Konvoy

Gece Gündüz
A A

Konvoy

İlkbaharın güneşli, pırıl pırıl bir gününde minibüsün camından manzarayı izliyorum. Ağaçlarda ilk çiçekler, topraktan fırlayan papatyalar. Gözümü yola çeviriyorum. Cenaze aracı… Konvoydayım…

En önde giden araçta daha dün saçını kokladığım, bakmaya kıyamadığım… Oysa hiç gitmeyecek gibiydi… Gidemez… Ölüm O’na asla uğramaz… Öyle çocuk gülüşe kıyamaz, gözündeki ışığı söndüremezdi…

Daha rakı içecektik Kordon’da. Ben sarhoş olacaktım, kucaklayıp eve taşıyacaktı beni. Hem portakallı kek yapacaktık kahvaltıda. Sonra o bulaşıkları yıkayacak, ben kedilere mama verecektim. Kediler var daha, büyüdüklerinde kardeş alacaktık onlara. Daha, daha yolculuklara çıkacaktık… Yollar vardı önümüzde… Güneşler doğacaktı daha üzerimize..

Konvoydayım… En önde O… Cenaze aracı yazıyor… Cenaze diyorlar… Oysa benim can yoldaşım, hayat arkadaşım, büyümeyen ve büyüyemeyecek olan çocuğumu taşıdığından habersiz… Cenaze… O kadar!

O kadar basit mi şimdi O’ndan ayrılmak… O’nu toprağa bırakıp, kokusunun, gülüşünün sindiği eve dönüp, O’nsuz hayata devam etmek… Anahtarlarım nerede ki? “Nasıl olsa onda vardır” diye hep kaybettiğim. Fotoğrafları nereye verdi peki? Son pikniğimizde gülümseyerek poz verdiğimiz filmler nerede? Kolay mı öyle bırakıp gitmek ve kolay mı yokmuş gibi devam etmek.

Yok…

Yoksun…

Yoksunum…

Papatyalar fışkırıyor… Mezarına atılan toprağa karışan, O’nunla bütünleşen papatyalar. Oysa O papatyalardan taç yapıp takardı saçlarıma.

Zaman…

Sana inat akıp gidiyor.

Ve etmez dediğin hayat devam ediyor…

Ölülerimizi gözyaşları ile gömdüğümüz topraklardan fışkıran papatyaları, gülücükler ile topluyoruz…

Eylül

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...