Delirmedim Daha

Gece Gündüz
A A

Delirmedim Daha

Şu an ders çalışmam gerekirdi. Derse yumulmuş olmam bir sürü kuram, kuramların yaratıcılarını falan ezberlemem gerekirdi. Hatta ezber yeteneğim beni yine yarı yolda bırakmalı, ben de deli olsam dahi hepsinden notlar çıkarmaya çalışmalıydım. Ama kuramları anlamayı geçtim, okuyamıyorum bile, okuduğumu anlamıyorum bir aydır, okuma yetimi yitirmiş gibiyim.

Roman, hikaye, makale, haber, ilginç bir yazı, hiçbir şey okuyamıyorum. Sadece harfler ve kelimeler üzerinde gözlerimi gezdiriyor, sonra onları mantığımla birleştirip ufak çaplı bir özet çıkarıyorum. Kitap okumak isterdim, lakin deliriyorum. Anlaşılmak isterdim, ortalıkta geziniyorum. Yok oluyorum, sevdiğim ama yaşıyorum. İç sesim benimle konuşmayı reddediyor, ben yazıyorum. Müzikler sözlerden ibaret, en akademik makale bile bu denli ahenksiz olamaz. Bir kitapta okumuştum, klasiklerden bir kitaptı. Dilekçeyi bile aşk mektubu gibi yazdığı için kahraman bir kişi işinden oluyordu. Ben hayattan olur muyum dersiniz? Sahi siz kimsiniz? Yazdıklarımı defalarca okuyorum efendim, ben de anlam veremiyorum, haklısınız, çekinmeyiniz, hakkınızı savununuz, hatta ve hatta yetkililerden şiddetle isteyiniz.

Ben de beni sevmiyorum, uzatmayalım bu bahsi, hepimiz toprak olacağız, seviyor gibi yapıverin, şu zavallı yüreğim bu sevgi bahsinden fazla yaralıdır. Hiç kullanmadığım sosyal medya hesabının bildirimleri açıktır, belki mucize olur oradan ulaşılırım, kapılar falan açılır, hayatı sever, kendimle barışırım. Ruhsuz ve kalpsiz değilim. Hatta kalbim o kadar hızlı atıyor ki yerimde duramıyorum. Oturmak imkansızlaşıyor. Konuşmak çok hızlı. Hayır bayım, bilinçaltıma giremezsiniz izin vermiyorum. Bilinçaltıma girmeye çalışan insanlar beni hep kırmıştır. Ben susmuşumdur, hevesleri kırılmasın, yazıktır, günahtır.

Her hipotezlerini “Efendim bi dakika, şimdi o öyle değil.” diyerek bölsem, hevesler kırılır ki üzülürüm. Sonuçta ben de heves kalmamış, nefes tükenmiştir. Çıkmaza girdi konu, buradan çıkalım. Olmadı geri dönelim. Ben hiç geri dönmedim, ben hep çıkmaz yolun sonundaki duvara baktım. Benimle gelenler geri döndüler “Sen burada kal, bizimle gelme!” dediler. Ben kaldım. Ben kalırım. Yeri gelir yol arkadaşı, geri gelir yara bandı olurum. Bir yerlerde kalırım. Sonuçta ben bir şeyler olurum. Şeyler hep ayrı yazılır.

Ben zaten sayısal çıkışlıyım. İmladan anlamam, yazım kurallarından anlamam. İnsan psikolojisinden hiç anlamam. Kitap okurdum eskiden, eskiden gülüyordum hatta hayal bile kuruyordum. “Ahaha!” İnanır mısınız hayal kuruyordum. Geceleri sırıtarak uyuyordum, ne günlerdi. Neyse, çok sevdiğim birini anarak, hatta bu sözü söylerken, sandalyesini geriye iteleyip iki elini masasına hafiften vurarak da gözlerimin içine bakarak söyleyen o çok sevdiğim kişinin sözüyle bitiriyorum. “Bu eşyanın tabiatına aykırı!” Ne samimiyetsiz bir yazı, Tanrım adeta 21. yüzyıl insan ilişkilerinden fırlamış gibi…

Eylül Duman

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...