Çikolata

Gece Gündüz
A A

Çikolata

Liseyi ailemden başka bir şehirde yatılı okudum. Güzel arkadaşlarım, güzel öğretmenlerim, güzel bir eğitim hayatım oldu ki yaşamımda yakalayabildiğim en büyük şanslardan biridir bu hala.

Bir hafta sonu ben ve birkaç arkadaşım, cuma okul çıkışı beden eğitimi öğretmenimizden de top almıştık hafta sonu oynarız diye düşünerek, bahçede voleybol oynamaya çalışıp laflarken yanımızdan bir küçük hanım geçti bebek arabasını sürerek. Bu hanım yaklaşık bir metre boylarında, pembe bebek arabasının içinde de gerçeği olsa göstereceği özenin hemen hemen aynısını gösterdiği bir sarışın plastik bebeği var. Yurt kapısının önündeki boşluğu da ev olarak belirledi herhalde. Ama o kadar güzel oynuyor ki tek başına. Yanına gittik;

“Merhaba” dedik cevap vermedi. Bebeğini eline alıp saçlarıyla oynadı. Bize bakmıyor ama dikkati bizim üzerimizde.

“Sen kimin kızısın bakalım?” dedik, temizlik görevlisi bir abimizin adını söyledi.

“Aaa” dedik. “Mustafa Abi’ye bak ne güzel de kızı varmış, hiç söylemiyor bize.” Hoşuna gitti, gülümsedi.

Biraz daha konuştuk, en sonunda “Hadi, sen oyna.” dedik, daha fazla tedirgin olmasın diye, uzaklaştık. Bu çocuk tertemiz, pırıl pırıl bir çocuk. Bir şeyler yapmak istedim onun için. Ne bileyim bir kere de benim sayemde gülümsesin dedim. Çok fazla imkanım yoktu benim de ama çocukları güldürmek çok kolaydır. Kantinden bir tane çikolata aldım, geri geldim baktım bebek arabası duruyor, kendisi yok. Çikolatayı bebek arabasına bıraktım, bahçede oturmaya devam ettim. Bir yandan da gözüme çarpıyor ister istemez ne yaptığı.

Geldi bir süre sonra. Arabaya baktı önce, sonra etrafına baktı. Sonra bir daha arabaya baktı. Çikolataya hiç bakmadan kantine girdi arabasıyla. On beş dakika kadar sonra çıktı, oynamaya devam etti. Ben de kantine girdim. Muhabbetimizin iyi olduğu bir de kantinci abimiz var.

“Kolay gelsin Ender Bey” dedim gülümseyerek.

“Sağolasıınnn, hoşgeldinn” dedi o da bana.

“Abi ya, biraz önce bir çocuk geldi ya buraya. Neden geldi?”

“Elinde çikolata vardı. ‘Amca bu çikolata senin değil mi? Ben almadım bunu, parasını da vermedim. Biri arabama koymuş, geri vermeye geldim.’ dedi.”

“?!”

“Sen mi koydun? Sen de ondan aldın, küçüğe vermek için mi aldın?”

“Evet de.. Şaşırdım.”

“Anladım zaten ben, ‘Senin için bırakmıştır kim bırakmışsa, ben sattım onu, parasını da aldım.’ dedim. ‘Senin o, otur ye’ dedim. Otur ye dedim diye de masaya oturdu yedi. Biraz önce çıktı hatta.”

Güldüm, biraz daha laflayıp çıktım. Hala yurt kapısının önündeki boşluktaydı.

İnsan düşünmeden edemiyor, marketlerde annelerinin babalarının önünde tepine tepine “Onu istiyorum, bunu istiyorum” diye ağlayan çocuklarla; bir çikolata görünce parasını vermedin belki de çaldın zannedecekler diye geri vermek isteyen sen, neden aynı dünyaya doğdunuz çocuk?

Eylül İrem Erse

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...