Beni Sevmiyor, Onu Sevişimi Seviyor

Gece Gündüz
A A

Beni Sevmiyor, Onu Sevişimi Seviyor

On dokuzun sonları, yirmilerin başlangıcı oturmuşuz rakı sofrasına, ben içkiden anlamam, ne iyi içerim ne içki adı bilirim. Karşımdaki adama sırılsıklam aşığım. “Öl lan burada.” dese öleceğim. Çok şükür, “Bana eşlik et, karşımda otur, bir iki yudum da sen al.” diyor. O içiyor, ben bakıyorum, alkol geliyor göz bebeğine yerleşiyor, ben sarhoş oluyorum. Başım dönüyor. Gözlerinde dünyayı görüyorum. Benden beş altı yaş büyük yaşamış hayatı, öyle basit bir hayat değil, hem babasından yemiş en ağır darbeyi hem de sevdiceğinden… Beni sevmiyor, onu sevişimi seviyor.

Yanında gezdiriyor çanta misali. Aklına gelirse dört beş günde bir arıyor. İki haftada bir dışarı çıkartıyor. Ulan mesaj atınca parlaklığı açılmış telefon ekranı misali dünyam aydınlanıyor. Aradığı zaman elim ayağım birbirine giriyor. Bacaklarım titriyor. Karşıma geçse saatlerce izlerim, o derece vurulmuşum adama…

Ama mutlu değilim. İçim parça parça. Bir de üniversite kafeteryasına oturuyoruz, millet sevgilisiyle sarmaş dolaş. Öyle bakıyor ki erkekler sevdikleri kadına… Nasıl sahiplenmişler… Nasıl kıskanıyorlar… Nasıl kaybedeceğim korkusuyla üzerine titriyorlar sevdiceklerinin. Ben o bakışları rakı masasına oturduğu zaman üçüncü bardaktan sonra görüyorum, ama bana değil şişeye öyle bakıyor.

Sonra;
-Soru sorma. Anlıyorum deme. Anlamıyorsun. İstanbul’daydık, senin yaşlarındaydım. Evli gibiydik, ayrılmıyorduk. Ya o bendeydi ya da ben onda. Sonra benim sanarken başka bir adamla da berabermiş. Hala onunla…
Fotoğraf gösteriyor. Çirkin bir kız var karşımda. Güzelmiş diyorum. Öyle demek istemiyorum, ağzımdan öyle çıkıyor. Adam beni değil onu seviyor, ben mi güzel olayım, hangi bilinç kabul eder bunu. Etmiyor da zaten. Güzel diyor dilim.
-Evet… Beni bıraktıktan sonra güzelleşti sanırım…
Diyor, kırgın kırgın bakıyor masaya, masanın altındaki ayaklarına, sonra dirseklerini bacaklarına koyup, dizlerinden serbest bırakıyor, ellerini gözlerimin içine bakıyor.
-Beni sevmeni seviyorum.
-Beni sevmiyorsun değil mi?
-Sevmek için çok geç..

Yavaşça kalkıyorum masadan. Yavaş yavaş yürüyorum. Tutsa kolumdan, çekse, “Gitme!” dese, hatta o bile çok, tutsa kolumdan, oturtsa, sussa, baksa istiyorum. Koşsa, çekse, öpse diyorum. Koşsa, ismimi söylese diyorum. Hiçbirini yapmıyor…

Tüm bunların üzerinden dört yıla yakın zaman geçti. O günden sonra bir daha görmedim onu… Bir daha aramadı beni. Bir daha mesaj atmadı. Öylece kayboldu. Ama hep benimleydi…

Eylül Duman

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...