Kayboluş

Gece Gündüz
A A

Kayboluş

Sağ tarafta arka masada oturan kızla sinemaya gitmek istedi. Şekillenen bir düşünce değildi sadece his gibi öylesine aklından geçti. Kız, Kafka okuyordu. Saçları önüne gelmiş yüzü tam olarak gözükmüyordu. “Bakar mısınız?” sesiyle irkildi. Siparişleri aldı. Kızı sol tarafından gördü. Sivri bir burnu vardı. Kış güneşi vuruyordu saçlarına, farklı renkler vardı; sarı, kızıl saç telleri, kahverengi bir renk… Güzel denemezdi kıza çirkin de denemezdi. Etkilemişti işte. Gün sonuna kadar kızı düşündü. Saçlarına güneşin vuruşunu, ince uzun kitabı kavrayan ellerini, küt ojesiz kısa tırnaklarını…

Patronu; “Ali, oğlum mutfağın lambasını kapat, çık. Benim biraz işim var.” dedi. Önlüğünü çıkardı. Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Ceketini üzerine geçirdi. Kapüşonunu kafasına geçirdi, kumral saçlarının bir kısmı alnına düştü. Aynadaki yansımayı tanıyamadı. Beyaz teni, mor göz altları, yorgun ve uykusuz bakan gözleri… Lambayı kapattı. Kendini gecenin soğuğuna bıraktı. Şu okulu bitirip mesleğini eline alsaydı her şey farklı mı olurdu? Şehir mi parasızlık mı onu boğuyordu? Eve girdi. Arkadaşlarından kimse yoktu. Üzerini değiştirip yatağına girdi.

Telefonuna baktı. Sinem yazmıştı; “Nasılsın?”. “Geberiyorum Sinem” yazamadı. Yazsa da arkasından gelecek hiçbir soruya cevap verecek hali yoktu, cevap vermek istemedi. Telefonu yatağa bıraktı, sağa sola döndü. Telefonu eline aldı. “İntihar edeceğim Sinem.” yazdı, sonra sildi. “Gideceğim bu şehirden, s**tir olup gideceğim Sinem.” yazdı, sildi. “İyiyim. Sen nasılsın?” yazdı ve gönderdi. Cevap beklemeden kapattı telefonu. Sinem’in peşinde iki yıl gezmişti. Yara bandı olmaktan; eski sevgililerini, hoşlandığı çocukları dinlemekten öteye gidememişti. Sahi, Ali neyin ötesine gitmişti? Bir anda kafede oturan kıza gitti aklı, “Ne hoş kızdı” diye geçirdi. Yattığı yerden kalktı. Şehir onu yutuverecek sandı, tekrar yattı. Uykuya dalmasına yakın içindeki çok kuvvetli bir his ona yirmi bir yaşında öleceğini söyledi. İlk başta huzur buldu. Ne kalmıştı şurada doğum gününe; iki hafta. Doğum gününden sonra bir sene… Huzuru hissetti ilk başta sonra korku sardı, daha yaşamadığı şeyleri düşündü. Annesine üzüldü. Sonra bu karmaşık hisle uyudu.

Sabah ölmek fikrinden deli gibi korkarak uyandı. “Ölmek istemiyorum. Ölmek istemiyorum.” diye sayıkladı. Yüzünü yıkarken çoktan unutmuştu bu konuyu. Okula gitti. Derslere girdi. Okuldan çıktı. Kafeye gitti. Çalıştı, çalıştı. Eve dönerken tükendiğini hissetti. Apartmanın kapısından geri dönüp sigara aldı. Ana caddelerin birinin sonuna kadar yürüdü. Neye sinirlendiğini bilmeden sinirden gözleri yaşararak yürüdü. Dizleri titriyordu. Yorgunluktan çok umutsuzluktandı. Köprünün üzerinde durdu. Altından hızla arabalar geçen bir otoban vardı. Kendini bırakıvermek istedi. Hoş bir ürperme sardı tüm vücudunu; bir kadını arzulamaya, ilk kez bir kadının elini tutmaya benzer bir haz ve yasağın verdiği ürperme. Sigara yaktı. Üflerken ciğerlerinden çıkan duman bir türlü tükenmedi. Dizleri sızlıyordu. Parmak uçları acıyordu. Kendi kendine konuşmaya başladı. “Sizin hiç parmak uçlarınız bile acıdı mı? Sizin hiç parmak uçlarınız bile ölmek istedi mi? Ulan siz…” adamın birisi ona baktı. “Ne var lan?” dedi. “Ne var, ne bakıyorsun lan?” adam hızlıca uzaklaştı.

Eve nasıl gittiğini ne yaptığını bilmeden kendini kapıyı açarken buldu. Yatağına uzandı. “Yalvarırım sabah bir böceğe dönüşeyim. Sabah bir böceğe dönüşeyim.” diye tekrarladı. Güldü. Hoşuna gitti. Tavana baktı. “Açlıktan ölürüm. Böcek olmak sorun değil ama açlıktan ölmek sorun.” deyip güldü. Hıçkırarak ağlamaya başladı. Elinin yumruk yapıp yumruğunu ısırdı. Sabah eline dişlerinin izi çıkmış, eli mosmor diş izi olmuştu. Ne yaptığını bilmeden hazırlanıp çalıştığı yere gitti. Müşterilerin yüzüne bakmadan siparişleri aldı. Masanın birinden ona seslenildi. Masaya gitti. Kısa küt tırnaklı bir el “Kafka – Dönüşüm” kitabını uzatıyordu. Kafasını kaldırıp baktı. O kızdı. Kız kitabı uzatıp, ücreti ödedi. Kitabın kapağını açtı.

“Bu gece de sana mutlu uykular dilerken her şeyimi sana veriyorum bir solukta. Benim mutluluğum sende erimektedir.”
F. Kafka

“Gece o köprünün orada olacağım.”

“Zevkle” dedi. “Zevkle.” Histerik bir kahkaha attı.

Eylül Duman

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...