Robotlar Çöplüğü

Gece Gündüz
A A

Yalan ağları içinde, zor bela, sığ bir dünyada yaşıyoruz. Öyle dünya basit olduğundan da değil; günlük koşuşturmaları içinde insanların, derinlemesine bakmaya vakit bulamamaları ya da tembelliklerinden buna gerek duymamaları ile ilgili bir durum bu. Çevremize biraz vakit ayırıp baksak, görecek o kadar çok şey, o kadar çok hikâye var ki… Ama bakmıyoruz, kabul etmesek de topluca sığ yaşıyoruz.

Her gün aynı şeyler, hep aynı düzen. Bir tekrara girmiş, değişmeyen yaşam. Ayrıca ertesi günü merak etmeye gerek yok, çünkü bugünün birebir aynısı yeniden yaşanıyor. Bu da insanı resmen boğuyor. Önceleri bu duruma göz yumarken bir noktadan sonra katlanmak imkânsız oluyor. Biraz insan olduğunu fark eden, dayanamıyor bu yavanlığa.

Hayat sahnesinde tüm insanlar, kendilerine biçilen rolü kanıksamışlar. Kimsede, güzel günlerinde yaşadıkları o tatlı heyecandan izler kalmamış. Herkesin hareketleri mekanik ve duygulardan yoksun, robotik şekilde. Ve bunlara rağmen, hiçbiri farkında değil. Bilinçleri dumura uğramış gibi.

Ben de aslında sizin gibi, sizlerden biriyim. Yazdıklarımın hepsinin içerisindeyim. Herkes gibi hızla robotlaşan… Kullanım sürem dolunca, eskiyip bozulup paslanıp robotlar çöplüğüne atılmak üzere bekleyen.

Bu sığ dünyaya, sabahları yorgun ve uykusuz, hepiniz gibi gözlerimi açıyorum. Hepimiz aslında bu tükenmişlikte aynı renkleriz. Sadece fark etmediler bizi. Tanımıyoruz etmiyoruz birbirimizi; aynı günlük koşuşturmalarımız da yan yana geçiyor, hafifçe işitiyoruz. Uzaktan, rengârenk giydirilmiş bir Zombi sürüsü gibi görünüyoruz. Küçük, sinsi hınçlar; boş gözler, yıkanmış kafalarla… Bütün gün ürkek bakışmalar içinde, toplumsal afazilerden oluşan bir dille iletişim kurmaya çalışıyoruz. Gittikçe daha uzak ve anlamsız sözcüklerle, kısık sesimizle konuşuyoruz. Çizdiğimiz sınırlarla, koyduğumuz kurallarla, yarattığımız zorluklarla!

Ve kendimizi kandırmayalım. Biliyoruz ne kadar yalnız olduğumuzu. Değersizlikler içinde, dayatmalarla ve insan sayılabilmek için fazla ucuza yaşıyoruz. İçimize oturan acıları engellemek adına içimize kapanıyoruz. Nitekim bundan rahatsız olan da yok. Başkalarının hayatları içinde kaybolup başkalarının oluşturduğu selde yuvarlanan demir parçalarıyız. Ve aslına bakarsak hiç ışıldamadık.

Ama keşke sürüden ayrı, düşük ruhlardan korkmadan etmeden, piyasa koşullarına uymayan, içinden gelen tüm coşku ile yaşayan, özgürce atlayan zıplayan, yerinde duramayan; bunları yaparken durup “Ne olup ne bitiyor?” diye etrafına bakan, ince detayları bir güzel görüp dünyaya kendi gözlüğü ile bakan ve birilerine uzaklardan bile olsa, yaşadığını hissettiren güzel insanlar olsaydık… Zor değildi oysa; her şeyin farkında olan, düşünen insanlar olmak. Sizlere ait, gerçek hikâyenizi yaşamak bu dünyada…

Fakat çoğunuz yine anlamadınız beni, eminim. Ve yazdıklarım sizi ilgilendirmiyorsa, bütün gücünüzle gözlerinizi kapatın. Görmeyin ve oyalanın yalanların boşluğunda. Öyle ya da böyle, hayat geçip gitsin hep aynı telaşlarla, aynı yanılgılarla.

Kusura bakmayın. Önemsiz vaktinizi boşa harcadım. Çok özür dilerim…

Enginalp Derince

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...