Satılık Ruh Var!

Gece Gündüz
A A

Satılık Ruh Var!

Ticaret nedir? Nasıl işler? Nelerin ticareti yapılabilir? Ülkemizin aydın kuruluşlarından biri olan TDK ticaret için şu tanımı yapıyor; “Kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği”. Aynı kurumun kirli sözcüğü için yaptığı açıklamalardan biri de “Aybaşı durumunda bulunan kadın”. O yüzden biz başka bir açıklama bulalım bence bu kelimeye. “Kirlenmemiş” bir tanım. Ticaret en basit tabiriyle bir şeyler almak ya da bir şeyler satmak. Bu bir şeyler her şey olabilir. Yiyecek, içecek, eşya, kıyafet, maden… İnsanların kabullendiği ticaretler yani. Bazısı ise kabul görmez. Silah, uyuşturucu, köle gibi. Zaten bu alışverişler yasadışıdır genelde. Bazıları ise hem legaldir, hem tüm insanlar bilir, hem de ölesiye nefret eder bu alım satımdan. Bu ticaretlerden birinin ürünü kadınlardır. Zaten genel anlamda kadını pek de sevmeyen toplumlarda bu ticaret özellikle büyük bir öfkeyle karşılanır. Bunun içinde olan kadını da “Fahişe” diye adlandırır. Hem herkes nefret eder fahişelerden, hem de çoğu erkek hayatında en az bir kere gider geneleve. Benim merak ettiğim şey ise şu. Herkes bu kadar benimsemişken, yasalken ve erkeklerin söylediğine göre aslında bir ihtiyaçken, neden toplumda en çok nefret edilen kişilerdir fahişeler? Neden en büyük tepki bedenini satanlara verilir? Hâlbuki daha fazla tepki verilmesi gereken bir ticaret vardır şu dünyada. Ruh Ticareti. Bir abimiz güzel bir şarkısında şöyle der; “Sordum niye sattın vücudunu? Daha mı kötü dedi satmaktan ruhumu?”

Dünyadaki en tehlikeli ticaret ruh ticaretidir. Her gün milyonlarca insan ruhunu satar. Karşılığında da farklı şeyler bekler. Kimisi para, kimisi saygınlık, kimisi başarı bekler. Kimisi de aşk. Temel olarak ticaretin kökeninde şu vardır. Sen de, karşı taraf da lazım olmayan bir şeyi lazım olanla değiştirirsiniz ve herkes kazanır. Her iki tarafta kâra geçer.  Ama ruh satılan ticaretlerde kazanç sadece ruhu satın alanın hanesine yazılır. Diğer hane ne kadar dolarsa dolsun aslında hep boş kalır. İnsan, ruhu satıldığı zaman insanlığını kaybeder.  İnsanlık ise dünyada işe yarayan ve gerçekten değeri olan tek şeydir. İnsanlığın ticareti olmaz! İnsanı insan yapan şey doğrunun yolundan ayrılmadan, merhametiyle yürümesidir hayatın yolculuğunda. Kime göre, neye göre doğru olduğunu bilemiyorsanız da karar vermek çok kolay. Yaptığınız şey bir kişinin bile gözünde yaş oluyorsa o şey yanlıştır. Ahlak, değer, gelenek yargı denilen kavramlar toplumdan topluma, dilden dile, dinden dine farklılık gösterir. Bu kural ise hiç değişmez. Hayattaki tüm doğru eylemler, başkalarını üzmeden yapılan eylemlerdir. Ama sizin vicdanınızın sesi kaybolur da herhangi birine ya da bir şeye, kendinizin ya da bir başkasının çıkarları için ruhunuzu satarsanız, işte o zaman kıyamet gelmiş demektir. Zaten yeterince kıyımın olduğu şu dünyada herkes satarsa ruhunu, o zaman insanlığı kimse kurtaramaz işte. Gelip geçici bir dünyada, ölümün olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Zaten ömrümüz ortalama 70 yıl. 70 sene. 25.550 gün. Şu 25.550 günü de onurlu, gururlu, merhametli yaşamayacaksak neden yaşayalım ki?

Daha birkaç ay önce bir cenazeye katıldım. Benim cenazesine gittiğim kişi iyi bir adamdı gerçekten. Merhametli, onurlu bir adamdı. Kimse için başını yere eğmedi. Dimdik bir çınar gibiydi hep ruhu. Öyle de öldü. Ben şanslıydım ki öyle biriyle tanıştım, konuştum senelerce. Ruhu satılmış biri değildi o. Unutmayın! Ruhu satılmış adamların cenazesinde sadece mirası konuşulur. Miras dağılır, ruhu satılır, adam unutulur. Belli olmaz dışarıdan kimin ruhu satılmıştır, kim onurludur. Hatta dışarıdan ruhu satılmışlar daha bile onurlu durur. Anlamak için bunu ben erdem ışığı tutarım ikisine de. Herkese birer parça verdiği ruhunun gölgesi miniciktir satılmış olanın. Onurlu adamın gölgesi ise öyle bir büyür ki duvarda, seni kucaklar bir anda. O yüzden hiç kimse ya da hiçbir şey için ruhunuzu satmayın. Elinizdeki gerçekten değeri olan tek şey o çünkü.

Efsun Etlioğlu

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...