Öndeki Maziyi Takip Et!

Gece Gündüz
A A

Öndeki Maziyi Takip Et!

Şarkılar bizi söyler; kendimizi dinleriz.

Hayatımızın hangi evresinde dönüp dolaşmadık ki bir şarkının eşiğinde? Ardı ardına başa sardığımız ne varsa yıllar sonraki her dinleyişimizde, yanımıza yanaşan ilk zaman makinesine binip arkadaki müziği takip etmesini söyledik: İstikamet mazi… Etkisinde kalışlarımızın; ne kadar ileriye gidebileceğini kestiremeden, bizi ne kadar geriye götüreceğini bilmeden…

Şarkılar çok şey söyler; biz hangisini dinleriz?

Nice sevdalar ve ayrılıklar, ihanetler ve tutkular, hırslar, arzular, öfkeden kudurmuşluklar, nice düşler ve hayatlar, Ay, Güneş ve yıldızlar… Kırılmış tırnaklar, birbirine girmiş saç-sakal, akmış makyajlar… Bıyık altı tebessümler ve eteklerden dökülen nice taşlar… Hepsi için tek bir ortak nokta: İnsanlar.

Annem hep der; muhtemelen büyük-büyük-büyükannem de derdi: “Her şey insanlar için…”

Tüm sancısıyla doğum da insanlar için tek nefeslik ölüm de. Eğri oturup doğru konuşmak da yalandan iki büklüm olup doğrulamamak da…

Kazanırken “neden ben” diye sorgulamadan, saniyeler içinde zafer sarhoşu olduğumuz şu hayattaki ilk kaybedişimizde; içimizde başlatıp kontrolsüzce dışımıza sızdırdığımız “neden ben” isyanını bastıramayacak hâle gelişimiz, ne büyük acizlik… Hâlbuki ne basit; kazanmak da insanlar için kaybetmek de.

En çok da her sefanın cefasını çekmek insanlar için ki bu, atalarımız arasında “gülün dikeni” olarak da tabir edilmiş. Her inişin bir yokuşu da var tabii; bütün yollar insanlar için.

Okyanusta da olsak bir süs havuzunda da olsak; boğulmaya ramak kala yüzmeyi öğrenmek gibi geçiyor yaşamak da. Ne tuhaf… Boğulmak da insanlar için sırt üstü yatıp hayallere dalmak da.

Zaman da insanlar için. Bazen dört mevsimin nasıl geçtiğini anlamıyoruz da dört saatte kendimize sığamıyoruz. Dört duvara hiç sığamıyoruz, dört dönüyoruz. Kaybetmeyi göze alamadığımıza, dört elle sarılıyoruz. Sayılar da insanlar için.

Harfler de insanlar için. A’dan Z’ye her şeyi bilmek istiyoruz. Bazılarımız Ğ’de eleniyor; kalanlarla ansiklopedi yazıyoruz.

Bulutlar da insanlar için. Küçükken nereye çizsek maviye boyuyoruz; beyaz olduğunu fark edince bizimle yaşlandı zannediyoruz. Renkler de insanlar için. İçinde siyah da beyaz da olan gökkuşağı gibiyiz.

Şarkılar insanları söyler; biz kimi dinleriz?

Hareketli bir kalabalığın içinde değişmeyen tek şey olarak kaldığımızda kimi dinleriz mesela? İnsanlar da insanlar için. Bazen ruhumuza salgın hastalık, bazen her şeyin ilacı… Doğru insandan bahsetmek isterdim ama yanlış da insanlar için.

Şarkılar bizi söyler; siz kimi dinlersiniz?

Elif Güneş

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...