Rüya

Gece Gündüz
A A

Rüya

Ben geldim…

Kırık bir sandalye ve boş masadan kalktım, bir hanımefendinin daveti ile oturdum karşı masaya.

Masada ilk oturduğumda gözleri kadar derin ve boştu ama yavaş yavaş donatılmaya da başladı masa; “kestiiiiik!” diye bağırdı seslere.

Masa tamamlana kadar ise heybetli bir sessizlik.

Ufak bir bakış, çatal sesleri; ardından tatlı bir bakış, bıçak sesleri… Mezeler geldi ve su; bir de suyun bile anlını pirüpak eden rakı.

Bir 70’lik sanırım; sadece cam bir şişe, üstünde bir marka yok. Ağzımızla içebilseydik iyiydi. Burası o meyhane, o eski bir balıkçı meyhanesi.

Karşımdaki hanımefendi kadar tuhaf, hatta en azından bizim kadar tuhaf. Etraf sessiz, sadece tenimizi okşayıp bizi muhabbet etmeye iten, rüzgar anne ile rüzgar babasının fısıltıları var. “Çok içmeyin ama güzel olana kadar lokum gibi de yuvarlayın.” dedikçe vuruyoruz.

Ben başlıyorum konuşmaya. Zaten hep ben başlamışımdır bu ömrü hayatımda güzel olmasını istediğim her şeye.

Ah ne kadındı be! Önümü görmüyorum ama üstündeki 60 ile 70’ler arasında bir yerden kalma elbise çok güzel.

Sadece elbiseleri mi? Gülüşü, konuşması, bakışları hepsi karşımda… Sesini duyuyorum ama dokunamıyorum, dokunmak yasak!

Ama yine de dokunduğum tenlerden daha sıcak, hâlâ dokunmadığım halde bile.

Her şey ten değil ve bu hanımefendi ile hiçbir şey aynı değil. Bir anı vardı aklımda, bir rüya; anlatılması gereken bir rüya ve anlatılmış bir rüya.

Gün artık aydınlık.

Enes Serter

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...