Affedilmeyen

Gece Gündüz
A A

Affedilmeyen

Ortalıkta dürüst ve ağır abi takılan ama özünde karaktersiz ve iki yüzlü bir canlıdır. Sütü bozuk diyeceğim doğurana yazık.. Yıllarca, çocuğuna karşı yerine getiremediği sorumlulukları konusunda, vicdanı hiçbir şeyden rahatsız olmayacak şekilde nefes alır, yürür, yemek yer, doğadaki hayvanların yaptığı her şeyi yapar ama insan gibi konuşamaz, insan gibi düşünemez, insan gibi davranamaz. Sadece biyolojik olarak insandır. Yine biyolojik olarak, babamdır. Kendisine “baba” demem çünkü, içimden gelmez…

Telefonuma babam değil de ismini  Ali, Veli, falanca diye kaydederim.. “Sen” diye hitap ederim.. Ayda yılda bir, çok mecbur kalıp konuşmam gerekirse konuşurum. Onun dışında fazla konuşmam onunla ve yıllar içinde çok az karşı karşıya gelmeye çalışırım.. En çok da, çocukluğumdan yetişkinliğime her fırsatta “Senden bir halt olmaz” minvalinde hakaret ettiği için, konuşmayı tercih etmem bu özde değil, sözde baba olan kişiyle..

Konuşursam, dönüşü olmayacak küfür etmekten korkarım. Belki de kendime hakim olamam kavga ederim diye, susarım işte. Hem ne fark eder bir mezar misali birinin karşısında konuşmak… Zordur böyle bir babanın çocuğu olmak. Yaşattığı tüm acılar yaşamın boyu, bir gölge gibi, peşinden gelir. Hep hayatı kıyıda köşede yaşamanın anlamını öğretir. Vicdansız, ruhsuz, sorumsuz ve kötü bir baba insana sevgisizliğin, nefretin, düşmanlığın anlamını öğretir. Ortada bir baba vardır ama sadece nüfus hanesini doldurmak için vardır. En acı tarafı da bunu bilmek ayrı bir acıtır insanın canını ve yaşamayan bilemez…

Herkes ister babasını sevmek babası tarafından sevilmek.. Ama asla sevemem onu, çocuğunu en zor anında ölüme terk edecek kadar şerefsizleşen ve vicdanı bile sızlamayan birini… Halbuki vicdan bir hatanı, yanlışını görmesin; susmaz, uyku uyutmaz insana. Fakat onun vicdanı için geçerli değil bu..

Tamam, kendi çocuğuna yıllarca umursamaz, vurdumduymaz ve aciz olabilirsin; ama bencillik edip de, kendi öz evladını kara kışta sokağa atıp ve çocuğun dondurucu soğuğun ortasında, bir akşam vakti karanlığın altında gözüne fener tutulmuş şaşkın tavşan gibi ortada kalakalmışken, üzüntüden biçare gözleri dolu dolu etrafa bakarken; akşamları kafanı yastığa koyup rahat uyuyorsan, “Çocuğum nerede? Ne yapıyor?” demeyecek kadar vicdansızlaşırsan, bunun vebaliyle ölürsün günün birinde. Tek başına, kimsesiz, yapayalnız, öylece ölür gidersin. Ne arkandan “Babam” diyen olur ne de adını özlemle anan.. Üstüne, senin için kurtuluş bile olur ölümün.

Şunu bil ki artık benim için “O senin baban ama” sözleri bu noktadan sonra laftır.. Bir tanrı varsa seni affetsin çünkü ben asla affetmeyeceğim… Ve seni sonsuza dek “Affedilmeyen” ilan edeceğim…

Enginalp Derince

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...