Saati Yok Kolunda

Gece Gündüz
A A

Saati Yok Kolunda

Uzun bir uykudan sonra aniden uyandığında “Şu saat nerede, neredeyim, kimim ben? Kim ışınladı lan beni buraya?” dediğin anlarda, uykudan gerçek hayata geçme süresinde birden yılların ve hayatındaki her şeyin gelip geçtiğini fark ettiğinde, gururlu ya da üzgün derin bir hüzne boğulursun..

Şimdi öyle uzaktır ki geldiğin yollar, “Yanlış bir öyküdeyim, beni yeniden yaz” deyip seni yeniden yazsınlar istersin. Belki de bir an ya da kısa bir mesafedir her şeyin gelip geçmesi ve yok oluşun arasındaki, umutların birer birer kayıp gitmesi yaşamı da akıtır avuçlarından..

Eskisi gibi değildir artık hissettiklerin, bir burukluk, bir kırıklık, garip bir özlem, daha önce hissedilmeyen bir sığınma ihtiyacı kol gezer benliğinde. Hiç başlamamış, hiç gerçek olmamış bir oyunu sona erdirmeye çalışmak, olmayan dikenleri derinden çıkarmaya çalışır gibi… Veya tutamadığın bir bıçağın kalbine saplanması… Göremediğin bir yastığın nefes almanı engellemesi gibi…

O an kafanda oluşan her şeyi geride bırakma duygusu; insanların çıldırdığı, peşinde koştuğu, anlatılamaz anlamlar yüklediği şeyler, sarı ışıklı ampulün etrafında dönen uçan hayvanatlardan farksız gelir. Hayattaki amaçlarını, hayatındaki insanları, sahip olduğun rüyaları birbiri ardına hızlı bir şekilde yargılamaya başlarsın. Ta ki, “Ne yapıyorum lan ben böyle?” diyene kadar.

Anlarsın ki meğer günler kısaymış, saatler hemen geçiyormuş, dakikalar yokmuş. Uzak mıyım yoksa çok mu yakın, yakın mıyım yoksa çok mu uzak her şeye derken, hayat sandığın kadar uzun değilmiş. Uçuyormuş adeta yıllar bir kelebek gibi, pır pır pır.. Unutma, zaman çabuk geçer çünkü saati yok kolunda.. Bir çakal gibi aniden seni yakalar yakar, gelmişini geçmişini s*kertir, pençesine takar ve parçalar.

İşte bunu anladığında, artık yüzün gülmez, gülse de s*kimsonik bir ifadeyle bön bön aynada kendine baktığında üzgün gözlerin birbiriyle bakışır. Bakışan gözlerin birbiriyle takışır. Olduğun yerde durup kalırsın. Eh sen durursan hayat da durur ve elbet duran şeyler manasızdır ‘Olmasa da olur’dur.

Sonrasında içinde oluşan duygu yoğunluğunda, çaresizce, öküzün trene baktığı gibi tüm geçmişine bakarsın… Bakakalırsın… Artık hayatındaki gelip geçen her şeyden geriye kala kala açık pencerenden yüzüne vuran bir rüzgar kalır elinde, serin serin ve serince…

Enginalp Derince

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...