Müjgan

Gece Gündüz
A A

Müjgan

Gel Müjgan, dertleşelim biraz. Kuruttuk seni de ne zamandır. Unuttuk belki de bir damlanın ruhu arındırdığını. Biraz yağmur yağsın üzerimize. Mevsim sonbahar. Mahur besteye de gerek yok.

Sen, ben, anılar. Yaşanmışlar, yaşanamamışlar. Çıkaralım maskeleri be Müjgan. Kandırmayalım kendimizi.

Hem insan nereye kadar kaçabilir ki gözyaşından?

Girelim yine seninle sonu tükenmeyen monologlara. Ben anlatayım sen dinle, arada bir titre, dök içini. Hatırlar mısın çok eskidendi, ben yaş almamış, sen dökülmemiştin henüz. Hislerim kadar gürdün o zamanlar.

Hani kalbinde küçük bir sarsıntı olur. Hafif telaşlı, kelebek çırpıntılı… Çoğu zaman da sızılı…

İnanmıştık be Müjgan, aşk vardı.

Hani bakamazdık sevdiğimizin yüzüne, sen hep düşerdin yere. Titrerdin mahcubiyetle de engel olamazdım sana. Derinliğinde kaybolmak istediğin yeşil gözlere doyasıya bakamamak ne de güzeldi. Sonra eller vardı. Kuş kanadı gibi çırpınan ve birleşmeye uzanamayan. Havada süzülür gibiydi yürümeler. Beden yoktu, ten yoktu. Sadece çırpınan bir kalp, savrulan ruhların dans edişi… Öyle uzaktan, kendinden bile yakın sevmiştik. Bilemedik aslında, sevmek tükenmekti.

Güzeldi be Müjgan. Güzeldi. Di’li geçmiş zamanlar da tükendi…

Eylül

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...