Ay-na Tutulması

Gece Gündüz
A A

Ay-na Tutulması

Bu aralar malum çay edebiyatı pek meşhur. Gel biz seninle başka bir şey içelim. Süslü isimli kahveler de bize göre değil, çay bahçesinde içilen çaylar da sokaklarda kırılan bira şişeleri de. Biz seninle küçücük bir balkonda, menekşelerin yanında ıhlamur içeriz. Sokaklarda öpüşmeyelim, duvarlara şiirler yazmayalım biz. Boş ver sevgilim. Anarşi, ruhunda ateş olanların işi. Biz böyle işlerin adamı değiliz. Elbet soğuyacak ruhları onların da. Bizim ruhumuz zaten fezada. Boş ver sen. Bırak kırmızı gülleri onlar alsın, biz o işleri de beceremeyiz. Biz en fazla pencere kenarında, saksıda fesleğenler yetiştiririz.

Ben sana resimler çizip şiirler yazamam. Ya da sokak duvarlarında edebiyat parçalayamam içinde adın geçen. Aşkımızın simgesi mahiyetinde dövmeler de kazıyamam vücuduma. Şehvetli gecelerde bir sigara da yaktıramam. Ben, en fazla içinde kuşlar olan bir kanaviçe işlerim sana.

Kavgalar da edemem seninle mesela, bağırıp çağıramam; bardaklar atamam kafana ya da gidemem kapıyı çekip sessizce. Ben, beklerim sevgilim. Karşıma oturmanı ve benimle konuşmanı sakince. Ben, adını bile söyleyemediğim müzik gruplarını da dinleyemem sevgilim. Barları da pek bilmem mesela. Oralarda çalan şarkıları da. Ben en fazla denize bakan bir balkonda, iki tek eşliğinde bir Münir Nurettin Selçuk plağı koyabilirim gramofona.

Anla beni sevgilim. Ben, ne yaşayacak kadar genç ne de ölecek kadar yaşlıyım. Ben, ne isyan kadar ateşli ne itaat kadar sakinim. Ben, ne okyanus kadar dalgalıyım ne de bir bardak su kadar durgun. Anla beni. Ben, yolu nihilizmden geçen adamların beyinlerinde dolaştım, ondandır bu inançsızlığım. Benim annem, mutfakta portakallar kaynatırken tencerede, bir tatlı huzur almaya giderdi Kalamış’a; ondandır tüm inancım mutlu zamanlara. Ben, Yunus Emre’nin memleketindenim sevgilim. Ben, yaşamayı severim bir çocuğun gülüşü kadar. Benim babam, Nietzsche’nin çocuklarından; ondandır ölüme olan sevgim de yaşama olan kadar. Anla beni; ben, sazların çalındığı bir evde açtım gözlerimi. Sazlar çalınır bizim bahçelerimizde. Bileklerimi kessen bir bağlamanın tellerini kesersin ancak, türküler susar. Sana “underground” aşklar yaşatamam. Bir barda sarhoş dans ederken ya da sokaklarda koşarken bulamazsın beni. Ve evimin raflarında viski şişeleri ya da makyaj malzemeleri de bulamazsın, arama hiç. Benim raflarımda reçeller vardır sevgilim. Her birini özenle kaynattım, kurdeleler bağladım kavanozlarına.

Anla beni sevgilim, dudaklarından şarap içemem diye kızma bana. Ben, gönül okyanusumun sahilinde yaşarım. Okyanus rüzgârı, dağıtır saçlarımı benim. Gittiğim her yere de o esintiyi taşırım. Bunalırsan bu rüzgârdan, sahilime gel. Ama asla hırçın tufanlar bekleme benden. Benim rüzgârım, gönül ülkene usul usul eser.

Ruhumsa bir otobüs yolcuğunda, pencerenin önünden koşan hayata benzer. Yakalayamazsın, sadece izlemesi hoş gelir. Bu şehir, bu kirli yüzler, bu plastik gerçeklik uzaktır bana. Beni bulmak istersen başka yerlere gel. Bedenim yanındadır belki ama ruhum, kim bilir hangi rüzgârla gitmiştir bir dağın başına. Ruhum, uzun yolculuklarda gördüğün bir tabela. Kilometresiz. Şehre asla ulaşılmaz, ulaşılırsa zaten bir anlamı kalmaz. Ve şayet bir gün ulaşırsan bil ki sevgilim: O ruh, artık benim ruhum değildir.

Kelimelerimi savururum tatlı bir Ege rüzgârına. Ondandır bu Ege sevgim. Benim kalbim hep Ege’dedir. Anla beni. Sevgi sözcükleri ekerim bahçelere, tarlalara filizlerinden yeni bir ben doğan. Fidelerimi kesersen bir ben ki doğar, ruhum susar, ormanlar yanar. Sen beni anla, boş ver diğerlerini. Yapamam metropol insanları arasında. Tohumlarımı ekecek bir avuç toprağa hasret, kurur giderim. Bu kadar uslu durduğuma bakma. Benim başım hiç eğilmez. Hep bir efe taşırım yüreğimde. Zeybeği durdurursan ne ben kalır geriye ne de sana başını eğecek bir kalp. Kalbim, sevgilim. Anla. Anlarsan kalbim, bir asker gibi armağan olur varlığına. Üzme beni, sakın hırçınlaştırma. Pençelerim yıllardır bileniyor zira. Sana kalbimi, aklımı, düşüncelerimi açmam kolaydır ama ruhumu açmam başka. Benim ruhum, buram buram papatya. Sen anla, yapraklarımı ne olur sevgi kumarıyla kopartma.

Efsun Etlioğlu

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...