Detaylara Kaçınmak – II

Gece Gündüz
A A

Detaylara Kaçınmak – II

Bir gece öncesinde güzel bir akşam geçiriyor sayılabilirdi. Bugün adeta divanında uzanıp uyku ile uyanıklık arasında, bu kirli ama kendi olduğu için güzel olan sokaktaki uyarıcıları zihninde birleştirip kendine rüyalar üretmek isteyeceği bir gündü. Güneş yeni batmış, dükkanlar kapanıp yerine samimi sokak satıcıları gelmişti. Orta halli, çok düşünmeyen; genellikle haline şükredip kendilerini çocuklarına adayan ailelerin, tam olarak gezme ve beyaz bir gürültü yapma saatiydi. Genellikle bu ailelerin orta boylu, balık etli kadınlarının ellerinden tuttuğu küçük çocukların arkasında sinirli görünüşlü, pek konuşmayan babaları ve çaprazında onları takip eden ergenlik çağındaki çocuklarının, birkaç değişken dışında çizdiği fazla farklı bir profilleri yoktu. Burası sokağın en güzel yeriydi çünkü burada henüz küçük çocuklar, her gördüğünü isteyip aldıramadığı için ağlamaya başlamıyor, anneler çocuklarına “Yapma, etme…” diyerek adeta çocuğu kışkırtan buyruklarını saydırmıyor ve en önemlisi, kimse burada birkaç dakikadan daha fazla durmuyordu.

Çevrenin, bu kadar kontrollü ve bilindik bir halde olması uyumasını kolaylaştırıyor, aynı zamanda rüyalarının konusunu bulandıran dikkat dağıtıcı unsurlar görevini üstleniyordu. Adeta onun için bütün gece ayakta kalıp onu ayağında sallıyordu bu insanlar. Haşlanmış mısır kokuları, ağır ve sanki hiçbir yere varmaya çalışmıyormuş gibi atılan boş adımlar, ayrı ayrı sesler olsa da birleşip sokağı canlandırıyor, ona bir ağız verip sanki yabancı dilde konuşturuyordu. Bu ses, konuşup sessizliğin boşluğundan kurtarıyor ancak üzerinde düşündürtecek kadar anlaşılır olmuyordu.

Tam bu ninni eşliğinde uykuya dalmışken rüyasının içinde rahatsız edici bir ses duymaya başladı. Bu ses, rüyasıyla uyumlu olmaya çalışıyordu ama biraz daha yükselince uyanmayı daha fazla geciktiremedi. Gitarın sesi, bu saate kadar uykusuna eşlik eden beyaz gürültüleri bastırıp cüretkârlığının başarısını daha da yükselerek kutladı. Bütün sokaktan geçip giden insanların başaramadığı tek bir şeyi, bu tahtadan çalgı başarmıştı: Bir insanı yatağından kaldırıp düşünmeye, dikkatini vermeye ve dinlemekten fazlasını talep edip izletmeye… O huzurlu uykudan kaldırıp hissettiğini eyleme dökmeye iten ses, bugünkü başarısının belki de tek sebebiydi. Bu ses, ilk defa onu yatağından kaldırıp yaptığı eseri bozacak ve yenisini baştan yaptıracak enerjiyi hissettiren sesti…

Bu yazının diğer bölümlerini okudunuz mu?

Duygu Sökmen

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...