yükselttim. Tam 1 yıl sonunda o beni sevmedi. Ama ben en büyük aşkın Allah aşkı olduğunu öğrendim, teşekkürler.

Göğe bakar mısın, denize, güneşe bundan büyük mutluluk olabilir mi? Evet bir gün aşkına değer birisini avucuna alacaksın ama beklemek, beklemek ve beklemek gerek. Beklerken de beklemeye alışmamak gerek. Onu bulduğunda otur ve izle, onda kendini görebiliyorsan işte o, bu kişidir.

Hem duanı hem de aşkını birleştirip benimset o kişiye.

Severse aşk olur, sevmezse kaderin oyunudur. Sonucu ne olursa olsun sevin, üzülmeye dahi değecek birisini sevin.

Eminönü meydanından sahile doğru inerken küçük bir çocuğun “Abla bizim para istemediğimizi nasıl anladın” dediğini duydum, etkilendim. Genellikle para vermemek için kafalarını çeviren insanlar var ve ben bu çocukları şaşkınlığa uğratan kişiyi merak ettim. Olan biteni anlamak için yavaş adımlarla yanlarına yanaştım. Kız, kulaklığını çocuğun kulağına götürdü. 5 dakika boyunca müziği dinleyip gülümsediler. Çocuk müziği dinlemeye devam ederken kız ayağa kalkıp kırtasiyeye koştu, çocuk bu duruma anlam vermese de kız elinde boya ve resim defteri ile soluk soluğa yanına geldi. 1 saat boyunca resim yaptılar, bu kızın işi yok muydu?

Evet vardı. Bir çocuğu mutlu etmek gibi bir işi vardı. Çocuk bitirdiği resmi hediye edip uzaklaştı. Kızın tebessümü düşmeden yanına vardım.

“Merhaba, rahatsız ediyorum. Mutluluk güzel şey değil mi?”

Kız elini çenesine götürdü, izlendiğini bilmiyordu. Afallayarak cevap verdi;
“Evet, güzel şey, hatta en güzel şey…”

“Biliyorsun dimi mutluluk bulaşıcıdır. Şimdi o çocuk da başkasına bulaştıracak. Buna vesile oldun.”

Bu sırada resmi bana doğru uzattı, gözleri parlıyordu.

“Bulutu çizmemiş, hadi sen de bulutu çiz” dedi.

Ellerime kâğıdı aldıktan sonra yüzümü küçük bir gülümseme aldı “Bulut zaten çizili, geceyi çizmiş olmalı” demem ile birlikte aydın yüzünü gözlerime çevirdi. Gözlerine bakarak cümlemi devam ettirdim. “Bulutlar üşümesin diye gece üzerini örter, ondandır ki onları geceleri göremeyiz. Gece, şefkatli, gece dinleyen, gece gerçektir… Hiçbir sahteliği kabul etmez. Resmi çizen de geceyi seviyor olmalı.”

Muhabbet muhabbeti doğurdu, her hafta aynı gün ve saatte orada olduk. Artık o da geceyi seviyor…

Eyüp Kaya

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...