Tımarhane Günleri – 2

Gece Gündüz
A A

Tımarhane Günleri – 2

Yarın bir aksilik olmazsa buradan çıkacağım. Bu sefer gündüz vakti kendimi kilitlediğim tuvaletten yazıyorum. Ortalık tavuk pisliği gibi kokuyor. Sanırım burnum bu iğrenç kokuya bağışıklık kazandı.

Tuvalet deyip geçmemeli; akıl hastanesinde, aklın tamamen özgür olabildiği belki tek durum olan deliliğin tadını çıkarabileceğiniz, düşünebileceğiniz bir yer olur.

Akıl hastanesinde kaldığım süre boyunca şunu anladım ki: Normal ve sıradan insanların yabancı olduğu bu dünya, her zaman huzur verici olmasa da delilerin düşleriyle örülmüştür. Delilere ait kaygı, öfke, korku ve endişe gibi her tür duygunun at koşturduğu bu dünya, aslında hepimizin içinde saklıdır.

Tımarhanenin iç karartan demir parmaklıklı pencereleri ile hapsedilmiş deliler… Dış dünyadaki asıl ve daha deli olan toplum tarafından… Aynı toplum, buradaki delilere kin ve öfke duyar. Eğer onları yok edemezse, demir kapıları üstlerine kapatır. Kimin deli, neyin delilik olduğuna karar verir. Toplum, delilerin dayanılmaz gerçekler söylemesini engellemeye çalışır ve onları tımarhanelerde çürümeye mahkûm eder.

Ama bilmez ki: Çocuksu bir yalnızlık içinde buraya hapsedilen deliler, çoktan şifreyi çözdüler. Normal kuklalarla oynanan aldatıcı bu oyun içinde artık şunu iyi biliyorlar: Kendileri deli ve normaller de onların gerçek deliliğidir…

Tımarhanede delilere pek de iyi muamele edilmez. Kendilerini akıllı sanan hastane çalışanları, onlara yaşamı zehir eder. Önemli olan, hastanenin ve doktorların kurallarıdır. Kuralları öğrenemeyen ve boyun eğmeyen cezalandırılır. O nedenle, delilerin işi zor. Zaten felek vurmuş bir kere kendilerine. Bir de doktorlarla mücadele ederler, daha da kötüsü kendileriyle de mücadele ederler.

Akli dengesi bozuk, çeşitli ağır ruhsal problemleri olan insanlar ile 33 gün, iyisi ve kötüsüyle aynı ortamı paylaştım. Yanlarında kalmayı başardım. Yaşamlarına tanık olup iletişim kurdum. Yeri geldiğinde, gece birbirlerini öldürmek isteyen insanlara bile şahit oldum. Beni derinden sarsan o yaşadığım korku ve o gerilimi artık ömrüm boyunca unutamam.

Tımarhanede çok hasta var; ömrünüzden ömür götürecek kadar hayat hikâyeleri mevcut hepsinin. Yine her biri insanların dışladığı, toplum dışına ittiği, aşağıladığı rahatsız kişiler. Bir bakıma, bizim kapısını çalmaktan korktuğumuz bu gizli dünyanın sakinleri onlar. Hani onlara hep “Kulakları küpeli.” derler ya, bu kocaman bir yalandır. Çünkü gördüğüm hiçbirinin kulakları küpeli değildi. Kuyuya taş falan da atmazlar. O kadar dengesiz değiller.

İnsanlar, delilerin tımarhanede yaşadığını sanıyorlar. Fakat aslında yaşamıyorlar, mahkûmlar gibi hapisler bildiğin. Aileleri, bulundukları yerlerden uzaklaştırıp terk etmiş çoğunu buraya, mümkün olduğunca onlardan uzak yaşamaya çalıyorlar. Bu yüzden ne söylense azdır… Yaşayan ölüler dünyasının vatandaşları için, işte gerçek bu ve izahı yok! Ne yazık ki…

Bir gün aynı ortamda bulunduğumuz çoğu insanın, delirmesi sebebiyle burada olabileceğini unutmayın. Hepinizin başına gelebilecek durumlar bu yazdıklarım.

Ve artık seninle vedalaşma vaktim geldi. Teşekkür ederim, bana öğrettiğin her şey için. Bir yarımcık gülüşle, hoşça kal. Ben gidiyorum. Dikkat et kendine.

– Neden gidiyorsun?
– Uçurumlar var aramızda, daha fazla süremez.
– “Haahaahaaha” uçurum mu? “Hahaahah.”
– Lan bir gülme ya; bak, konsantre olamıyorum.
– Tamam Abi, bir daha dene ama bu son “ehehhe.”
– Tamam, baştan. Olmuyor, ne yapsak olmuyor. İki yabancı gibiyiz.
– “Eheheheheh, ikiii yabancı ikiii yabancı hahahha.”

Enginalp Derince

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...