Yol / Ütopya

Gece Gündüz
A A

Yol / Ütopya

Gitmek… Sonunda “Dönmek” olan bir eylem olmasa. Sadece keşfetmek için çıkılsa yollara. Bu kadar deniz, dağ, ova bu kıtalar, bu ağaçlar, ormanlar, okyanuslar ve dahi yollar bir yerde sıkışıp kalalım diye var edilmiş olamaz.

Düşünsene adını bile bilmediğin nehirlerde adını bile bilmediğin balıklar yaşıyor. Tadını bilmediğin meyveler yetişiyor ağaçlarda. Kokusunu bilmediğin çiçekler o gidemediğin kırlarda. Güneş bile farklı doğup farklı batıyor. Dilini bilmediğin insanlar başka renklerde gülümsüyor hayata.

Ve biz yaşıyoruz! Tek bir şehirde, aynı insanlarla.

Kalabalık şehirlerde itilip kakılıyor sesimiz, yitip gidiyor yazılamamış dizelerimiz. Kendimize biçtiğimiz ya da biçilmiş rollerimizi oynarken yok olup gidiyor benliğimiz. Sistemin içinde bir çark iken ne kadar kendimiz olabiliriz? Kaçımız patronuna, amirine, müşterisine ve hatta ailesine maskelerin ardından bakmıyor ki? Konuştuğumuz kelimeler ile düşündüklerimiz ne kadar tutarlı? Devrik ve hatta öznesi belirsiz cümleler gibi, siliyoruz yaşamdan izlerimizi.

Ve gece olup maskeler düşüp zihnindeki aynada gerçek yüzünü görünce ne kadar mutsuz, ne kadar pişman, ne kadar yalnız olduğunu hissetmiyor kaç şanslı insan? Bir bedene iki ruh sığdırmanın ağırlığı değil mi omuzlarımızda oturan. Kaçımız tam anlamıyla yaşabiliyoruz O’na bahşedilmiş hayatı?

Gitmek… Sonunda “Dönmek” olan bir eylem olmasa. Bağlar ile bağlamayıp kendimizi ıskalamasak dünyayı. Çantana sığdırabileceğin kadar eşyan, kalbine sığdırabileceğin kadar insan…

Ve yollar önünde akıp uzayan…

Eylül

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...