O Ufacık Kare

Gece Gündüz
A A

O Ufacık Kare

80’li yıllardan kalma eski bir fotoğrafımda ne kadar neşeli çocukmuşum ve ne kadar mutluymuşum. Ne zaman baksam bu geçmişimin bir parçasına, bir parçamın geçmişine, içimde fırtına olur ve o fırtına da boğulur, nefessizliği hissederim her yutkunduğumda. İçimde içten içe yükselen sessiz bir “Gözlerdeki bakış ne güzel, gözlerim nasıl ışıl ışılmış; nasıl kıydılar bana” derken şimdilerde ise aynı gözlerdeki yorgunluğu görmek ve Photoshop’ta düzeltememek ne kötü.. O gözlerimdeki gülümseme ne zaman kayboldu acaba duygusu.. Belki o gün başladı kaybolmaya, belki daha sonra..

Ne tuhaftır o duygu, derin, zor olur. Gözlerin dolar, elinde tutarsın ama aslında yoktur. Sonra öpersin o fotoğrafı veya koklarsın belki kokusu kalmıştır diye ama nafiledir. Yitirilmiş anına sadece koca bir hasretle bakarsın, hepsi bu. Çünkü ondan kalan son şeydir o ufacık kare belki de. Büyüdüğünde de zaman tünelinde pencere açar ve baktıkça tekrar istersin mutluluktan, içten bir gülümseme.. “Üç, iki, bir.. Çheeseeeee…”

“İnsan işte beybi, fotoğrafın içinde küçük bir Enginalp var”. Bir ufak çocuk bak, gülüp “Hehe” diye sevinebilecek kadar basit mutluluk patlaması yaşıyor orada hala.. Ama ona anlatamazsın gördüklerini, Azrail ile bir olan Şeytanla yaptığın ölümcül dansları, onlarla çoğu kez baş başa kaldığını, sayısız belalar atlattığını o neşeli çocuğa.. Hayatına gelip gidenleri, hayatın sert yüzünü, hayatın zor yanını, yaşadıklarını, kırılan hayallerini, elde edilemeyen isteklerini daha bir çok “Piyuu…”

Bu kolay tarif edilemez ki.. Anlatamazsın. Yazmak kolay konuşmaktan dersin, yazamazsın da özellikle şimdi boka batmışsan, şaşırıp, şaşmış kalmışsan yaşamın bir kıyısında..  Aklında sadece gözünü, kulağını kapatıp bu gerçekten kaçmak var; sessiz tenha köşelere.. Bir daha asla kesinlikle anılarda kalmış fotoğraftaki güne geri dönemez ve o andaki mutluluğu tekrar yaşayamazsın.

Bu yüzden aldığın her nefes daha da acıtır canını… Nasıl desem, yılları sayar ya insan, hani gözleri dolar ya birden… İşte öyle bir şey.. Baktıkça bakar insan, zaten tek yapabileceği de budur… Onu bir kere kaybettin, bir daha bulabilir misin acaba? Acaba kiminle, kimlerle, nerede?

Şimdi istediğin kadar arasan da, eski günlere duyulan özlemin etkisiyle birkaç gözyaşı süzülür yanaklardan. O gözyaşlarını hissedene kadar ağladığının farkına bile varmazsın. İşte zaman, eğleniyormuş gibi yaparken akıp gider. O yüzden gözleri kapatmak lazım bazen…

Demek ki, her şey senin kadar küçük değilmiş anlaşılan, zaman aşımına uğramışsın. Dikkatini cımbızla çekerim, senden sert çıktı zaman… Vurdu mu yıkan, kurala göre değil bildiğine göre oynayan.. Sanki gece derin kör karanlıkta insanı yutan sisli bir duman… Kartal misali bir anlık boşluğunda yakalayan, pençesine takan ve parçalayan.. Tadına heyecanla bakan.. Geride bıraktığı, yok edip ve öldürdüğü her ava hasta olan… Kana kan, hem de ölümüne kadar.. Çünkü kuralları budur ve asla affı yoktur…

Enginalp Derince

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...