Acı Eşiği

Gece Gündüz
A A

Acı Eşiği

Şimdi karşımda öylece oturuyor, suskun tavrıyla öfkemi yatıştırabileceğini sanıyordu. Oysa o kadar kolay değildi artık kendini tutmak. Bu kadar yıldan sonra, onca sabredişten sonra; bardağın bile hacmini aşıyordu olanlar. Takvim yapraklarından eksilen o koca yıllar ve birkaç iyi anının içine sızmış üçüncü şahıslar… Her yapılan haksızlığa katlanabilirdim de başka birinin hikâyemize sızmasına tahammül edemiyordum işte. O benim en büyük kurtarıcım, tek kahramanımdı. Şimdiyse bir gecenin hatasından bahsediyor, olanları unutalım diyordu. Tanrım nasıl unutabilirdim ki? İnsan nasıl unutur, en akılda kalması gereken şeyleri?

Birden bir çıt sesi geldi. Daha ben ne olduğunu anlayamadan ellerinin bana uzanışını gördüm. Ne çok ayrı kalmıştım onlardan. Bir de o şefkatli tavrı görmek yüzünde, tüm hüzünlere değerdi oysa. Sesin nerden geldiğini anlamam ise uzun sürmedi, o hengâmede elimde sıkıca tuttuğum çay bardağını kırmıştım. Elime batan parçayı çıkarırken şefkatli halini giyinmişti o da az önceki vurdumduymazlığını bir kenara bırakarak.

“İyi misin?” diye sorarkenki ilgisini ne kadar uzun zaman aramıştım gözlerinde. Şimdiyse sırf bir cam parçası için mi olacaktı bu tavrı?

Daha bir şey söyleyemeden peçeteyle ellerime batan parçaları temizlemeye başladı. Hiç bu kadar uzun tutuşları olmamıştı ellerimden. Elleri sıcacıktı. Ama hiçbir dokunuşu ısıtamazdı artık içimde buza döndürdüklerini; yine de iyi niyetine karşılık tebessümle karşılık vermeye çalıştım zoraki bir tavırla.

Daha da pişkinliğe vurdurup “Senin canın çok azdır, şimdi ağlamaya başlama…” şakacılığıyla her şey normal seyrinde duruşuna büründü. “Şu küçücük kesiğe bile dayanamazsın bilmem mi seni, hep böyleydin.” diyerek daha bir üstüne toprak atıyordu olanların. Sanırım bu bardağı taşıran son noktaydı. Şimdi ihanetine, yalanlarına, hiçbir şey yokmuş gibi davranışına mı yoksa bu konuşmasına mı kızmam gerektiğini kestiremiyordum. Elimi hızla çektim ellerinin arasından, bir dakika bile ayrı kalamayışlarıma hayıflanarak.

“Acı mı dedin? Evet, canım azdır ve cam kesiği bile yeter acımasına. Ama şimdi gerçek acının tadını duyabiliyorum dudak aralarımda. Kolayca canı yanan biri olarak değil, artık acı çekme eşiğini arşa çıkaran biri olarak hem de… Şu cam kesiği nedir ki güvenini bir gecelik heveste bırakanlara? Ama boş ver; sen yine aynı bil beni. Ben artık seni aynı hatırlayamadıktan sonra…” Daha fazla devam edemeyip sustum sonra, başka ne yapabilirdim ki? Daha fazlasını söylemek aşkı da acıyı da ziyan etmek olurdu onda.

Emine Üstün

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...