O

Gece Gündüz
A A

O

“O” benden çok ayrı biri…

Biraz çocuk ruhlu insandır, alçak gönüllüdür, kendi içinde çok huzurludur. Belki de dünyanın en mutlusu. Pek çok insan tarafından anlaşılmaz. Bundan dolayı çevresinde başlangıçta pek sevilmeyen insan olur, kim bilir sonra zamanla herkes tarafından en sevilen olur. Ama ismini söylerseniz kimse tanımaz… Fakat başına “E” eklerseniz kimsesizler sokağında onu herkes anında tanır.

Hiç kimsenin başarısını kıskanmaz. Öyle insanların yüzlerine yapay bir şekilde mutlu görünüp, arkalarından kötü kıskançlık konuşmaları yapan, kendine güveni yerlerde olan ve fesat mı fesat düşüncelere sahip “İnsancıklar” gibi değil.

Kendi seçtiği yalnızlık dünyasında “Olduğu” gibi yaşamaya çalışır. Tüm çabası da bunun içindir. Öyle basit içten pazarlıklar ve küçük hesaplar peşinde değildir. Bunu beceremez… Kendi gibi olur, beğenen beğenir, beğenmeyen beğenmez, o şekilde olması gerekendir. Bu onun en donanımlı olduğu noktasıdır.

Kendini bilir ve onunla bununla boş çabalara girmez, buna gerek duymaz… Uğraşmaz… Her lafa söze eğrilip bükülmez, şekil değiştirmez. Ne mal olduğunu, bir bok olmadığını, dünyanın kendi etrafında dönmediğini bilir…

Eksiklikleri yüzünden kompleksten ibaret bir hale gelmez. Eksiklikleriyle barışır… Eksik yönlerini tamamlar. Hayatının hızlı akışına virgüller koyar. Bizzat biriktirdiği tecrübelerle ve ruhundaki deliklere kafayı yorarak ulaştığı noktada, noktalarını bir kitaba bağlar…

Bu da kendisini keşfetmesi ve geliştirmesi için yeteri kadar olanak sağlar. Çoğu insana “Abi bu çok iyi yeehaa” gibi gelen abartılmış beceriler, mevzular ona çok da bir şey ifade etmemektedir. Özellikle bu tür kıyaslamaları çok itici, komik ve samimiyetsiz bulur. Tiksinir… Gülüp geçer… Bunlar onun için kocaman bir “Hiç”tir…

Her zaman derdi kendisiyle. Hayatını kendi belirler. Dayatmalara göre yön verdiği hayatın, kendi hayatı olmadığının bilincindedir ve mutluluğu da mutsuzluğu da kendine aittir… Bazı toplum değer yargılarının tamamen çöplük olduğunun ayırtına varmıştır… Toplumun onu sokmak istediği davranış kalıplarına girmek için hiçbir nedenin olmadığını bilir. Bu yüzden kronolojik sınıflamalara göre yaşamaz. “Salak salak” normlarla işi olmayan bu hisseden ruh…

Sığlıktan, hasetten, dedikodudan, samimiyetsiz kişilerden, ayağa çelme takanlardan uzak durur. İyi tanır namussuzları. Rutin yoldan gitmeyi reddedip, kendi rotasına yelken açar. Bazen büyük bedel de ödese, kendi seçimlerini yaşadığı için içsel bir huzur duyar. İnsanlara şirin gözükeceğim diye yapmacıklıktan kırılmaz… İçinde bulunduğu olumsuz şartlara rağmen dibine kadar yaşar ne yaşanıyorsa. Acıysa acı, mutluluksa mutluluk, trajediyse trajedi.

Öncelikli olarak trajediler hayatının büyük bir bölümünü kapsar ama üzüldüğünü kimseye belli etmez. Kimsenin onu üzmeyeceği sanılır ama en sevdiği insanların küçük bir lafı bile kalbini kırar.

“Hepiniz özelsiniz, her biriniz kar tanesi gibi eşsiz ve benzersizsiniz” minvalindeki cümlelere çok güler. Sıradan olduğunu kahkaha atarak kabul eder… Çünkü rüya aleminde yaşamaz. Çok özel olanın da yaşamın sonunda kıçına tıkıyorlar pamuğu, bunun farkında…

Asla “Tüh” demeye gerek duymaz, “Hızlı ve trajikomik” bu dünkü çocuk… Çok da iyi görür şişe diplerinden, yalandan ibaret dünyayı… Tek başına ya da bazen yine tek başına, ama hep tek başına… Çünkü kendimden biliyorum.

Her zamanki gibi yine değişmedin,
Evet, halen biraz kendim kaldım…

Enginalp Derince

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...