Haylaz Bir Çocuk: Şöhret

Gece Gündüz
A A

Haylaz Bir Çocuk: Şöhret

Şöhret, ayakkabısının bağcıklarını bağlamayan yaramaz ufak bir çocuğa benzer. Etrafta daima açık bağcıklarına aldırmadan koşar durur. Kimi zaman hemencecik birinin eline yapışır ve onu erken yaşta kendine, yani şöhrete kavuşturur. Kimi zaman koşarken ayakkabısının bağcığına basarak yere düşer ve ağlamaya başlar, onu bekleyen kişiye çok geç ulaşır. Hatta belki ulaştığında, onu bekleyen kişinin ölüsüyle karşılaşır.

Bana kalırsa anlatacağım durumlar arasında en kötüsü budur. Sanatçı, ömrünün büyük veya küçük bir kısmını işine adar. Kitaplar, hikâyeler yazar, insanlar okusun diye. Diziler, filmler çeker, insanlar izlesin diye. Şarkılar söyler, resimler çizer, heykel yapar, yaptığı işin beğenilmesini ister, ilgi görmesini ister. Bu isteğin aşkıyla yanar, tutuşur ve içindeki ateşle beraber en sonunda ebediyete kavuşur. Ne yazık ki ayakkabısın bağcığını bağlamadığı için yolda düşen şöhret, sanatçıya yeni kavuşmuştur.

Sanatçı öldükten sonra kitapları satar, filmleri izlenir, şarkıları dinlenir, resimleri ve heykelleri ilgi görür ama ne fayda. İş işten geçmiştir. O saatten sonra gazeteler ve dergiler, onu tanıyan insanlarla röportaj yaparlar. Yazılarının sonuna bırakılan ufak notta saygıyla andıklarını ifade ederler. Umarım samimidirler.

Şöhret, yaramaz bir çocuk olduğundan dolayı kimi insanlar sıkılır onunla uğraşmaktan. Sürekli olarak şöhretin içinde olmak, onlara zor gelir ve şöhreti evde bırakarak bir sahil kasabasına yerleşirler, belki de yurt dışına. Öldükten sonra şöhrete kavuşanlar hep kıskanır böylelerini, bulup bunadıklarını düşünür. Kendisinin, onun yerinde olsaydı neler neler yapacağını iddia eder. Evde bırakılan şöhretse birkaç gün ağlar, sonra camı kırarak kaçar ve başkalarını bulur. Yaramaz olduğu kadar da sevimli olduğu için kimse kolay kolay hayır diyemez ona.

Başka birine ulaştığında, terk edilmişliğin verdiği kimsesizlik hissiyle sıkı sıkı sarılır şöhret yeni efendisine. Onu o kadar sahiplenir ki ülkesine hatta tüm dünyaya tanıtır. Şöhret, yeni efendisine duyduğu muhtaçlıktan dolayı onun kusurlarını görmez, onu şahane sanır. Aradan aylar belki yıllar geçer. Ona duyduğu muhtaçlık hissini kaybettikçe bir bir kusurlarını fark eder yıldız yaptığı insanın. İşte o zaman, bir gece ansızın kaçıverir evinden. Kimseler tutamaz onu. Aniden yıldızı parlayıp sönen ünlülerinde sırrı budur.

Yarı yolda bıraktığı efendisinin de evinden kaçan şöhret, başka bir eve sığınır. Evin sahibine ilk başlarda ısınamaz, evin sahibiyle yavaş yavaş arkadaşlık kurar. Yavaş kurduğu arkadaşlığın temeli sağlam olur. Nadir de olsa evin sahibini ne kadar çok sevdiğini ve seveceğini fark eder, onu asla terk etmez. Haylaz çocuk şöhret için evin sahibi, tıpkı büyükannesi gibidir, her koşulda sever. Büyükannesin elinden tutar ve şöhretin basamaklarını bir bir çıkmasına yardımcı olur; uzun uzun geçen zamanların ardından, merdivenlerin sonuna ulaşırlar ve büyükannesini merdivenlerin sonundaki tahta oturtur. Başında nöbet tutarak orada sağlıklı ve mutlu yaşamasını sağlar.

Bazılarınaysa hatta toplumun büyük kesimineyse hiç uğramaz şöhret; zira şöhretin annesi, çocuğunun kimi insanlarla konuşmasını hiç ama hiç istemez.

Emir Evren

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...