Kuşları Unuttuk

Gece Gündüz
A A

Kuşları Unuttuk

“Benden sonra kuşlara iyi bakın.”
-Nilgün MARMARA

Sevgili Marmara, senden sonra kuşlar uzak ülkelere doğru yol aldı. Evet, yaz geldiğinde yenileri geldi belki ama eskisi gibi de ötmez oldular. Nedendir bilinmez; belki seni yolcu etmelerinden, belki de eski saflığını yitirmesinden hayatın; kuşlar da bir hüzünlü oldu. Ne zaman ağacın dalında bir kuş cıvıltısı duysak seni anıyoruz; ne zaman ki balkondaki çiçekler açsa senin kokun süzülüyor havaya. Belki biz yeni nesil senin kokunu hiç duyumsayamadık ama olsun, şiir kokun hâlâ kitap aralarımız da saklı.

Orada işler nasıl bilmiyorum ama burada işler hiç iyi gitmemeye başladı. Hani sen giderken “Hayatta tadacağım her şeyi tattım.” deyip de göç etmiştin ya bu dünyadan; işte biz bu dünyanın tadına bile varamadık henüz. Belki de bu yüzdendir kuşların değerini bilemeyişimiz. Biz aslında senin kadar cesur olamadık diyedir belki, sevdadan yana böyle yaralı oluşumuz.

“Her şair sevdadan yara almıştır.” derdin burada olsan belki. Belki de bir şiir yazardın bize, kahverengi defterlerimizi maviye boyardık birlikte; birlikte daha güçlü şiirler yazardık. Belki de sen bir kır evine yerleşirdin, bu dünyadan gitmek yerine sadece yaşadığım şehirden giderdin; bize el sallayarak. Bir tren yolculuğunda kuşlara el sallardın vagonun ufacık penceresinden. Bize çiçekli şiirler yazardın gittiğin yerden. Hem belki kalemi eline alan herkesin şiir yazamayacağını da söylerdin. Şiir, ayaklar altında kalmazdı. Boynu bükülmezdi ne şiirin ne de kuşların.

Ama sen, artık yoksun. Bak kuşlar da gelmiyor artık buralara; beton binaların arasında ölüyorlar onlar da. Biz balkonlarımızda çay da içemiyoruz akşamları, güneşin batışını da göremiyor sevdalılar. Hem zaten artık öyle uğruna şiir yazılacak sevdalar da yeşermiyor yüreklerde, yastık altlarında hiç ediyorlar seven üç beş azınlığı da.

Sen gittin ya o kavanozların dibindeki reçelleri sadece fotoğraf karelerinde görür olduk; kimse gerçekten reçel de yemiyor. Herkes her şeyini ortaya seriyor da duygularını kilitli sandıklarda çürütüyor. Yani kimse, kimseyi çok sevmiyor.

Sen olsan, onlara “Yeryüzünün arka bahçelerini de aralayın.” derdin. Dünyanın tüm kapılarını aralayamasak da arka bahçelerimizden ön balkonlara geçmeyi isterdik biz de. Öyle saf ve masum kalmayı da isterdik. Hani bir de şey demiştin ya; “Her insan bir kez sırtından vurulur.” diye. Haklıydın, hepimizi bir kez vurdular; arkalarına bakmadan, acımadan hem de.

Sen olsaydın bu haksızlıkları, bu sevgisizliği yeniden tanımlardık; daktiloya çekerdik hayal kırıklıklarımızın listesini. Belki avuçlarımızda kalan o ufacık umut da hayat verirdi kuşlara; kuşlar da çekip gitmezdi.

Affet bizi; sen gittin, biz kendi derdimize düştük ve kuşları da unuttuk.

Emine Üstün

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...